YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10494
KARAR NO : 2021/16001
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, davalı Kurum tarafından re’sen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammı ile davacı şirketin önceden yararlanmış olduğu asgari ücret desteğinin iptal edilerek davacı şirketten iade alınmasına ilişkin Kurum işleminin iptali ile davacı şirket tarafından ihtirazi kayıt ile ödenen tutarların iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince “istinaf başvurusunun esastan reddine,” karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I) DAVACININ İSTEMİ :
Davacı vekili …SGM’nin 14.10.2016 tarih 64808235/206 – 1089973/5497440 sayılı Kurum işleminin iptali ile Kurum işleminin iptali için 07.11.2016 tarihli ve 1520732 sayılı dilekçeleri ile talep edilmesi üzerine bu taleplerini reddeden 24.11.2016 tarih ve 2016/No.suz komisyon kararının iptali ve 2016/02 ayına ait Kurumca re’sen düzenlenen prim belgesi, dört aylık dönem bordrosu ve aylık prim ve hizmet belgeleri işleme alınması sonucunda tahakkuk ettirilen 30,04 TL ana para ve 3,84 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 33,88 TL’lik prim borcunun iptaline, Kurumun 14.10.2016 tarih 64808235/206 – 1089973/5497440 sayılı işlemi ile 2016/02 ayına ait eksik prime esas kazanç bildirildiğinden bahisle Kurum tarafından 31.10.2016 tarihinde haksız şekilde 2016 yılı içinde yararlanılan “asgari ücret desteği” tutarlarının gecikme zammı ve gecikme zammı ile birlikte 116.368,84 TL olarak geri alınmasına ilişkin işlemin iptaline, buna ilişkin Kuruma yaptıkları 07.11.2016 tarih 15201352 sayılı itirazları üzerine Kurum tarafından 08.11.2016 tarih ve 64808235-206-1089973-E.59990477 sayı ile “2016 Ocak – Aralık ayları arasındaki asgari ücret teşvikinden yararlandığınız teşvikler iptal edilmiştir.” şeklindeki Kurum işleminin iptali ile 2016 Ocak – Aralık ayları arasındaki asgari ücret teşvikinden yararlanmaları gerektiğinin tespitine ve Kurum tarafından 2016 yılı Ocak ayından itibaren yararlandırılan, ancak Kurum tarafından haksız şekilde iptal edilen asgari ücret teşviklerinin 31.10.2016 tarihinde gecikme zammı ve cezası ile geri alınan, ancak müvekkili şirket tarafından “ihtirazi kayıtla” ödenen toplam 116.368,84 TL’nin geri ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II) DAVALILARIN CEVABI :
Davalı … vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile taraflarına husumet yöneltilemeyeceği, idari eylem ve işlemlerin iptali için idare mahkemesine başvurmak gerektiği, yapılan işlemde usul ve yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı … vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile sigortalılığının sağlanması amacıyla yapılan işlemlerin 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86’ncı maddesinde belirtilen aylık prim ve hizmet belgelerinin ihtar yazısına istinaden 1 aylık süre içinde verilmemesinden dolayı 2016/02 dönemi için kurum tarafından re’sen aylık prim belgesi, dört aylık dönem bordrosu ve aylık prim ve hizmet belgesi düzenlendiği, bu belgelerin muhteviyatı olarak tahakkuk eden 30,04 anapara ve 3,84 gecikme zammı olmak üzere toplam 33,88 TL’lik prim borcunun işverene gönderildiği, söz konusu prim borcuna davacının itirazda bulunması üzerine Kurum tarafından reddine karar verildiği, davacı işverenin çalıştırdığı kişileri sigortalı bildirmediği ya da prime esas kazancını eksik bildirdiği takdirde fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işverenlerin destekten yararlanmasının mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
III) MAHKEME KARARI
1) İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :
İlk Derece Mahkemesince, “davanın kabulüne, 1- … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Marmaris Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 14/10/2016 tarih 64808235/206 – 1089973/5497440 sayılı kurum işleminin ve bu işleme davacı tarafından yapılan itirazın reddine dair 24/11/2016 tarih ve 2016/ nosuz komisyon kararının iptaline, 2016/02 ayına ait kurumca resen düzenlenen prim belgesi, dört aylık dönem bordrosu ve aylık prim ve hizmet belgeleri işleme alınması sonucunda tahakkuk ettirilen 30,04 TL ana para ve 3,84 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 33,88 TL lik prim borcunun iptaline,
