YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1781
KARAR NO : 2021/3817
KARAR TARİHİ : 13.12.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18/05/2012 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02/06/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, TMK’nın 605/2 maddesi gereğince terekenin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 14.12.2007 tarihinde ölen müvekkillerinin miras bırakanı …’ın terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen reddinin tespitini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.12.2014 tarihli 2013/13020 Esas, 2014/2336 Karar sayılı ilamında özetle; “…. miras bırakanın ölüm yani mirasın açıldığı tarih itibarıyla borç miktarı ve mal varlığı değerleri (aktif ve pasifi) tespit edilmemiştir. Bu anlamda, miras bırakanın borcundan dolayı yapılan icra takiplerine ilişkin dosya bulunup bulunmadığı, bankalarda mevduat hak ve alacağı olup olmadığı, mirasçılar tarafından veraset ve intikal beyannamesi verilip verilmediği, miras bırakan adına kayıtlı araç ya da taşınmaz kaydı bulunup bulunmadığı gibi hususlar ilgili yerlerden sorulmamış, terekenin aktifi ve pasifi yeterince araştırılmamış, davacının mirası kabul anlamına gelen davranışının bulunup bulunmadığı sorgulanmamıştır. Bu haliyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Öyleyse mahkemece yapılacak iş; miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla borç miktarını tespit etmek, aynı tarih itibarıyla taşınır ve taşınmaz mal varlığını, varsa hak ve alacaklarını, tarafların bu hususta gösterecekleri delilleri toplamak suretiyle saptamak, miras bırakanın borcundan dolayı mirasçılar aleyhinde yürütülen takiplere ilişkin varsa icra dosyalarını getirtmek, davacıların mirası kabul anlamına gelen davranışları bulunup bulunmadığını tespit etmek, mirasın hükmen reddine engel teşkil eden Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesinde sözü edilen tereke mallarını kendisine mal edinme durumunun gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar vermektir. Mahkemece, tüm bu hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulmasına karar verilerek davanın kabulü ile murisin terekesinin borca batık olduğunun ve davacıların mirası hükmen reddettiğinin tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 605/2. maddesi uyarınca, ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Mirasçılar, Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça, yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça, her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava, alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Ayrıca, TMK’nın 610/2. maddesine göre terekeyi sahiplenen mirasçının, mirası reddetme hakkı bulunmadığından, davacı mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadıkları da araştırılmalıdır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Murisin ölüm tarihi olan 14.12.2007 tarihi itibariyle hak, alacak ve borcunun bulunup bulunmadığı bankalardan sorulmamıştır. Yine aynı tarih itibariyle muris adına kayıtlı aracının olup olmadığı bilgisi trafik tescil müdürlüğünden istenilmemiştir.
Diğer yandan, Çanakkale ili, Gelibolu ilçesi, 3495 parsel sayılı taşınmazda kain 18 numaralı bağımsız bölümün muris adına kayıtlı olduğu tespit edilmiş, keşif ve bilirkişi incelemesi ile anılan taşınmazın kıymetinin belirlenmesi gerekirken belediyeden taşınmazın emlak beyanname değerinin sorularak karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacıların verdiği vekaletnamede mirasın reddini içeren özel yetki bulunmadığından davacılar vekiline özel yetkiyi içeren vekaletname sunması için süre verilmesi ve bu eksikliğin tamamlattırılarak karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, murisin aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.