Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/12981 E. 2012/22058 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12981
KARAR NO : 2012/22058
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı,davalı avukata kızlarının hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan kazadan dolayı hem ceza davasını hem de hukuk davasını takip etmek üzere vekalet verdiklerini, davalı avukat tarafından destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin dava açıldığını, bu dava devam ederken, … Sigorta A.Ş tarafından davalıya 11.000 TL ödendiğini ancak davalı avukatın kendilerine bu parayı azledildiği tarih olan 18.07.2005 tarihine kadar vermediğini, şikayetleri üzerine … Ağır Ceza Mahkemesi’nde davalı hakkında sanık sıfatıyla dava açıldığını ve davalının cezalandırılmasına karar verildiğini, davalının uhdesinde bulunan paranın tahsili amacıyla icra takibi yapıldığını, 2001 yılında yavrularını kaybetmekle başlayan sürecin davalının bu eylem ve davranışları nedeniyle çoğaldığını ve psikolojik tedavi durumlarının ağırlaşarak devam ettiğini, manen oluşan mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini belirterek 30.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı,davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; her bir davacı için 2000’er TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-Davacılar, davalının vekillik görevini yerine getirdiği esnada, kendilerine vermesi gereken parayı vermeyerek uhdesinde tuttuğunu, vekalet görevini kötüye kullandığını, bu nedenle manevi zarara uğradıklarını belirterek eldeki davayı açmışlardır. Borçlar Kanunun 98/2.
maddesinde “haksız fiillerde mütevellit mesuliyete müteallik hükümler kıyasen akde muhalif hareketlere de tatbik olunur” denilerek sözleşmeye aykırı davranışlar nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunulabileceğini açıkça kabul etmektedir. Sözleşmeye aykırılık nedeni ile Borçları Kanunu 98/2.mad. yollaması ile aynı kanunun 49. maddesi uyarınca manevi tazminat isteminde bulunulması, kanuna ve Yargıtay’ın uygulana gelmekte olan yerleşmiş içtihadına ve öğretideki bu doğrultuda oluşan baskın görüşlere de uygun bulunmaktadır. Ancak salt sözleşmeye aykırı davranış, manevi tazminat istemi için yeterli olmayıp aykırılığın niteliğinden veya özel hal ve şartlar sebebiyle aynı zamanda davacı tarafın kişilik haklarının Medeni Kanunun 24. maddesi anlamında zedelenmesi ve bu nedenle de Borçlar Kanunun 41. maddesi uyarınca haksız bir eylem olarak değerlendirilebilmesi gerekli olup, ayrıca Borçlar Kanunun 49. maddesi hükmü gereğince kusurun özel ağırlığı da aranmalıdır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ışığında gerçekleşen somut olay ele alındığında, davalının eyleminin vekalet aktine aykırı bulunmakla birlikte, kişilik haklarına aykırılık niteliğinde bulunmadığı anlaşıldığından, davacıların manevi tazminat isteğinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yönlerin göz ardı edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davacıların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte belirtilen nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2.bentte belirtilen nedenle davacıların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 177.60 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 38.85 TL temyiz harcın istek halinde davacıya iadesine, 4.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.