Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/4470 E. 2021/13517 K. 23.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4470
KARAR NO : 2021/13517
KARAR TARİHİ : 23.12.2021

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılardan … vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı; davalı …’ın borçlusu, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduğu 10/11/1998 tarihli tüketici kredisi sözleşmesiyle 3.995,62 TL kredili mevduat sözleşmesi uyarınca da 2.500 TL kredi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edildiğini ileri sürerek; 50.576,90 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı …; banka personelinin usulsüz olarak kredi sözleşmesi tanzim ettiğini, borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar; davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece; dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/07/2013 tarihli ve 2013/10141 E. 2013/144/58 K. sayılı kararıyla; “…1-Dava, kredi borcundan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçelerle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı taraf davalı borçlu ve kefillere 10/11/1998 tarihinde tüketici kredisi sözleşmesiyle 3.995,62 TL, yine aynı tarihli kredili mevduat hesap sözleşmesiyle 2.500 TL banka kredisi verdiğini, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiği belirtmiş ve buna ilişkin olarak kredi sözleşmesi ibraz etmiş, anılan sözleşmenin 1. maddesinde ise davalılara tüketici kredisi açılması için anlaşmaya varıldığı belirtilmiştir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 10. maddesinde tüketici kredilerine ilişkin düzenleme yapılmış, 23. maddede ise bu kanunun uygulamasından çıkan ihtilafların Tüketici Mahkemelerinde görüleceği belirtilmiş olup, bu durumda davacı tarafça talep edilen 10/11/1998 tarihli tüketici kredisine yönelik istem yönünden Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 10 ve 23. maddelerindeki düzenleme karşısında mahkemenin davaya bakmaya görevli olduğu nazara alınarak uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir….” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, Tüketici Kredi Sözleşmesinde davalı …’ın asıl borçlu, diğer davalıların kefil olduğu, icra takip ve dava tarihi itibariyle önce asıl borçluya başvurulduğu ve takibin semeresiz kaldığı, bunun üzerine davalı kefiller hakkında takip başlatıldığı ispatlanamadığından, davacının davalı kefillerden henüz alacağını talep etme hakkının doğmadığı, davalı asıl borçlu …’ın cevap dilekçesinde ve bozma öncesi beyanlarında imza inkarında bulunmadığı, 11/12/2019 tarihli mazeret dilekçesinde imza inkarında bulunduğu, ancak mahkemece verilen kesin sürede yazı ve imza örneklerini sunmadığı, bu nedenle imza inkarından vazgeçtiğinin kabul edildiği gerekçesiyle, davanın davalılar …, …, … yönünden reddine, davanın … yönünden kısmen kabulüne, 0,01 TL asıl alacak, 8.179,98 TL işlemiş faiz, 409,00 TL BSMV olmak üzere toplam 8.588,99 TL’nin dava tarihi olan 05/10/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
1- Davalı … vekili temyiz aşamasında sunduğu 07/10/2021 tarihli dilekçesi ile eklediği ödeme dekontları ve davalının dilekçesi kapsamında, davalı ile davacı bankanın anlaşmaya vardığını, bu nedenle davacı banka davadan feragat ettiğinde veya takip etmediğinde kendilerinin de takip etmediklerini beyan etmiş; davacı vekili ise 08/10/2021 tarihli dilekçesinde davalı … tarafından ödeme yapılmış olduğundan huzurdaki davanın konusuz kaldığını belirtmiştir.
O halde, mahkemece; taraflarca temyiz aşamasında sunulan belgelerin değerlendirilmesi ve varılacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma nedenine göre, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.