Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/4412 E. 2021/12218 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4412
KARAR NO : 2021/12218
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında verilen kararın, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davaya konu taşınmazın davalıların murisi tarafından Kur’an kursu hizmetinde kullanılmak üzere 13/02/1990 tarihinde bağışlama suretiyle tapuda devredildiğini, devredilen bahse konu taşınmazın 1999 yılında meydana gelen deprem sonucu hasar görüp kullanılamaz hale geldiğini, bunun üzerine taşınmaza birçok iyileştirmeler yaptığını, ancak taşınmazın amacına uygun kullanılmadığından bahisle aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda, tapu kaydının iptal edilerek davalılar adına tesciline karar verildiğini, taşınmazı 25/05/2008 tarihinde davalılara teslim ettiğini, taşınmaza malik sıfatıyla yapmış olduğu imalatlardan dolayı davalıların sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 184.800 TL’nin 25/05/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş; 28/02/2018 tarihli dilekçesi ile talebini 288.288 TL olarak belirlemiştir.
Davalılar; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, taşınmaza yapılan herhangi bir imalat bulunmadığı gibi imalatın yapıldığı bir an için kabul edilse dahi, imar mevzuatına aykırı kaçak yapı ve imalatların ekonomik değer taşımadığını, davaya konu taşınmazın davacının kullanımında olduğu süre zarfında kiraya verilerek gelir de elde edildiğini, davacının herhangi bir şekilde zararından söz edilmeyeceğini, sebepsiz zenginleşme koşullarının gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
İlk derece mahkemesince; 20/12/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınarak, davacı tarafından taşınmaza yapılan faydalı ve zorunlu imalatların değerinin dava tarihi itibariyle toplam 288.288 TL olduğu, taşınmaza yapılan masraflar karşısında davalıların sebepsiz zenginleştikleri gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 288.288 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; davaya konu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının mahkeme kararı ile iptaline karar verilerek davalılar adına tescil edildiği, davacı tarafından taşınmaza yapılan faydalı ve zorunlu masrafların sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalılardan tahsili istemiyle işbu davadan önce açılan davanın, taşınmaz fiilen davalılara teslim edilmediğinden bahisle hukuki yarar yokluğundan reddine dair verilen kararın kesinleştiği, taşınmazın ilk davanın açıldığı 21/05/2008 tarihinden sonra tahliye edilerek davalılara 25/05/2008 tarihinde teslim edildiği, davacının dava konusu masraflarla ilgili iradesini redle sonuçlanan dava ile ortaya koyduğu, 25/05/2008 tarihinde davalıların temerrüde düşürülmesi nedeniyle faiz başlangıç tarihinin de işbu tarih olması gerektiği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle; davalıların istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kabulüne, 288.288 TL’nin taşınmazın teslim tarihi olan 25/05/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş; karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) 02/02/1991 tarihli ve 1990/1 E. 1991/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, iade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir.
Uyuşmazlık konusu olayda olduğu gibi, dava tarihinden çok önce yapılan ve davacı tarafından kullanılarak yararlanılan giderler nedeniyle, sebepsiz zenginleşme borçlusu olan davalıların bu giderlerin yapıldığı tarihte ekonomik açıdan zenginleştiği, yapanın ise o anda fakirleştiği kabul edilemez. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade isteminde bulunabilmek için bir tarafın mal varlığının diğer tarafın mal varlığı aleyhine çoğalması gerekir. Bu azalma ve çoğalmanın, dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalılara teslim edildiği tarihte gerçekleştiğinin kabulü zorunludur.
Somut olayda; davaya konu taşınmazın davalıların murisi tarafından davacıya bağışlanmak suretiyle tapuda devredildiği, daha sonra mahkeme kararı ile davacı adına olan tapu kaydı iptal edilerek davalılar adına tescil edildiği, 25/05/2008 tarihinde ise taşınmazın davacı tarafından tahliye edilerek davalılara teslim edildiği; malik sıfatıyla davacı tarafından taşınmaza yapılan faydalı ve zorunlu masraf niteliğindeki iyileştirmeye konu imalat bedellerine karşılık, davalıların sebepsiz zenginleştiğinden bahisle eldeki davanın açıldığı, bölge adliye mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise; sebepsiz zenginleşmeye konu alacak miktarının dava tarihi olan 15/10/2015 tarihi itibariyle 288.288 TL olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, bölge adliye mahkemesince; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, davaya konu taşınmazın davacı tarafından 25/05/2008 tarihinde tahliye edilerek davalılara teslim edildiği, sebepsiz zenginleşmenin işbu tarihte gerçekleştiği dikkate
alınarak, zenginleşmeye konu taşınmaza yapılan faydalı ve zorunlu imalatların değerinin 25/05/2008 tarihi itibariyle belirlenmesi noktasında, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli yeniden rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davlılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 371 inci maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HMK’nın 373/2 maddesi uyarınca dava dosyasının bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi