Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/11716 E. 2021/11840 K. 23.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11716
KARAR NO : 2021/11840
KARAR TARİHİ : 23.12.2021

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-Borçluların temyiz isteminin incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Alacaklının temyiz itirazlarına gelince,
HMK.nun 297/2.maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır.
Somut olayda, tefhim edilen kısa kararda tazminata ilişkin hüküm kurulmadığından, yukarıda açıklanan HMK.nun 297/2.maddesine uygun hüküm niteliğinde olmadığı gibi, alacaklının tazminat talebi yönünden gerekçeli kararda da bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda, temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlar. Buna göre alacaklının tazminata ilişkin temyizi, kararın tebliğ edildiği 23/10/2021 tarihinden itibaren 10 günlük süre içinde (01/11/2021 tarihinde) yapıldığından temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Açıklanan nedenlerle, … 1.İcra Hukuk Mahkemesinin 01/11/2021 tarih ve 2021/295 E.-2021/652 K.sayılı, HMK’nun 346/1. maddesi gereğince temyiz talebinin reddine dair ek kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verilerek alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi.
Hukuk Genel Kurulu’nun, 19.11.2014 tarih ve 2013/12-2240 Esas 2014/929 Karar sayılı ilamında; borçluların mirası reddetmeleri nedeniyle borçlu olmadıklarına yönelik iddialarının borca itiraz niteliğinde olup, ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süre içerisinde yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Dairemizce de, anılan karar doğrultusunda içtihat değişikliğine gidilerek, Hukuk Genel Kurulu’nca kabul edilen ilke benimsenmiştir.
“İmzaya itiraz dışındaki diğer bütün itirazlara borca itiraz denir. Anılan itiraz, ödeme, borçlunun borcu olmadığı, takip konusu senedin karşılıksız olduğu (veya kaldığı), hatır senedi olduğu, teminat senedi olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu, kambiyo senedinde tahrifat yapıldığı, borçlunun senedin düzenlendiği tarihte temyiz kudretine sahip olmadığı, mirası reddetmiş olduğu veya mirasın hükmen reddedilmiş olduğu gibi sebeplere dayanır” (Prof. Dr. …; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s.197, Kasım 2004-…).
Somut olayda, murisin 13/05/2007 tarihinde vefat ettiği, 30/04/2009 tarihinde mirasın reddine karar verildiği, borçlular hakkında icra takibinin 31/10/2019 tarihinde başlatıldığı, borçlulara ödeme emrinin 04/11/2019 ve 07/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçluların mirasın reddinin iptaline karar verildiğinden miras payının resmi tasfiyeye tabi olacağını ve resmi tasfiye halinde mirasçıların tereke borçlarından sorumlu olmadıklarını ileri sürerek takibin iptalini talep ettikleri, bir diğer ifade ile borçlu olmadıklarını ileri sürdükleri görülmektedir.
Borçluların başvurusu bu hali ile İİK’nun 169. maddesi kapsamında borca itiraz olup, uygulanması gereken İİK’nun 169/a-6. maddesine göre; takip muvakkaten durdurulmuş ise, itirazın reddi halinde borçlu, diğer tarafın isteği üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir.
Somut olayda, mahkemece itirazın reddine karar verildiği, takibin 07.11.2019 tarihinde tensiple birlikte muvakkaten durdurulduğu, alacaklının da cevap dilekçesi ile tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, yukarıda anılan yasa maddesi hükmü uyarınca alacaklı lehine %20’den az olmamak üzere uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.