YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/5421
KARAR NO : 2021/11104
KARAR TARİHİ : 30.11.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
1) Sanıklar …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
Sanıklar … ve …’nin … Özel … Tıp Merkezi Üroloji Polikliniğinde Üroloji uzman doktoru, sanık …’ın ise bu merkezde Kardiyoloji uzman doktoru olarak görev yaptıkları ve eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek sahte belgeler düzenledikleri, sanıklar … ve … için suç tarihinin en son düzenlenen belge tarihi olan 21/12/2009 olduğu, sanık …’ın ise 04/08/2009 tarihinde … Özel … Tıp Merkezinin ortaklığından ve yönetimden ayrıldığı, bu nedenle sanık … yönünden suç tarihinin 04/08/2009 olduğu, sanıklar hakkında … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/12/2014 tarih, 2010/276 Esas ve 2014/230 Karar sayılı ilamı ile resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 20/09/2016 tarih, 2016/8306 Esas ve 2016/8205 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onandığı, bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/02/2017 tarihli itirazının, Yargıtay 15. Ceza Dairesi tarafından 07/03/2017 tarihinde kabul edilerek sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin bozulduğu, bu nedenle Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 20/09/2016 tarihli düzeltilerek onama kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının Yargıtay 15. Ceza Dairesi tarafından kabul edildiği 07/03/2017 tarihine kadar zamanaşımı süresinin durduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya arasında bulunan suça konu belge asılları üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde; tüm unsurlarının tam olduğu, sahte olarak düzenlendiklerinin ilk bakışta anlaşılamadığı ve aldatma niteliklerinin bulunduğunun anlaşıldığı, Mahkemece ifadelerine başvurulan tanıkların bir kısmının beyanlarında; kendilerine gösterilen belgeler üzerindeki imzaların kendilerine ait olduğunu ancak belgelerde yer alan işlemleri yaptırmadıklarını beyan ettikleri anlaşılmakla; CMK’nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren Mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu dikkate alınarak, TCK’nin 61. maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi yerinde ise de, suçun işleniş biçimi kastın yoğunluğu gözetilerek teşdit oranının daha yukarıdan belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyularak yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmalarda ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanıklar tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanıklar müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesine gelince;
Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra 19/04/2021 tarihinde öldüğü belirlendiğinden, bu durumun kesin olarak tespiti halinde 5237 sayılı TCK’nin 64/1 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.