YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/992
KARAR NO : 2021/13521
KARAR TARİHİ : 04.11.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Dava, davacının Kuruma bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili, davalı … vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi ..Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili, davalı … vekili ile feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının “…” adresinde bulunan davalı işyerinde 20/12/2002 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız, dayanaksız ve tek taraflı olarak 30/09/2014 tarihinde feshedilinceye kadar aralıksız ve kesintisiz sürdüğünü, hizmet döküm cetvelinde değişik zamanlarda işe giriş-çıkış yapıldığını, davacının bu çalışma dönemi içerisinde sadece 22/02/2006–14/05/2007 tarihleri arasında askerde olduğu dönemde ve 27/10/2010–15/02/2011 tarihleri arasında başka bir şirkette çalıştığı dönemde davalı şirkette çalışmadığını, hizmet döküm cetveli incelendiğinde değişik zamanlarda işten giriş-çıkış yapıldığını ve büyük çoğunlukla çalışmalarının gösterilmediğini, yine ay içerisinde her gün çalışmasına rağmen bazı ayların çalışma günlerinin eksik gösterildiğini, davacının 20/12/2002-30/09/2014 tarihleri arasında (22/02/2006–14/05/2007 tarihleri arasında askerde olduğu dönem ve 27/10/2010–15/02/2011 tarihleri arasında başka bir şirkette çalıştığı dönem haricinde) aralıksız, kesintisiz ve sürekli olarak davalı şirkette çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı definde bulunduklarını, esasa ilişkin olarak da; davacının çalışmaya başladığını iddia ettiği tarihlerde davalı şirketin mevsimlik olarak faaliyet gösterdiğini, davacının babası olan …’nın da hizmet tespiti davası bulunduğunu, ancak davacının babası ile aralarında ortaklık sözleşmesi olduğunu, davacının müvekkil şirket nezdinde çalıştığını iddia ettiği süreçte, başka bir işyerinde, davalı şirket ortağı …’a ait bahçede tarım işinde yevmiye ile çalıştığını ve yevmiyesini de aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız davasının reddi ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduklarını, yapılan işin mevsimlik olduğunu ve davacının çalıştığı sürelerin de Kuruma bildirildiğini, davacının babası ile …’ın koyun ortakçısı olduklarını, davacının … yolundaki çiftlikte ihtiyaç olduğunda mevsimlik ağaç budanması gibi işlerde yevmiye usulü ile çalıştırıldığını, davacı tarafın sunduğu puantaj defterlerinin de bu yevmiye usulü ile çalışılan günlere ilişkin olduğunu, davacının sürekli çalışması olmadığını, ihtiyaç halinde yevmiye ile çalıştığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
“1-Davacının davalı …Tarım Ürünleri ve San. Tic. Ltd. Şti’ye açtığı davasının reddine,
2-Davacının davalı … aleyhine açtığı davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile;
a-)20/12/2002-26/10/2010 tarihleri arasındaki çalışmalara yönelik talebinin hak düşürücü süre yönünden reddine,
b-)Davacı … TC Kimlik Nolu, … Sigorta Sicil nolu …’nın … TC Kimlik Nolu davalı …’a ait … adresinde bulunan çiftlik işyerinde 16/02/2011-18/07/2013, 20/07/2013-30/09/2014 tarihleri arasında asgari ücret üzerinden toplam 1304 gün çalıştığının tespitine” karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili, dosya içerisinde bulunan … Ticaret Odası yazısına göre, davalı şirketin faaliyet alanının işlenmiş kuru incir, salamura zeytin, kurutulmuş domates, kuru kayısı, kestane işleme ve paketleme olduğunun belirtildiğini, faaliyet alanındaki ürünler incelendiğinde tüm yıla yayılan bir ürün yelpazesi olduğunu ve şirketin mevsimlik değil tüm yıl çalıştığını, şirketin de …’a ait olduğunu, davacının aralıksız olarak şirket nezdinde çalıştığını, müvekkilinin … hizmet dökümü incelendiğinde davalı şirket bünyesinde zaman zaman girdi çıktı yapıldığını, bu şekilde muhasebe hilesi yapılarak müvekkilinin yasal haklarının bertaraf edilmeye çalışıldığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin ve müvekkili aleyhine iki kez vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı … vekili, 19/01/2017 tarihli celsenin 1 nolu bendi uyarınca davacının talebi olmamasına rağmen re’sen davacı vekiline davasını HMK. 124. maddesi uyarınca müvekkiline yönetilmesi için süre verildiğini, davacının talebi olmaksızın müvekkilinin bu yönde açıkça rızası olmadan davaya dahil edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dinlenen tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, dinlenen davacı tanıklarının davacının müvekkilinin yanında çalıştığına dair bir beyanı olmadığını, davacı lehine bir bilgi, belge ve tanık beyanı olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Feri müdahil … Başkanlığı vekili, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun varsayım ve tahminlere dayandığını, bilirkişi raporunun tamamen tanık anlatımlarına dayalı hazırlandığını, hiçbir yazılı belgeye dayanılmadığını, davacının iddiasını somut delillerle ispatlanamadığını, dosyadaki tanık anlatımlarının çalışma olgusunun ispatı yönünden yeterli olmadığını, tanık anlatımlarının dikkate alınarak tespit yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