2-Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 31/10/2016 tarihinde haksız şekilde 2016 yılı içinde yararlanılan asgari ücret desteği tutarlarının gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte 116.368,84 TL olarak geri alınmasına ilişkin kurum işleminin ve buna ilişkin kuruma yapılan davacı itirazının reddine dair, 08/11/2016 tarih ve 64808235-206-1089973- E 59990477 sayılı kurum işleminin iptaline, davacının 2016 Ocak-Aralık ayları arasındaki asgari ücret teşvikinden yararlanması gerektiğinin tespitine,
3-Kurum tarafından yukarıda belirtilen işlemlere binaen davalıdan tahsil edilen 116.384,84 TL’nin davacıya iadesine, ” karar verilmiştir.
2) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN KARARI :
Davalı Kurum vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, ” karar verilmiştir.
IV) TEMYİZ TALEBİ :
Davalı … vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile Kurum işleminin yerinde olduğu belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
V) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Eldeki davanın, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü’nün 08.09.2016 tarihli yabancılara ilişkin sosyal güvenlik yükümlülükleri yerine getirmeyen işverenlere ve yabancılara ilişkin yazısına istinaden Kurum tarafından kayden tespitin yapıldığı, 14.10.2016 tarihli yazı ile 1089973 sicil numaralı davacı işyerinde adı geçen yabancı uyruklu sigortalı …için 2016/02 ayına yönelik olarak ek AHPB düzenlenerek bir ay içinde Kuruma verilmesinin davacı şirketten talep edildiği, re’sen hesaplanan prim borcuna 07.11.2016 tarihinde davacı şirket tarafından itiraz edildiği, 24.11.2016 tarihinde Komisyon kararı ile davacının itirazının reddolunduğu, ilgili kararın davacıya 05.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın 13.12.2016 tarihinde açılmakla süresinde olduğu, Kurumun 08.11.2016 tarihli yazısı ile dava dışı sigortalının 2016/02 ayı ücretinin eksik bildirildiğinin tespit edildiği, 6661 sayılı Kanun teşvikleri ile ilgili, Kurumun 2016/4 sayılı Genelgesinin 3.3.4. maddesine 10/02/2016 tarihli 2016/4 sayılı Genelgenin 2.3.3 “2016 yılı için sigorta primine esas kazancın eksik bildirilmiş veya hiç bildirilmemesi olması” başlıklı bölümünde “2016 yılı için sigorta primine esas kazancının eksik bildirildiğinin veya hiç bildirilmediğinin denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlardan alınan yazılardan anlaşılması halinde 2016 Ocak ile 2016 Aralık ayları için destekten yararlanamayacağı gibi yararlanılmış olması halinde yararlandırılan tutarların gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte geri alınacağı” hükmü doğrultusunda davacının 2016/1-12 ayları arasındaki asgari ücret teşvikinden yararlandığı teşviklerin iptal edildiğinin davacıya bildirildiği, davacı şirket tarafından 31.10.2016 tarihinde asgari ücret teşviğinin iptali neticesi Kurumca çıkartıldığı belirtilen 116.368,84 TL lik borç tutarının ihtirazi kayıtla ödendiği, yine 15.12.2016 tarihinde re’sen düzenlenen 2016/02 ayına ilişkin ek AHPB prim borcu tutarı olan 34,01-TL nin ihtirazi kayıtla ödendiği, Kurum tarafından yapılan işlemlere dayanak belgenin 07.05.2015 tarihli davacı şirket ve dava dışı sigortalı arasında imzalanan hizmet sözleşmesi olduğu, bu belgede ücretin aylık 2.403,00-TL olarak belirlendiği, davacı şirketin ise Kuruma 10.07.2015 tarihli belirli süreli iş sözleşmesi kapsamında aylık ücret bildiriminde bulunduğu, bu sözleşmede ücretin taraflar arasında günlük brüt 80,10 TL olarak belirlendiği, Mahkemece sonraki tarihli sözleşmeye itibar edilerek yazılı şekilde sonuca gidildiği, 2016 yılına ilişkin olarak Kurum’un 26.08.2016 tarihli yazı ile dava dışı sigortalı …’ ın istirahatte olup hakkında çalışılmadığına dair bildirim girişi yapılmaması nedeniyle davacı şirket hakkında idari para cezasının düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 86. maddesi, geçici 68. maddesi ile 4447 Sayılı Yasanın geçici 17. maddeleridir.
