YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4658
KARAR NO : 2021/1904
KARAR TARİHİ : 30.11.2021
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki konkordato davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esastan reddine yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin 18.01.1993 tarihinden bu yana inşaat taahhüt işi yaptığını, son dört yılda yüksek montanlı taşınmaz yatırımı yapılmış olması ve grup şirketlerinden …. AŞ için yapılan yatırımların henüz geri dönüşünün sağlanamaması nedeniyle mali darboğaza girdiğini, müvekkili şirkete konkordato mühleti verilmesi ve bunun tasdiki halinde borçların ön projede gösterilen şekilde tam olarak ödeneceğini ileri sürerek mühlet kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, konkordato tasdik projesi kapsamında kalan tüm borçlarının %35 indirim ve kalan bakiye %65 ana para borçlarının tasdik kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl ödemesiz, üçer aylık dönemlerde ve eşit taksitler halinde 3 yılda davacı tarafından alacaklılara ödenmesine dair verilen karara karşı bir kısım müdahil vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından davacının varlıkların borçlara oranı % 55 mertebesinde olduğu, oysa teklifin borçların % 65 inin ödenmesi şeklinde olup, kaynaklarla teklifin uyumlu olmadığı, istemci sermaye arttırmayı bir proje unsuru olarak göstermediği gibi şirketin tek ortağının şirketten alacağı 3.949.208,86 TL den feragatini konkordatonun tasdiki şartına bağladığı, bu alacağından feragat etmişse de bunun kaynaklara bir katkısının olmadığı, iflas halinde alacaklıların eline geçecek tutar komiserler raporunda % 31 olarak belirlenmiş ise de bu hesaplamanın hangi yöntemle yapıldığı anlaşılamadığı, bunun denetlenmesi için alınan bilirkişi raporunda konkordato projesine göre yapılacak ödemelerin “paranın zaman değeri” hesabı yapılmış ve faiz oranları % 17 olarak hesaplanmak suretiyle ödenecek 32.930.750 TL toplam borcun ancak 12.207.542,82 TL olacağı anlaşıldığı ve konkordatonun tasdiki halinde alacaklıların daha da zarara uğrayacağı, şirketin borca batık durumda olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davacı şirketin iflasın karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Konkordato bir külli tasfiye kurumu değildir. Kanunun ifadesi ile borçlarını ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan şirketin alacaklıları ile anlaşma sağladığı bir kurumdur. Borca batık şirketin bu kurumdan yararlanması hassaten arzu edilen bir husustur. Mevcut ekonomik ortamda ayakta durmaya çalışan, işçisini kapı dışarı atmayan alacaklılarının çoğunluğunu %65 ödeme karşılığında ikna eden bir şirketin ayakta kalması mümkün olabilecekse ekonomik hayatını devam ettirmesi arzulanan ve konkordato kurumu tarafından hedeflenen sonuçtur.
Konkordato tastik edildikten sonra alacaklıların kısmi veya tamamen fesh hakları bulunmaktadır. Bu yolların kullanılması da zorlayıcı bir hükme bağlanmamıştır.
Ülkemizde iflas eden bir şirkette alacaklıların tatmin oranı Adalet Bakanlığı istatiki verilerine göre %10-15 civarındadır. Konkordato projesi çoğunlukla kabul edilen bir şirketin alacaklısına mahkeme kararı ile sen ancak bu bedeli alabilirsin demek kanunen amaçlanan sonuç olmamalıdır.
Şirket faaliyetine devam etmektedir. Azınlıkta kalan alacaklının menfaatini korumak yerine mahkeme denetiminde çoğunlukta olan alacaklıları ile sözleşme yapan davacı şirketin farazi hesaplar yaparak ifasına karar verilmesi ne ekonomiye ne de şirket çalışanlarına fayda getirmeyecektir.
Konkordato talebi dava teorisinin dışında son durumun da nazara alınması gereken ve karar tarihine en yakın veriler nazara alınarak sonuca bağlanması gereken taleplerdir.
Somut olayda, konkordato teklifinde %65 ödeme vaadinde bulunulmuş olup, davacının %55 ödeme gücü bulunduğunun tespiti karşısında, vaadedilen ödeme oranı ulaşılamayacak bir hedef olmadığı gibi alacaklılar tarafından bu teklif yeterli çoğunlukla kabul edilmiştir. Kaldı ki istatistiklerinden de anlaşılacağı üzere iflas halinde alacaklılıların eline geçecek miktarın bilirkişi raporları ile tam olarak tespit edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenle mahkemece şirketin son mali analizleri üzerinde yeniden inceleme yapılarak, şirketin tasdik sonrası, eylemleri, faaliyet durumu, projesinde gerçekleşme oranı, tasdik kapsamında borç ödeyip ödemediği hususlar üzerinde durularak bir karar verilmesi gerekirken sadece matematiksel hesaplar sonucunda yazılı şekilde iflas kararı verilmesi yerinde görülmemiş kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi kararı usul ve yasaya aykırı görüldüğünden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HMK 373/2. maddesi gereğince dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23 Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 30.11.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.