Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/12055 E. 2012/22095 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12055
KARAR NO : 2012/22095
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

.aralarındaki dava hakkında … Tüketici Mahkemesinden verilen 10.3.2011 tarih ve 334-102 sayılı hükmün Dairenin 7.3.2012 tarih ve 20268-5715 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

KARAR
Davacı, davalı bankadan 1.3.2006 tarihli konut kredisi sözleşmesi ile 45.000 TL kredi kullanarak konut satın aldığını ve konut üzerinde ipotek konulduğunu, borcunu ödediği halde konut üzerindeki ipoteğin kaldırılmadığını, gerekçe olarak ipotek sözleşmesinde davacının davalı bankaya olan sair borçları içinde ipoteğin devam edeceğine ilişkin maddenin ileri sürüldüğünü, oysa konut kredisi için ipotek verdiğini ve borcunda kapatıldığını bildirerek ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine 7.3.2012 tarihli ve 2011/20268 esas ve 2012 /5715 karar sayılı ilamla mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş, bu onama kararına karşı davacı tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Davacı, davalı bankadan 1.3.2006 tarihli konut kredisi sözleşmesi ile 45.000 TL kredi kullanarak konut satın aldığını ve konut üzerinde ipotek konulduğunu, borcunu ödediği halde konut üzerindeki ipoteğin kaldırılmadığını, gerekçe olarak ipotek sözleşmesinde davacının davalı bankaya olan sair borçları içinde ipoteğin devam edeceğine ilişkin maddenin ileri sürüldüğünü, oysa konut kredisi için ipotek verdiğini ve borcunda kapatıldığını bildirerek ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı banka ipotek sözleşmesinin 1.maddesinde davacının sair borçları ödeninceye dek ipoteğin baki kalacağının kararlaştırıldığını, davacının ticari ilişkileri nedeniyle verdiği bonolardan dolayı bankaya borçlu olduğundan ipoteğin kaldırılmaması gerektiğini savunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşme ve 1.3.2006 tarihli ipotek senedinin 1.maddesinde”..
İpoteğe konu borç ödenmiş olsa bile, ipoteğin banka tarafından lehime açılmış veya açılacak başkaca kredilerden veya kefaletlerimden, diğer hukuki ilişkilerimden doğmuş veya doğacak hür türlü borçlarımın teminatını 1.maddede belirtilen tutara kadar (57.000 TL)oluşturacağını kabul ederim.”şeklinde düzenleme yapıldığı, davalı bankanın bu düzenlemeye dayanarak ipoteği davacının ticari ilişkileri nedeniyle verdiği bonolarından kaynaklanan banka alacağı nedeniyle kaldırmadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu dayanak kredi sözleşmesinin konut kredisinden kaynaklandığı hususları taraflar arasında ihtilaflı değildir. Ayrıca konut kredisi borcunun kapatılmış olduğu iddiasına karşı davalı tarafça bir itirazda da bulunulmamıştır.
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 Sayılı Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve “Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı, değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir. 6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir … ” hükmü, yine 4077 Sayılı Kanunun değişik 6 ve 31 maddelerine dayanılarak hazırlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde “satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır” hükmü getirilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 1.3.2006 tarihli konut kredisi sözleşmesine dayanak ipotek senedinin 1.maddesi hükmü yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında haksız şart niteliğindedir. Davacının ticari ilişkileri olduğu ve buna dayalı bonolar verdiği bildirilmiş ise de davacı gerçek kişi konut almak üzere davalı bankadan konut kredisi kullanmıştır. Davacı buna göre tüketici durumunda olup davaya da tüketici 2012/12055-22095
mahkemesince bakılmıştır. Buna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine ilişkin mahkeme kararının zuhulen onandığı bu kez yapılan karar düzeltme incelemesinde anlaşılmakla, dairenin onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 7.3.2012 tarihli ve 2011/20268 Esas-2012/5715 Karar numaralı onama ilamının kaldırılarak,mahkeme ilamının yukarıda açıklanan gerekçe ile davacı yararına BOZULMASINA,peşin alınan 43,90 TL harcın istek halinde iadesine, 4.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.