Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11440 E. 2021/12526 K. 15.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11440
KARAR NO : 2021/12526
KARAR TARİHİ : 15.12.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 119 ada 25 parsel sayılı 3.293,89 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, edinmesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilmekle birlikte vergi kaydı ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle … ve müşterekleri (… mirasçıları) adına tespit edilmiştir.
Davacı … tarafından, davalı … Karakaya aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan müdahalenin men’i davası, dava konusu parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeni ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Yine, bölgede 2016 yılında yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında, dava konusu taşınmaz aynı ada – parsel numarasıyla ve 3.338,05 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilip, uygulama tutanağı aslı taşınmazın mülkiyetinin davalı olduğu belirtilerek Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanağı ve aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen haritası ve yüzölçümü dikkate alınarak, teknik bilirkişinin 20.05.2016 tarihli raporlarına ekli haritada (A) ve (C) rumuzları ile gösterilen 783,85 metrekare yüzölçümündeki bölümünün isim ve payları gösterilmek suretiyle … mirasçıları adına, (B) ve (D) rumuzları ile gösterilen 2.554,20 metrekare yüzölçümündeki bölümün ise yine isim ve payları açıkça gösterilmek suretiyle … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, (A) ve (C) ile gösterilen bölümlere davalıların murisi … elatmasının önlenmesine, parsel üzerinde … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/368 Esas, 2007/236 Karar sayılı ilamı ile Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (…) lehine kurulan irtifak hakkının, tapu kaydının hak ve mükellefiyetler bölümünde aynen muhafazasına karar verilmiş; hüküm, dahili davalı Hazine vekili ile dahili davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz, davalı … ait iken, 24.06.1984 tarihli senet ile davacı …’ın miras bırakanı …’a satıldığı, senet içeriğinde taşınmazın zilyetliğinin senet ile birlikte senet alıcısına devredildiğine dair ibare bulunmadığı, dosya kapsamına göre de, … mirasçılarının taşınmazın tümünü değil yalnızca bir kısmını teslim alıp kullandıkları (fen bilirkişi raporunda A ve C ile gösterilen kısımlar), diğer kısımların zilyetliğinin ise devredildiğine dair dosyada bilgi ve belgeye rastlanılamadığı ve taşınmaz bölümleri yönünden taraflar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava, aktarılan dava niteliğinde olduğundan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun 30/2. maddesi uyarınca resen araştırma ilkesine tabi olup, Mahkemece, gerçek hak sahiplerinin tespit edilerek buna göre tescil kararı verilmesi gerekmektedir. Ne var ki, bu kapsamda yöntemince araştırma ve inceleme yapılmamış, soyut zilyetlik beyanları ile yetinilmiş, taşınmazın tespitine esas vergi kaydı uygulanmadığı gibi, zirai bilirkişi raporunda, taşınmaz üzerinde … tarafından yapılan çalışma sonucunda taban suyunun yükseldiği, zemininin yer yer su ile kaplı olduğu, ayrıca taşınmazda tarım yapıldığına ilişkin emareler olmakla beraber taşınmazın hali hazırda üzerinde fiğ, korunga, üçgül ve diğer bitki örtüsü ile kaplı olduğu belirtilmiş olup, özellikle de dava tarihi dikkate alındığında taşınmazın niteliğinin belirlenmesi bakımından bu rapor yeterli olmadığı halde, taşınmazın niteliğinin, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresinin belirlenebilmesi bakımından hava ve uydu fotoğraflarından yararlanılmamış, diğer taraftan taşınmazın kuzey ve güney sınırında mera taşınmazı bulunduğu halde mera araştırması da yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmaza ilişkin en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, ayrıca çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazların tutanakları ile dayanağı kayıtlar ve hükmen kesinleşenlere ait dava dosyaları celbedilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilerek komşu köyler ve aynı köy halkından ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, ziraat mühendisi bilirkişi ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, taşınmazların öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; çekişmeli taşınmazın tespitine dayanak vergi kaydının sınırları tek tek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak kapsamı belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin sözleri komşu taşınmazların tutanak ve varsa dayanağı kayıtlarla denetlenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye yukarıda sözü edilen tarihlere ilişkin hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik olarak ve temin edilebilecek en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılarak, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığını, komşu parsellerle arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazın imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar- ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir rapor alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişiye komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazın kullanım biçimini, varsa zilyetliğin şekli ve süresini, toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini açıklayıp tarımsal niteliğini belirten ve sınırında bulunan mera vasfındaki taşınmazlarla arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını ortaya koyan, önceki ziraat bilirkişi raporunu da irdeleyen, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli, fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verir kroki ve rapor alınmalı; bu yolla vergi kaydının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı ve zilyetlikle kazanma şartlarının taraflar yararına oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmeli, ayrıca zilyetlik ile birleşmeyen vergi kaydının hukuki değer taşımayacağı da düşünülmeli; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması isabetli bulunmadığı gibi; kabule göre de, uygulama kadastrosuna karşı açılmış ya da bu tutanağın aktarılmasını gerektirir bir dava bulunmadığına göre uygulama tutanağı aslı ve eklerinin olağan usullere göre kesinleştirme işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davalı Hazine vekili ile dahili davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden dahili davalı … iadesine, 15.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.