YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/13047
KARAR NO : 2021/8165
KARAR TARİHİ : 23.11.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ve sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
…’ın 20.07.2011 tarihinde babasının vefatı nedeniyle üzülmesi sonucu geçici hafıza kaybı yaşadığından bahisle Bucak Devlet Hastanesi Acil Servisine götürüldüğü, burada Bucak Devlet Hastanesinde görevli nöroloji uzmanı doktor …’ın çağrıldığı, sanık doktor tarafından hastanın hastaneye yatışının yaptırıldığı, hastanın diazem ampül, isolite serum, apikobal tablet (vitamin ilacı), nootropil tablet kullanılarak tedavisine başlanıldığı, 21.07.2011 tarihinde akşam saatlerinde hasta yakınlarının hastanın huzursuzlandığı yönünde şikayetleri üzerine tekrar sakinleştirici uygulandığı, Bucak Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen tıbbi belgelere göre bu sırada hastanın bilinç kaybı ve uykuya meyilli olduğu, ertesi gün de tomografide infarkt saptanıp yoğun bakıma alındığı, 23.06.2011’de entübe edilip ventiltöre alındığı, diabetik mama, antibioterapi alan hastaya insülin, albumin, adrenalin infuzyonu yapıldığı, takipte sodyum yüksekliği, akut böbrek yetmezliği geliştiği, genel durumu daha da bozulan hastanın 05.04.2011 de eksitus olduğu olayda,
Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 15/08/2012 tarihli raporunda kişinin ölümünün beyin damarlarında tıkanıklığa bağlı serebrovasküler hastalık ve gelişen komplikasyonlardan ileri geldiği, tıbbi belgelere göre 20.06.2011 tarihinde, afazi (dilde tutulma) şikayeti, öyküsünde diabet, hipertansiyon gibi çoklu risk faktörleri olan hastanın afazi şikayeti dikkatli değerlendirilmediği, servisteki takipte günlük hekim takip notları bulunmadığı, bu süreçte gelişen ilerleyici inme (profresif CVH) tablosunun tanısında gecikme olduğu, hastanın şikayetleri ve kliniğine göre zamanında tomografi çekilerek erken tanı konularak dekompresyon, antiödem tedavilerinin uygulanması halinde kurtulma ihtimali bulunduğu dikkate alındığında sanığın hastaya zamanında gerekli tetkikleri yaptırarak tanı koyamaması nedeni ile kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, mahkemece dosyanın Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderildiği, Kurulun 11.06.2015 tarihli raporunda ise tıbbi belgelere göre 20/06/2011 tarihinde, dilde tutulma şikayeti, öyküsünde diabet, hipertansiyon gibi çoklu risk faktörleri olan hastanın afazi şikayeti dikkatli değerlendirilmediği, servisteki takipte günlük hekim takip notları bulunmadığı, bu süreçte gelişen ilerleyici inme (profresif CVH) tablosunun tanısında gecikme olduğu, hastanın şikayetleri ve kliniğine göre zamanında tomografi çekilerek erken tanı konularak dekompresyon, antiödem tedavilerinin uygulanması halinde kurtulma ihtimali bulunduğu dikkate alındığında sanığın hastaya zamanında gerekli tetkikleri yaptırarak tanı koyamaması nedeni ile kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, ancak raporun devamında kişinin klinik durumu itibariyle sanık tarafından zamanında tanı konularak uygun takip ve tedavisinin yapılması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı cihetle kusurlu eylem ile kişinin ölümü arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağı hususunda oy birliği ile mütalaa verildiği anlaşılmakla, sanığın kusurlu eylemi ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı net olarak tespit edilememiş ise de, sanığın çoklu risk faktörleri olan hastanın afazi şikayetini dikkatli değerlendirmemesi, servisteki takipte günlük hekim takip notları tutmaması, hastaya zamanında gerekli tetkikleri yaptırarak tanı koymaması şeklindeki tıp kurallarına uygun olmayan eyleminin TCK’nın 257/2. maddesindeki ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilerek, sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23/11/2021 tarihinde oybirliğiyle ile karar verildi.