1-5510 sayılı Yasanın 86’inci maddesi olup “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
2-27/01/2016 tarih 29606 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6661 sayılı Kanunun 17. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna geçici 68. madde eklenmiş olup, bu maddede; (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce;
a)2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 85 TL ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
b) 2016 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
2016 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar Hazinece karşılanır.
(2) Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad, unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi Hazine katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2016 yılı için eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden Hazinece karşılanan tutar gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
(3) İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2016 yılına ilişkin olarak, aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hâllerinde bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin hükümler uygulanmaz. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler bu tecil ve taksitlendirme devam ettiği sürece anılan fıkra hükmünden yararlandırılır.
(4) Birinci fıkranın (a) bendinin uygulanmasında, bir önceki yılın aynı ayına ilişkin olarak aylık prim ve hizmet belgesi verilmemiş olması hâlinde bildirim yapılmış takip eden ilk aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesindeki bildirimler esas alınır. 2015 yılından önce bu Kanun kapsamına alınmış ancak 2015 yılında sigortalı çalıştırmamış işyerleri hakkında birinci fıkranın (b) bendi hükümleri uygulanır.
(5) Sigortalı ve işveren hisselerine ait sigorta primlerinin Devlet tarafından karşılandığı durumlarda işverenin ödeyeceği sigorta priminin Hazinece karşılanacak tutardan az olması hâlinde sadece sigorta prim borcu kadar mahsup işlemi yapılır.
(6) 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun ek 9 uncu maddesi uyarınca ücretleri asgari ücretin iki katından az olamayacağı hükme bağlanan “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar için birinci fıkranın uygulanmasında (a) bendinde belirtilen 85 TL günlük kazanç iki kat olarak ve 2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen prim ödeme gün sayısının yüzde 50’sini geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı dikkate alınır.
(7) Bu madde hükümleri, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde sayılan kamu idarelerine ait kadro ve pozisyonlarda 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan sigortalılar için uygulanmaz.
(8) 4734 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca Hazine tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir.
(9) 2016 yılı Ocak ila Aralık aylarına/dönemlerine ilişkin yasal süresi dışında Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar için bu madde hükümleri uygulanmaz.
(10) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının görüşleri alınmak suretiyle Kurum tarafından belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer taraftan ise, 4447 sayılı Yasanın Geçici 17. Maddesi ile de; “31.12.2017 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, 1.2.2017 tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince Kuruma kayıtlı işsizler arasından işe alınanların; işe alındıkları tarihten önceki üç aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları ve 2016 yılı Aralık ayına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısına ilave olmaları kaydıyla işe alındıkları tarihten itibaren 31.12.2017 tarihine kadar geçerli olmak üzere sigortalının aylık prim ödeme gün sayısının 22,22 TL ile çarpılması sonucunda bulunacak tutar, bu işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri sigortalı hisseleri dâhil tüm primlerden mahsup edilmek suretiyle işverene destek ödemesi yapılır ve destek tutarı fondan karşılanır.
