Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/6051 E. 2021/11328 K. 16.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6051
KARAR NO : 2021/11328
KARAR TARİHİ : 16.11.2021

MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalılar Hazine vekili ve … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili ve davalı … vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucunda, … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 1836 ada 23 parsel sayılı 848,37 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın üzerindeki iki katlı kargir ev, ahır ve deponun 35 yıldan beri … oğlu …’nın kullanımında olduğu şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, bilahare dava tarihinden önce taşınmaz … Reklamcılık ve Turizm A.Ş. adına 6292 sayılı Yasa uyarınca satılarak tescil edilmiştir. Davacı …, 1836 ada 23 parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan ve kullanım kadastrosu sonucunda paftasında yol olarak gösterilen taşınmaz bölümünün kullanım kadastrosuna tabi tutulmadığını, taşınmaz bölümünün kendi zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek adına kullanım şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 1836 ada, 22, 23, 24 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar arasında kalan 28.12.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 99,70 metrekarelik bölümün yeni bir parsel numarası verilerek, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi ve 6831 sayılı Orman Kanunun 3302 sayılı Kanun’la değişik 2.maddesindeki b bendine göre Orman kadastro komisyonlarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 1X nolu 2/B parseli sınırları içerisinde bulunduğu 3402 sayılı Yasa’da değişiklik yapan 5831 sayılı Yasa Ek-4 maddesine göre bahçe olarak kullanıcısının davacı … oğlu … olduğuna dair muhdesat kaydı ile birlikte tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalılar Hazine vekili ve … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece Mahkemesi kararının HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kaldırılarak davanın kabulüne, 1836 ada, 22, 23, 24 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar arasında kalan ve 28.12.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 99,70 metrekarelik bölümün davacı Mustafa oğlu …’nın zilyetliğinde olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, kullanım kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz bölümü hakkında kadastro tutanağının düzenlenmediği ve yol olarak tescil harici bırakıldığı, kullanım kadastrosu yapılmayan yer hakkında idarenin yerine geçerek kullanım kadastrosu yapacak şekilde karar verilemeyeceği, sadece zilyetliğin tespiti yönünde hüküm kurulabileceği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olup, 6831 Orman Kanunu’nun 11. maddesinin 4. fıkrasında, “(Değişik dördüncü fıkra: 26.02.2014-6527/1 md.) Kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlete ait ormanlar orman vasfı ile, 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarılan yerler ise kaydında belirtme yapılarak hâlihazır vasfı ile; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle, en geç üç ay içinde hiçbir harç ve bedel alınmaksızın Hazine adına tapu kütüklerine kaydedilir.” hükmüne; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek-4. maddesinde ise, “6831 sayılı Orman Kanunu’nun 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanun’la değişik 2. maddesi ile 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.6.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanun’larla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun’un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan her iki yasa maddesi birlikte değerlendirildiğinde, Orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, hali hazır vasfı ile Hazinenin mülkiyetinde olacağı, ancak fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun’un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği anlaşılmaktadır. Kullanım kadastrosunun yapılmasının amacı, fiili kullanıma göre kadastro parseli oluşturulması ve taşınmazın fiili kullanıcısının tespit edilmesidir. Kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullanan kişilerdir. Kadastro komisyonlarının, 2/B alanlarında kadastro parselleri oluştururken fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsel oluşturması gerekir.
Somut olaya gelince; davaya konu edilen taşınmaz bölümü, tapuya tescilli olmasa da yasa gereği Hazine’nin mülkiyetindeki 2/B parseli içerisinde kalan ancak paftasında yol olarak gösterilen yerdir. Bu nitelikteki taşınmazların da şartları oluştuğunda Hazine adına tescil edilmek suretiyle ilgilileri adına beyanlar hanesinde kullanım şerhi verilebilmesi mümkündür. Mahkemece dinlenen davacı tanıkları, çekişmeli taşınmaz bölümünün, davacı tarafından davacı adına kullanıcı şerhi verilen 1836 ada 23 parsel sayılı taşınmazla bir bütün olarak kullanıldığını ve zeminde fiilen bir yol bulunmadığını bildirmiş, bilirkişi raporlarıyla da bu durum teyit edilmiştir. Davanın yukarıda açıklanan niteliğine ve dosya kapsamına göre, davaya konu taşınmaz bölümü üzerinde, fiili kullanıma göre kadastro parseli oluşturulup Hazine adına tescil edilerek davacı lehine kullanım şerhi verilmesinin hukuken mümkün olduğu, dava konusu edilen yerin, 2/B parseli dışında kalmadığı anlaşılmışta olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene ayrı ayrı iadesine, 16.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.