Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/822 E. 2021/3519 K. 07.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/822
KARAR NO : 2021/3519
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen hüküm davalı … tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir.
1) Bu kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligat, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanunun 10. maddesine göre normal bir şekilde çıkarılmalıdır. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20 ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.
2) Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanunun 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2. maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanunun 21/2. maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.
Tebligat Kanununun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması ve bu hükme göre tebliğ edilmesi, yukarıda belirtilen hükümlere aykırı olduğundan ve muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından usulüne uygun değildir.
Öte yandan, Tebligat Kanununun 35. maddesinde, “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince;
1)Davalı …’a yapılan gerekçeli karar tebligatı, adı geçen davalıya daha önce usulüne uygun yapılmış tebligat olmadığı ve adres kayıt sisteminde kayıtlı adresi bulunduğu halde 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş olması nedeniyle usulsüz olduğundan Tebligat Kanununun ilgili hükümleri uyarınca adı geçen davalıya gerekçeli kararın tebliği ile temyiz süresinin beklenmesi,
2)Gerekçeli karar tebligatının davalılar … ve …’ın bilinen en son adreslerine çıkarılması, bu adreslerin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatapların adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresleri, bilinen en son adresleri olarak kabul edilip tebligatın buraya yapılması gerekirken, ilk seferde doğrudan Kanunun 21/2. maddesine göre tebligat yapılmasının usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından Tebligat Kanununun ilgili hükümleri uyarınca adı geçen davalılara gerekçeli kararın tebliği ile temyiz süresinin beklenmesi,
3)Davalılar …, …, … ve …’a yapılan gerekçeli karar tebligatlarının iade edildiği görülmüş olup, bu davalılara yeniden yapılan gerekçeli karar tebligatlarına dosya içerisinde rastlanamadığından; adı geçen davalılara, gerekçeli karar tebligatı yapılmış ise tebligat evraklarının dosyaya eklenmesi, yapılmamış ise Tebligat Kanununun ilgili hükümleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği ile temyiz süresinin beklenmesi,
4)Davalı …’ın nüfus kaydının incelenmesinde, Düzce 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 03.12.2014 tarih 2013/904 Esas, 2014/26 sayılı Kararı ile kısıtlanmasına karar verildiği ve vasisinin … olduğu anlaşıldığından gerekçeli karar tebligatının adı geçen davalı vasisine yapılması gerekirken kendisine yapılması nedeniyle usulüne uygun olmadığından Tebligat Kanununun ilgili hükümleri uyarınca davalının vasisi adına gerekçeli kararın tebliği ile temyiz süresinin beklenmesi,
Belirtilen eksiklikler giderildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 07.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.