İşverenlerin aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hallerinde birinci fıkra hükümleri uygulanmaz. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren veya ilgili diğer kanunlar uyarınca yapılandıran işverenler bu taksitlendirme ve yapılandırma devam ettiği sürece anılan fıkra hükmünden yararlandırılır.
Bu madde hükümleri; kamu idarelerine ait işyerleri, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 2886 sayılı Kanuna, 4734 sayılı Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.
Bu maddeyle düzenlenen destek unsurundan yararlanmakta olan işverenler; aynı sigortalı için aynı dönemde diğer sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerden yararlanamaz….” hükümleri mevcuttur.
Yukarıda sıralanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, somut olayda davacı şirketin iddası irdelendiğinde, Mahkemece, davaya ilişkin yasal mevzuat çerçevesinde iddia ve savunmalar irdelenerek olay hakkında kanaat edinmeye yeterli araştırmanın yapıldığından bahsedilmesi mümkün değildir.
Dairemiz geri çevirme kararından sonra dosyaya dava dışı 2017 yılına ilişkin asgari ücret desteği iptaline ilişkin kayıt ve belgelerin ibraz edildiği görülmekle, Mahkemece öncelikle davalı Kurum tarafından davacı şirketin 1089973 sicil numaralı işyeri hakkında sigortalı Putu Deni Sadya Dewni için re’sen hesaplanan 2016/02 ayına ilişkin prim borcu ve 2016/01-12 ayına ilişkin asgari ücret desteğinin iptali ile borç çıkartılmasına ilişkin tesis edilen işlemlere ilişkin tüm evrakların (davacı şirket hakkında uygulanan “asgari ücret desteği”nde destek süresi ve sebebi ile destek teşvikinin iptal edilme sebebini açıkça gösteren kayıt ve belgeler, Kurumun davacı şirket hakkında borç çıkartma işlemlerine ilişkin kayıt ve belgeler -re’sen hesaplanan prim borcu, yararlanılan destek tutarları, gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte geri alınması -, davacının Kuruma yöneltmiş olduğu itirazlar, Kurumun itirazlara yönelik işlemleri, ilgili işlemlerin davacıya tebliğini de gösteren kayıt ve belgeler) celbedilmeli, davalı Kurum tarafından iptal edildiği anlaşılan teşvik ve destek indirimlerinin ilişkin olduğu mevzuat irdelenmeli, uygulamada 6661 sayılı teşvik indirimi olarak bilinen teşvikin davacı şirket hakkında uygulanan iptal sebebi belirlenmeli, sıralanan tüm mevzuat ile davacı şirketin destek süresi ve sebebi üzerinde durulmalı, yabancı çalışan bildirimlerinden önce teşviklere hak kazanılıp kazanılmadığı hususu ile davalı Kurum tarafından faydalandırılan tüm desteklerde bu yabancıların çalıştırmalarının bir etkisinin olup olmadığı belirlenmeli ve Kurumca yapılan tahakkuk işleminin, davacı şirketin çalıştırdığı sigortalı sayısı ve faydalandığı teşvik tutarları ile mukayese edilerek, davaya konu edilen yabancı sigortalı hakkında yapılan bildirimlerin davacı şirket hakkında iptal sonucunu doğurabilecek nitelikte ve etkide olup olmadığı hususu üzerinde durulmalı, iptal sebebi teşkil ettiğinin anlaşılması halinde sonucuna göre bir karar verilmelidir.
3-Öte yandan, 27.03.2018 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Kanun’un 70. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen ek 17. maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkânı tanınmıştır.
Ek 17. maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır…. hükmü mevcuttur.
Ne var ki, anılan maddenin 4. fıkrasındaki; “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. – 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular karşısında, uyuşmazlık konusu husus yeniden usulünce incelenip, 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesinin 4. fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun da dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin tüm yasal dayanaklar ve Kurum işlemlerinin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemi hakkında yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.