YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15435
KARAR NO : 2021/19409
KARAR TARİHİ : 22.11.2021
Mala zarar verme suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 152/1, 21/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/01/2012 tarihli ve 2011/9 esas, 2012/44 sayılı kararının 02/03/2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 04/09/2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 152/1, 21/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/01/2019 tarihli ve 2018/635 esas, 2019/48 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 20/04/2021 gün ve 2307/2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/06/2021 gün ve 2021/67345 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/01/2019 tarihli karına karşı sanığın istinaf başvurusu üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 30/09/2020 tarihli ve 2019/820 esas, 2020/1495 sayılı kararıyla anılan Mahkemenin 24/01/2012 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun şekilde kesinleştirilmediği gerekçesiyle silahla tehdit suçu yönünden Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/01/2019 tarihli ve 2018/635 esas, 2019/48 sayılı kararının bozulmasına ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanmasına yer olmadığına karar verildiği gözetilerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/01/2012 tarihli ve 2011/9 esas, 2012/44 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanığın doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir usul benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, sanığın yokluğunda verilen kararın mernis adresi şerhi düşülerek doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, anılan tebligatın geçerli sayılamayacağı ve bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediği cihetle, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2019/486 esas, 2019/1821 karar sayılı ilâmında yer alan “…suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilk kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı…” şeklindeki açıklamalar da nazara alındığında, esasen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık … hakkında verilen Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/01/2012 tarihli ve 2011/9 Esas – 2012/44 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, sanığın doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince tebliğ edilerek 02/03/2012 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın savunmasında bildirdiği adresine doğrudan “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan ve Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligat işlemi usule aykırı olduğundan, anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı anlaşılmakla; sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (KAHRAMANMARAŞ) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin mala zarar verme suçundan kesin olarak verdiği 15.01.2019 tarihli ve 2018/635 E., 2019/48 K. sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 22/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.