Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/14260 E. 2021/11492 K. 22.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14260
KARAR NO : 2021/11492
KARAR TARİHİ : 22.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacıların davasının reddine, asli müdahillerin davasının kabulüne karar verilmiş, hükmün, asli müdahil … ve arkadaşları vekili, davalı …, … ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İli … İlçesi … çalışma alanında bulunan 463 parsel (112 ada 15 parsel) sayılı 17.200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı, satın alma, hibe, taksim ve ifraz nedeniyle … ve müşterekleri adına; aynı çalışma alanın bulunan 466 parsel (yeni 106 ada 5 parsel) sayılı 22.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, vergi kaydı, satın alma, hibe, taksim ve ifraz nedeniyle … ve müşterekleri adına, tarla vasfıyla tespit edilmiştir.
İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacıların murisi …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış ve yargılama sırasında müdahil … ve arkadaşları, tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıların davasının reddine, asli müdahil … ve arkadaşlarının davasının kabulüne, çekişmeli 463 ve 466 parsel numaralı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile Diyarbakır 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.08.2014 tarihli ve 2014/1677 Esas ve 2014/1817 Karar sayılı veraset ilamındaki payları oranında asli müdahiller adına tesciline karar verilmiş; hüküm, asli müdahil … ve arkadaşları vekili, davalı …, … ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, bu tür davalarda husumetin tespit maliklerine, tespit maliklerinin ölü olmaları halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi ve tüm mirasçıların davada yer alması zorunludur. Taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esas hakkında hüküm kurulması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda; çekişmeli 463 parsel sayılı taşınmazın tespit malikleri … , … ve … ile 466 parsel sayılı taşınmazın tespit malikleri … ve … kendilerine veyahutta ölü olmaları durumunda mirasçılarına usulünce davetiye çıkartılarak davadan haberdar edilmedikleri ve yargılamaya bu şekilde devam edilerek aleyhlerine hüküm kurulduğu ve bu kişilere gerekçeli kararın da tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, anılan tespit maliklerine, ölü olmaları halinde mirasçılarına dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiyenin yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmesi suretiyle taraf teşkili sağlanmalı, adı geçenlerden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, işin esasına ilişkin hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 22.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.