… Bölge Adliye Mahkemesince, “1-…. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nden verilen 25/02/2020 tarih, 2019/994 Esas ve 2020/170 Karar sayılı kararının kaldırılmasına yönelik davacı vekili, davalı … vekili ve fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı yasanın 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı taraf, davalı … ile fer’i müdahil Kurum vekilleri istinaf dilekçelerindeki beyanlarını tekrarla davaya konu kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26/02/2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değerde delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı tarafça 20/12/2002 – 30/09/2014 tarihleri arasındaki (22/02/2006 – 14/05/2007 tarihleri arasında askerde olduğu dönem ve 27/10/2010 – 15/02/2011 tarihleri arasında başka bir şirkette çalıştığı dönem haricinde) çalışmasının sürekli olduğu belirtilerek, davalı …’a ait şirket işyerindeki çalışmalarının tespiti talep edilmiş, Mahkemece davanın kısmen kabulüyle davalı şirket yönünden davanın reddine, davacının davalı …’a ait … adresinde bulunan çiftlik işyerindeki çalışmaları yönünden ise; davalı …’a davacı tarafça ibraz olunan 23/01/2017 tarihli dilekçe ile HMK’nın 124. maddesi gereğince husumet yöneltildiği dikkate alınarak, bu işyerinden ayrılma tarihi olan 26/10/2010 tarihinden önceki çalışmalara yönelik talebin 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddine, buna karşılık davacının davalı …’a ait çiftlik işyerinde 16/02/2011-18/07/2013, 20/07/2013-30/09/2014 tarihleri arasında asgari ücret üzerinden geçen hizmetlerinin tespitine karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
İnceleme konusu davada; davacının davasının başlangıçta davalı … Tarım Ürünleri ve San. Tic. Ltd. Şti’ne karşı başlatıldığı, ancak mahkemece 19/01/2017 celsede verilen ara karar ile HMK 124. madde çerçevesinde, davacı vekiline iki haftalık süre içerisinde davasını …’a yöneltmesi için dilekçe sunmak üzere süre verildiği ve bu süre içerisinde dilekçeyi sunduğu takdirde dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve dosyadaki bilirkişi raporunun duruşma günü ile birlikte …’a tebliğine yönünde karar oluşturulduğu, bunun üzerine 23/01/2017 tarihli dilekçe ile davacı vekilinin HMK 124/3. madde uyarınca, davanın …’a yöneltilmesi konusunda dilekçe verdiği, kendisine husumet yöneltilen …’ın ise dava dilekçesinde davalı konumunda gösterilen şirketin ortağı ve yöneticisi durumunda olduğu, aynı zamanda davacının bir kısım çalışmalarının bulunduğu iddia olunan … Mevkiindeki çiftliğin de sahibi olduğu, buna göre talep konusu tarih aralığında davacının hizmetlerinin geçtiği işyerleri bakımından, işyerleri arasında organik bağ bulunduğu da dikkate alındığında HMK 124. maddesi anlamında husumet yöneltilen davalı … yönünden dava konusu talepler bakımından dava tarihine göre hak düşürücü sürenin irdelenmemesi hususu hatalı bulunmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde gerek davalı şirkete ait işletmede, gerekse davalı … adına çiftlik işyerinde çalışıp çalışmadığı yönünde kapsamlı bir araştırma yaparak, her iki işyerinden de yeterli bordro tanığının beyanlarına başvurmak, özellikle davalı … adına çiftlik işyerine ait Kurum kayıtları getirtilerek, varsa bordro tanıklarının, bordro tanığı bulunmaması durumunda ise Kurumda kayıtlı çevre çiftliklerden bildirimi bulunan kamu tanıklarının ve yine çevresel araştırma ile tespit olunacak diğer komşu işyeri sahiplerinin, çalışanlarının ifadelerine başvurmak, ayrıca davacı tarafça çiftlik işyeri ile ilgili olarak sunulan puantaj defterlerinde adı geçen kişilerin kimlik bilgilerini araştırmak suretiyle tespit edilecek işyeri çalışanlarının beyanlarını almak, giderek çiftlik işyerinde yapılan işin mahiyeti ve kapsamı zabıta marifeti ile belirlemek suretiyle davacının her iki işyerindeki çalışmasının varlığı ve süresi tereddütsüz bir şekilde ortaya konulduktan sonra ise yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde hak düşürücü süre irdelenmek suretiyle talep konusu dönemdeki çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
O halde, davacı vekili, davalı … vekili ile feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalılardan …’a iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.