YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2972
KARAR NO : 2021/7555
KARAR TARİHİ : 28.12.2021
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hakkari Üniversitesi Rektörlüğünün sanık …’e yüklenen suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, katılan Hazinenin ise suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, cinsel saldırı, bir kimseyi fuhuşa teşvik etme ve şantaj suçlarından doğrudan zarar görmelerinin söz konusu olmadığı, bu itibarla anılan suçlardan kurulan hükümleri temyiz etme haklarının bulunmadığı anlaşılmakla, … vekilinin sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan kurulan hükme, katılan Hazine vekilinin ise sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, cinsel saldırı, bir kimseyi fuhuşa teşvik etme ve şantaj suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan Hazine vekilinin sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından kurulan tüm hükümlere, müdafilerin müvekkilleri olan sanıklar haklarında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine, sanık …’ın ise hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Bir kısım sanıklar haklarında alınan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararlarının tamamının suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan verildiği, dinleme kararları sonucunda elde edilen delillere istinaden sanıklar hakkında rüşvet alma, rüşvet verme, cinsel saldırı, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, bir kimseyi fuhuşa teşvik etme ve şantaj suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik … ile Hazine vekillerinin temyiz istemlerinin yukarıda değinilen gerekçeyle reddine karar verildiği ve anılan suçlardan kurulan hükümlerin kesinleştiği göz önüne alındığında, iletişimin tespiti suretiyle elde edilen delillerin rüşvet alma ve rüşvet verme suçları yönünden kullanılamayacağı, elde edildikleri tarihte yürürlükte bulunan kanunlara uygun olarak tespit edilmeyen kanıtların hukuka uygun delil olduklarından söz edilemeyeceği nazara alınmak suretiyle somut olaydaki savunmalar ve tanık beyanlarının delil değerinin ortaya konulması ve ispat sorununun bu şekilde çözümlenmesi gerektiği dikkate alındığında, iletişimin tespiti tutanaklarına istinaden toplanan bilgi ve belgeler ile beyanlar da kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda delil olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek, hukuka aykırı deliller dışlandığında dosya kapsamında sanıkların mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince atılı suçlardan beraatleri yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Cinsel yararların ekonomik yarar olmaması nedeniyle rüşvet suçunun konusunu oluşturmayacağının, buna bağlı olarak atılı suçun oluşmayacağının gözetilmemesi,
5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması, temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde tayin edilmesi gerekirken, belirtilen ilkelere ve 5237 sayılı TCK’nın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak, sanıklar …, … ve … hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, rüşvet suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olması karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin suçun mağduru değil zarar göreni olacağı nazara alınarak, sanıklar …, … ve … hakkında tek suçtan hüküm kurulup zincirleme suç nedeniyle TCK’nın 43. maddesi uygulanmak suretiyle artırım yapılarak ceza belirlenmesi yerine, eylemlerinin ayrı suç olarak kabulüyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53/1. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçları TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar …, … ve … hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin, sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … müdafileri ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 28/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.