Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/4171 E. 2021/6568 K. 05.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4171
KARAR NO : 2021/6568
KARAR TARİHİ : 05.10.2021

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 25.12.2020

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/11/2020 tarihli ve 2020/1405 soruşturma, 2020/492 esas, 2020/22 sayılı seri muhakeme usulüne tabi talepnamenin kabulüne ve sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179/3. maddesi delaleti ile 179/2 ve 52. maddeleri gereğince 900,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlarının bulunduğu mahkemelere denetim içerisinde yeni suç işlendiğinin ihbarına dair Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2020 tarihli ve 2020/472 esas, 2020/288 sayılı kararına karşı sanık müdafii tarafından talepnamede belirtilmeyen ihbar hususunun kararda yer alamayacağı gerekçesiyle yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesinin 25/12/2020 tarihli ve 2020/725 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
1-Dosya kapsamına göre;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250/2. maddesindeki “Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.”;
Aynı Kanunun 250/3. maddesindeki, “Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi halinde bu usul uygulanır.”;
Anılan Kanunun 250/9. maddesindeki, “Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği ve eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu kanaatine varırsa talepte belirtilen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Mazaretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.”;
Aynı Kanunun 250/14. maddesindeki, “Dokuzuncu fıkra kapsamında Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir.”;
Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliğinin 14. maddesindeki, “Mahkeme, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu, bu usulün şüpheliye Kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde teklif edildiği ve şüphelinin bu teklifi müdafii huzurunda özgür iradesiyle kabul ettiği kanaatine varırsa talepte belirlenen yaptırım doğrultusunda hüküm kurar.”;
Aynı Yönetmeliğin 13/4. maddesindeki, “Mahkemece, isnat olunan suçun seri muhakeme usulü kapsamında olmadığı veya Kanunun 250 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen şartların gerçekleşmediği kanaatine varılması hâllerinde talep reddedilir. Bu durumda, dosya Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir ve soruşturma genel hükümlere göre sonuçlandırılır.” şeklindeki düzenlemeler karşısında,
Somut olayda, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından seri muhakeme usulü kapsamında şüpheliye tüm sonuçları ile belirtilen teklifin müdafii huzurunda kabul edildiği, Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/11/2020 tarihli talepnamenin anılan Mahkemesince kabul edilmesi ile talepte belirtilen doğrultuda aynı gün karar verildiği anlaşılmakla, hızlı bir şekilde karar verilmesi amaçlanan bu usulde anılan Kanun ve Yönetmelik kapsamında talepnamenin reddine yönelik incelemenin, isnat olunan suçun seri muhakeme usulü kapsamında olup olmadığı ve 5271 sayılı Kanunun 250/3. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği hususları ile sınırlı olduğu değerlendirildiğinde, bu nedenle talepnameyi inceleyen Asliye Ceza Mahkemesinin sınırının itirazı inceleyen mercii Ağır Ceza Mahkemesinin inceleme sınırını da kapsadığı; kaldı ki, anılan kararın kesinleşmesi sonrası sanığın adli sicil kaydında yer alan ve denetime tabi kararlara ihbarda bulunmasının mahkumiyet kararının doğal sonucu olup bu hususun talepnamede yer alıp almamasının bir öneminin de bulunmadığı gözetilmeden itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,
2-Kabule göre de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 271/2. maddesinde yer alan, “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.” şeklindeki hükmü karşısında, itirazın kabulü ile itirazın konusu hakkında da bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 19/04/2021 gün ve 94660652-105-66-6800-2021-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2021 tarih ve 2021/57701 sayılı ihbarnamesiyle mevcut evrak tevdi kılınmakla;
Dosya incelendi gereği düşünüldü:
Somut olayda sanığın 0.83 alkollü vaziyette maddi hasarlı trafik kazası yapması üzerine Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından seri muhakeme usulü kapsamında şüpheliye tüm sonuçları ile belirtilen teklifin müdafii huzurunda kabul edildiği, Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/11/2020 tarihli, 2020/22 numaralı şüphelinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179/3. maddesi delaleti ile 179/2 ve 52. maddeleri gereğince 900,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılması taleplerini içeren mahkemece kabul edilen talepnamedeki koşulların, müdafii eşliğinde mahkeme huzurunda kabul edilmesi üzerine Boğazlıyan Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2020 tarihli ve 2020/472 esas, 2020/288 sayılı kararıyla sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179/3 maddesi delaleti ile 179/2 ve 50, 52. maddeleri gereğince 900,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlarının bulunduğu mahkemelere denetim içerisinde yeni suç işlendiğinin ihbarına karar verildiği, sanık müdafii tarafından “kabul edilen talepname dışında karar verilemeyeceği’’ gerekçesiyle yapılan itirazın Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesinin 25/12/2020 tarihli ve 2020/725 değişik iş sayılı kararıyla kabul edildiği anlaşılmakla;
Hızlı bir şekilde karar verilmesi amaçlanan bu usulde anılan Kanun ve Yönetmelik kapsamında talepnamenin reddine yönelik incelemenin, isnat olunan suçun seri muhakeme usulü kapsamında olup olmadığı ve 5271 sayılı Kanunun 250/3. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği hususları ile sınırlı olduğu değerlendirildiğinde, bu nedenle talepnameyi inceleyen Asliye Ceza Mahkemesinin sınırının itirazı inceleyen mercii Ağır Ceza Mahkemesinin inceleme sınırını da kapsadığı; kaldı ki, anılan kararın kesinleşmesi sonrası sanığın adli sicil kaydında yer alan ve denetime tabi kararlara ihbarda bulunmasının mahkumiyet kararının doğal sonucu olup bu hususun talepnamede yer alıp almamasının bir öneminin de bulunmadığı gözetilmeden itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2020 tarihli ve 2020/725 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin, kabulü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.