Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/16304 E. 2012/21487 K. 11.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16304
KARAR NO : 2012/21487
KARAR TARİHİ : 11.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak ;
1-Sanık … ile haklarındaki evrak yaş küçüklüğü nedeniyle ayrılan diğer sanıkların, 17/12/2005 günü saat 06:30 sularında, …’dan çaldıkları otomobil ile seyir halinde iken, karşı yönden gelen jandarma devriye aracını görüp aracı sağa çekerek kaçtıkları; kovalama sonucu jandarma görevlilerince yakalandıkları, sonrasında, yaşı küçük sanık …’ın müdafi huzurunda Cumhuriyet savcısına verdiği, 17/12/2005 günü, yakınan …’ye ait otomobili çalmadan önce, sanık …’in kırmızı veya mor renkli bir aracı çalıp benzinin bitmesinin ardından bıraktığı şeklindeki beyanı üzerine, yakınan …’e ait bordo renkli aracı da sanık ve arkadaşlarının çaldığı kabul edilerek kamu davası açılmış ve mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de; yakınan …’e ait aracın 13/12/2005 günü çalındığı; bu aracın 18/12/2005 günü, sanık ve arkadaşlarının yakalanmasından bir gün sonra İzmir il merkezinde terk halinde bulunduğunun anlaşılması karşısında; hakkındaki evrak ayrılan …’ın tanık olarak dinlenilerek bu aracın ne zaman çalındığının ve tam olarak hangi yere, ne zaman terk edildiğinin sorulup, bu hususların kesin olarak belirlenmesinin ardından sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sanık hakkında yakınan …’e yönelik hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verilmesi ;
2-Sanık … ile haklarındaki evrak ayrılan yaşı küçük sanıkların, yakınan …’a ait, park halinde bulunan otomobilin sol ön kapı kilit yuvasını sert bir cisim ile zorlayıp, kapı çerçeve kısmını dışarı doğru eğerek araç içerisine girip, aracı düz kontak yapmak sureti ile çaldıklarının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi yerine, aynı yasanın 142/1-e maddesi ile uygulama yapılması;
3-Sanık … ve arkadaşlarının, yakınan …’e ait, park halinde bulunan otomobilin sol ön kapısını üst ve yan taraftan sert bir cisim ile kanırtarak açıp araç içerisinden SONY marka oto teybini çaldıklarının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi yerine aynı yasanın 141/1. maddesi ile uygulama yapılarak az ceza tayin edilmesi;
4-Yakınanlar … ve …’a ait araçların çalınması ile ilgili olarak, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e ve 143/1. maddeleri uygulanarak bulunan 2 yıl 8 ay
süreli hapis cezasından, aynı yasanın 62/1. maddesi ile 1/6 oranında indirim yapılırken, 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası yerine, hesap hatası sonucu yazılı şekilde 2 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasına hükmolunarak fazla ceza tayin edilmesi;
5-Sanık … ve arkadaşlarının, yakınan …’a ait aracı, 17/12/2005 günü saat 05:45 sularında çalmalarının ardından, aynı gün saat 06:30 sularında jandarma tarafından yakalanmalarına kadar geçen süre içerisinde de yakınan …’e ait araçtan oto teybi çaldıkları; 17/12/2005 günü güneşin 07:20’de doğduğu, 5237 sayılı TCK’nın 6/1-e maddesi uyarınca saat 06:20’e kadar olan vaktin gece sayılmasının gerektiği, sanık ve arkadaşlarının 06:20 – 06:30 saatleri arasında, yakınan …’e ait araçtan hırsızlık eylemini gerçekleştirmiş olabilecekleri anlaşılmakla, şüphenin sanık lehine yorumlanarak hırsızlık eyleminin gündüz vakitlerinde işlendiğinin kabulü gerekirken, müşteki …’a yönelik hırsızlık suçu bakımından, yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 143/1. maddesi uyarınca hükmolunan cezadan artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesi;
6-Mahkemece sanık hakkında her üç yakınana yönelik eylemi nedeniyle mahkumiyet hükmü kurularak cezaların belirlenmesinden sonra, “verilen hürriyeti bağlayıcı cezaların ayrı ayrı ertelenmesine” şeklinde karar verildiği; ancak, ertelemeye ilişkin paragrafın alt kısmında, “ertelenen cezanın” biçiminde tekil bir ifadenin kullanılarak hükümde karışıklığa neden olunduğu; yakınanlar … ve …’e yönelik hırsızlık eylemleri nedeni ile sanık hakkında hükmolunan 2 yıl 4 ay 20 gün süreli hapis cezasının ise, 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesi uyarınca miktar itibari ile ertelenmesine yasal olanak bulunmadığı anlaşılmakla; mahkemece yeniden değerlendirme yapılarak, sanık … hakkında hükmolunan 2 yıl 4 ay 20 gün süreli hapis cezalarının, önceki kararda ertelenip ertelenmediğinin kesin olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması ;
7-Gerekçeli kararda yakınan …’ın kimlik bilgilerinin “…” şeklinde hatalı olarak gösterilmesi;
8-Hükümden sonra, 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre sanık hakkında yakınan …’e yönelik eylemi nedeni ile kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması;
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanık …’nın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının gözetilmesine, 11.10.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.