YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12627
KARAR NO : 2022/43
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Katılan Eda Sultan Aksay’ı kasten basit yaralama suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 29, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarihli ve 2018/216 Esas, 2020/550 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekili tarafından yapılan itirazın vekalet ücreti yönünden kabulü ile belirtilen husus bakımından anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ve 2021/250 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 04.10.2021 tarihli ve 2021/15117 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2021 tarihli ve… sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında yaralama ve mala zarar verme suçlarından yapılan yargılama sonunda ayrı ayrı 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, yaralama suçu yönünden kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, kendisini vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine 1.500,00 Türk lirası vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılanlara verilmesine ilişkin … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarihli kararının verildiği, söz konusu karara karşı katılanlar vekili tarafından, mevcut avukatlık tarifesine göre, katılanlar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu gerekçesiyle itiraz edilmesi üzerine, merciince de vekalet ücretinin hatalı hesaplandığı kabul edilerek, sadece iş bu husus bakımından … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Ceza davalarında ücret” başlıklı 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, “Ceza hükmü taşıyan özel yasa, tüzük ve kararnamelere göre yalnız para cezasına hükmolunan davalarda tarifeye göre belirlenecek avukatlık ücreti hükmolunan para cezası tutarını geçemez.” şeklindeki düzenleme değerlendirildiğinde, “ceza hükmü taşıyan özel yasa, tüzük ve kararnameler” uygulamasıyla hükmolunan para cezaları nedeniyle, takdir edilen vekalet ücretinin para cezası miktarını geçemeyeceği, ancak 5237 sayılı Kanun’un ceza hükmü taşıyan özel yasa mahiyetinde olmadığı, bu sebeple de 5237 sayılı Kanun ile hükmolunan adli para cezalarında vekalet ücretine karar verilirken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/2. maddesinin uygulamayacağı düşünülebilirse de, söz konusu daraltıcı yorumun sanık aleyhine olacağı gibi, mahkemesince ceza hükmü taşıyan özel yasa uygulamasının yapıldığı yargılama sonunda karar verilen para cezası miktarının maktu vekalet ücretinden az olması halinde, katılanın vekil ile temsil edilmesi nedeniyle, ancak para cezası miktarı kadar vekalet ücretine karar verilebilecek iken, aynı mahkemede görülmekte olup, 5237 sayılı Kanun uyarınca hüküm kurulması halinde katılanın vekil ile temsil edilmesi nedeniyle, hükmolunan para cezasını geçecek şekilde yüksek miktarda maktu vekalet ücretine karar verilmesi durumunda, aynı mahkemede biri ceza hükmü taşıyan özel kanunların, diğeri 5237 sayılı Kanun’un uygulamasıyla yalnız adli para cezasına karar verilmiş iki farklı dosyada vekaletname ile aynı işi gören katılan vekili/vekilleri yönünden iki farklı vekalet ücreti sonucunu ortaya çıkarmakla eşitsizliğe neden olacağı, belirtilen nedenle anılan hükmün, 5237 sayılı Kanun uygulaması nedeniyle yalnız adli para cezasına hükmedilmesi halinde vekalet ücretine takdir edilmesi durumunda da uygulanması gerektiği, bu halde mahkemesince takdir edilen vekalet ücretinin incelemeye konu para cezasının miktarı olan 1.500,00 Türk lirasından fazla olamayacağı cihetle, itirazın reddine karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay’ca incelenmesini, buna bağlı olarak da kanunların uygulanmasında ülke sathında birliğe ulaşmak, hakim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir.
Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur.
26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz.
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05.11.2008 tarihli ve…Karar, 3. Ceza Dairesinin 14.11.2007 tarihli ve 2007/12330 Esas, 2017/8319 Karar, 11. Ceza Dairesinin 27.02.2013 tarihli ve … Karar, 12. Ceza Dairesinin 27.12.2012 tarihli ve 2012/21561 Esas, 28771 Karar sayılı kararlarına da konu olduğu üzere vekalet ücretinin şahsi hakka ilişkin olması nedeniyle bu hususta kanun yararına bozma talebinde bulunulamayacağından, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.