Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12175 E. 2021/11399 K. 17.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12175
KARAR NO : 2021/11399
KARAR TARİHİ : 17.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İli … İlçesinde 3402 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 102 ada 3 parsel sayılı 6.378,79 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla, 4/16 payla …, 3/16’şar payla …, …, … ve … adlarına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın yörede 1949 yılında yapılıp kesinleşen tesis kadastrosu çalışmaları sırasında orman olduğu için tescil harici bırakıldığını, 1996 yılında da aplikasyon ve 2/B çalışmaları yapılıp 30.07.1996 tarihinde ilan edilerek 10.07.1996 tarihinde kesinleştiğini, zilyetliğin başlangıç tarihinin bu tarih kabul edilmesi gerektiğini, bu tarihe göre davalılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, İstanbul İli Silivri İlçesi Kurfallı Mahallesi 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm orman tahdit çalışmaları araştırılarak ilgili tutanaklar getirtilip dosya içine alınmamış ve orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın bu çalışmalara göre konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiş, taşınmazın evveliyatının orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, zilyetlik süresinin dolup dolmadığı hususunun tahdit dışında bırakılmasından itibaren değerlendirmesi gerektiği düşünülmemiştir. Bu nedenle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri; dava konusu taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ile davalı iseler dava dosyaları ile kadastro çalışma paftaları; dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri de gösterecek şekilde en eski tarihli ve tespit tarihi yada imar planının kesinleştiği tarihten hangisi daha önce ise bu tarihten 15-20-25 yıl öncesi en az üç farklı döneme ilişkin hava fotoğrafı getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, iki jeodezi- fotogrametri harita mühendisi bilirkişisi ve bir ziraatçı bilirkişi ile yerel bilirkişiler ve tanıkların katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmek suretiyle çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; bu şekilde yapılacak inceleme sonucu taşınmazın orman sınırları içinde bulunduğunun anlaşılması halinde zilyetlik iddiasının dinlenmesinin mümkün olmayacağı düşünülmeli; taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırlarının dışında bulunduğunun anlaşılması halinde ise, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar- ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları, komşu parsellerin tutanak ve dayanağı belgelerden yararlanmak suretiyle etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatının ne olduğu ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü, tarımsal niteliği ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, ekonomik amaca uygun tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığı, ilk kez imar planına ne zaman alındığı ve kesinleşip kesinleşmediği ve dava konusu taşınmazın imar planında ne şekilde tespit gördüğü araştırılarak, taşınmazın kapsamında bulunduğu imar planının kesinleştiği tarih yada tespit tarihinden hangisi daha önce ise bu tarihe kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ve orman bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, çelişkiye sebebiyet verilmeyecek şekilde net olarak belirlendikten sonra, en eski tarihli ve imar planının onaylandığı tarihten yada tespit tarihinden hangisi önce ise bu tarihten 15-20-25 yıl öncesine ait haritaların ait oldukları yıllara göre stereoskopik hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle üç boyutlu olarak taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; eğim ölçer (klizimetre) aleti ile ve memleket haritasındaki münhanilerden yararlanılarak taşınmazın kesin ve gerçek eğimi belirlenmeli; taşınmazın niteliği, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir krokili rapor alınmalı; taşınmazın öncesi orman veya 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi %12’yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun yapıldığı tarihten, tespit tarihi yada imar planının kesinleştiği tarihten hangisi daha önce ise bu tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı belirlenmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri, bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’ nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.