YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2452
KARAR NO : 2021/13235
KARAR TARİHİ : 20.12.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacılar ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar, Eskişehir İş Mahkemesi’nin 2010/849 Esas-2010/1489 Karar sayılı davasında davalıların vekilleri olduğunu, davanın kabulle sonuçlandığını, davaya konu mahkeme ilamının davalılarca Ankara 13. İcra Müdürlüğü’nün 2011/13714 esas sayılı dosyasında icraya koyulduğunu, dosyada 229.409,60-TL tahsilat yapıldığını, 140.800,00 TL’sinin kendilerine ödendiğini, bakiyenin avukatlık ücreti olarak kesildiğini, ancak tarifeye göre hesaplanması gereken ücretin hatalı hesaplandığını, fazla alınan 39.569,00-TL’nin iadesi için davalılara ihtar gönderildiğini, ancak olumsuz cevap verildiğini, bunun üzerine Ankara 20. İcra Müdürlüğü’nün 2013/10560 esas sayılı dosyasında davalılara karşı takip başlattığını, takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar, icra dosyasına yatırılan paranın 16.12.2011 tarihinde tahsil edildiğini, 112.811,00-TL’sinin 19.12.2011 tarihinde banka aracılığı ile …’ün hesabına gönderildiğini, yargılama aşamasında reşit olan …’e ise 19.12.2011 tarihinde banka kanalıyla 28.185,00-TL ödendiğini, taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunduğunu, avukatlık görevinin tam olarak yerine getirildiğini ve tahsil edilen paradan kararda yazılı avukatlık ücreti ve yapılan masrafların mahsup edildiğini, bundan sonra bakiye kalan miktar olarak davacılara toplam 140.996,00-TL ödendiğini, yapılan icra takibinin haksız olduğunu savunarak davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davacıların 19.015,37-TL asıl alacak, 1.097,25-TL faize ilişkin davasının kabulü ile, Ankara 20. İcra müdürlüğünün 2013/10560 esas sayılı dosyasında takibe yapılan bu miktar itirazın iptaline, fazla istemin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalılar tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacıların masraflara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi bakımından;
Dava, davalı avukatlarca vekil sıfatıyla icra dosyasında tahsil ettikleri bedelden fazla vekalet ücreti kesintisi yaptıkları iddiası ile fazla alınan bedelin iadesi istemine ilişkindir. Davalı icra dosyasında tahsil edilen paradan vekalet ücreti ve masrafların düşüldükten sonra bakiyesinin iade edildiğini, davacıların alacağı kalmadığını savunmuştur.
Avukatlık Kanununun 173/2. maddesinde, “Avukata tevdi edilen işin yapılması veya yapıldıktan sonra sonucunun alınması için gerekli bütün vergi, resim, harç ve giderler, iş sahibinin sorumluluğu altında olup, avukat tarafından ilk istekle avukata veya gerektiği yere ödenir. Bu harcamaların avukat tarafından yapılabilmesi için yeteri kadar avansın iş sahibi tarafından verilmiş olması gerekir.” hükmü mevcut olup, bu hüküm gereğince, işin görülmesi için gerekli olan tüm masrafların iş sahibi tarafından işin başında avukata ödenmiş olduğu karine olarak kabul edilmeli, bunun aksini ileri süren, başka bir ifade ile müvekkilinden masraflar için avans almadığını iddia eden avukatın da, bu iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu kabul edilmelidir. Dava için yapılan masrafların işin başında ödenmediğinin yasal karine gereği davalı avukatlarca kanıtlanması gerekir. O halde, mahkemece, Avukatlık Kanunu 171. ve 173. maddeleri ile dairemiz kökleşmiş içtihatları da dikkate alınarak dava masraflarının işin başında davalılara ödenmediği davalılar tarafından ispatlanmadığından masraflar yönünden davalıların talebinin reddine karar verilmesi gerekirken bu yönüyle icra dosyasından tahsil edilen bedelden masrafların düşülerek hesaplama yapılması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacıların işlemiş faiz yönünden temyiz itirazlarının incelenmesi bakımından;
Dava, hukuki niteliği bakımından dava tarihi itibari ile yürürlükte olan Borçlar Kanunu’nun 508. maddesine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır. BK.nun 508. maddesi, vekilin vekaleti ifa için veya ifa dolayısıyla aldığı şeyleri derhal müvekkile verme borcu ile borç para borcu ise zamanında yerine getirilmemesi yüzünden faiz ödeme borcunu düzenlemiştir. O halde mahkemece, ihtara gerek olmaksızın davalıların icra dosyasında tahsil ettiği fazla bedelleri tahsil tarihinden itibaren davacılara iade ile yükümlü olduğu değerlendirilerek işlemiş faiz hesaplaması yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile ihtar tarihinden itibaren işlemiş faiz hesaplanarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
4-Davacıların icra inkar tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi bakımından;
İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir.
Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacıların bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. 3. ve 4. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 1.342,50 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.