Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/15542 E. 2012/22147 K. 08.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15542
KARAR NO : 2012/22147
KARAR TARİHİ : 08.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, kardeşi olan davalıya 2006 yılında toplam 110 gram ağırlığında 22 ayar 9 adet altın bilezik ve 24 adet çeyrek altını ödünç olarak verdiğini, ancak davalının iade etmediğini belirterek aynen iadesine veya bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacıdan iddia edildiği şekilde ödünç olarak altın almadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kardeşi olan davalıya borç olarak verdiği altınların ödenmediğinden bahisle bu davayı açmıştır. Her ne kadar taraflar arasında ödünç olarak davalıya altın verildiğine dair yazılı bir belge yok ise de, tarafların HMK’nun 203/1-a maddesi kapsamında kardeş olmaları nedeniyle tanık dinlenebilir. Nitekim mahkemece, dinlenen tanıklar …, …,…, … birbirini teyit eden beyanlarında davacının evinde bulundukları sırada, davacı tarafından davalıya 110 gram ağırlığında 9 adet bilezik ile 24 adet çeyrek altını ödünç olarak verdiğini, davalının bu altınları daha önceden davacıdan borç olarak istemesi nedeniyle altınların davacı tarafından kuyumcuda tarttırılması sonucu kuyumcu tarafından kartvizitin arkasına yazılan 110 gram olduğuna dair yazıyı o sırada davacının kendilerine gösterdiğini buna göre altınların miktarını öğrendiklerini beyan etmişlerdir. Tanıklardan Havva ile davalının eşi arasında husumet olduğuna 2012/15542-22147
ilişkin ceza yargılama dosyası mevcut ise de,ceza yargılamasına konu olayın meydana geldiği tarihin tanığın şahit olduğu olaydan sonra geliştiği ve bu tanığın beyanlarının diğer tanık beyanları ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tanıkları ile aralarındaki akrabalık ilişkisi tanıkların doğruyu söylemediklerini göstermez. Asıl olan tanıkların doğruyu söylediğidir. Öyle olunca mahkemece, davacı tanık beyanları esas alınarak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 8.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.