Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/8115 E. 2021/10708 K. 21.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8115
KARAR NO : 2021/10708
KARAR TARİHİ : 21.10.2021

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu, … İlçesi … Köyü … Mahallesi … mevkiinde bulunan 232 ada 1-4-7, 233 ada 2 ve 3 parsellerle çevrili 1000 m2 miktarındaki taşınmaz, kadastro çalışmaları esnasında parsel numarası verilmemiş, tespit görmemiş olup, Kadastro Müdürlüğünün 27.04.2010 tarihli yazı cevabında ise dava konusu yerin; 242 ada 1 parsel olarak tam hisse ile orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına kayıtlı taşınmaz içerisinde kaldığı belirtilmiştir. Ayrıca çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 04.12.1987 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Davacı …; … İlçesi … Köyü yazlık kısmında bulunan taşınmazların kadastro çalışmalarının tamamlanarak 07.12.2009 tarihinden itibaren askıya çıkarıldığını, 232 ada 1-4-7, 233 ada 2 ve 3 parsellerle çevrili 1000 m2’lik elma bahçesinin, annesi … tarafından 20 seneyi aşkın süredir kullanıldığını, 11.07.2008 tarihinde ölümü ile mirasçılarına bıraktığını, rızai taksim yapılmadığını, dava konusu edilen bu 1000 m2’lik kısmn tespit görmediğini ve parsel numarası verilmediğini, taşınmazın mirasçıların hisseleri oranında tasarruf ve zilyetliklerinde olduğunu, bu nedenle dava konusu yerin … mirasçıları adına hisseleri oranında … Köyünün son parsel numarası altında tahdit ve tespitinin yapılması ve haritasının da buna göre düzeltilmesini talep etmiştir. Davacı dışında kalan … mirasçıları ise ayrı ayrı davaya muvafakat etmişlerdir.
Davalılar ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Dava ilk olarak Kadastro Mahkemesinde açılmış olup Kadastro Mahkemesince; dava edilen taşınmaz için kadastro çalışmaları sırasında tutanak düzenlenmediği, görevli mahkemenin genel yetkili mahkemeler olduğu gerekçesi ile verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine davaya Alanya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/ 653 Esası ile devam edilmiş, mahkemece; dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.05.2015 tarihli ve 2014/9460 Esas, 2015/3781 Karar sayılı ilamı ile eksik araştırma inceleme ile karar verildiği gerekçesi ile Yerel Mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, bilirkişilerin 03.05.2016 havale tarihli raporunda, (A) harfi ile belirtilen, orman sınırı içerisinde bırakılan, 517,57 m2 yüzölçümündeki bölümün, Alanya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1007 Esas ve 2008/781 Karar sayılı mirasçılık belgesi ile 15.12.2008 tarihli tavzih kararına göre, muris … mirasçıları adına veraseten iştirak hükümlerine göre, niteliği meyve bahçesi olarak tapuya kayıt ve tesciline, bilirkişilerin 03.05.2016 havale tarihli raporunun kararın eki sayılmasına, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin ve yeteri kadar karar suretinin Alanya Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. Hüküm; davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, orman sınırı içinde kalan taşınmaza yönelik olarak açılmış tapu iptal ve tescil davasıdır.
Mahkemece; 03.05.2016 tarihli fen ve orman bilirkişileri tarafından hazırlanan rapor, 28.12.2016 tarihli fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan rapor ve bozma öncesinde alınan 15.10.2012 tarihli ziraat bilirkişisi … tarafından hazırlanan raporlardan bahisle nihai olarak davanın kabulüne karar verilmişse de mahkemece bozmaya uyulmasına, bozma sonrasında alınan raporlar arasında çelişki olmasına rağmen bu çelişki giderilmeden, bozmada belirtilen hususlar yönünden yeterli inceleme yapılmadan eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuştur.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazlara komşu olan taşınmazlardan, 233 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Alanya Kadastro Mahkemesinin 2010/210 Esas ve 2011/629 Karar sayılı dava dosyasında, Orman Yönetimi tarafından adına tespit yapılan kişilere karşı, taşınmazların kesinleşen tahdit sınırı içinde kaldığı iddiası ile dava açılmıştır. Bu davada; dava konusu taşınmazların, Kadastro Mahkemesinin 1988/73 Esas ve 1992/103 Karar sayılı dosyanın dayanak krokisinde (Z3) harfi ile gösterilen ve tahdit dışına çıkarılmasına karar verilen alanda kaldığı gerekçe gösterilerek Orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmiştir. Bu hüküm ise Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19.06.2012 tarihli ve 2012/6862 Esas, 2012/9288 Karar sayılı ilâmı ile onanmış olup taraflarca karar düzeltme isteğinde bulunulmadığından 20.09.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
Yine dava konusu taşınmaza sınır olan komşu 230 ada 1, 232 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Alanya Kadastro Mahkemesinin 2010/201 Esas ve 2012/518 Karar sayılı dava dosyasında; Orman Yönetimi tarafından adına tespit yapılan kişilere karşı, taşınmazların kesinleşen tahdit sınırı içinde kaldığı iddiası ile dava açılmıştır. Bu davada; dava konusu taşınmazların kadastro mahkemesinin 1988/73 Esas ve 1992/103 Karar sayılı dosyanın dayanak krokisinde (Z1) harfi ile gösterilen ve tahdit dışına çıkarılmasına karar verilen alanda kaldığı gerekçe gösterilerek Orman Yönetimin davasının reddine karar verilmiştir. Bu hüküm ise Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.11.2013 tarihli ve 2013/9354 Esas, 2013/10749 karar sayılı ilamı ile onanmış olup taraflarca karar düzeltme isteğinde bulunulmadığından 27.02.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Alanya Kadastro Mahkemesinin 01.05.1992 tarihli ve 1988/73 Esas, 1992/103 Karar sayılı dosyasında ise; … tarafından Orman Yönetimi ve Orman Bakanlığına karşı açılan, orman tahdidine itiraz davası sonucu; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 18.06.1991 tarihli … tarafından düzenlenen krokili raporda (Z1), (Z2) ve (Z3) harfleri ile gösterilen kısımların tahdit dışına çıkarılmasına, (O1), (O2) (O3) ve (O4 ) harfli kısımlara yönelik açılan davanın ise, taşınmazın bu kısımlarının orman sayılan yerlerden olduğu için reddine karar verilmiş ve bu hüküm de Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.11.1993 tarihli ve 1992/14213 Esas, 1993/9095 Karar sayılı ilamı ile onanmış olup karar düzeltme isteğinde bulunulmadığından 08.02.1994 tarihinde kesinleşmiştir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.05.2015 tarihli ve 2014/9460 Esas, 2015/378 Karar sayılı ilamında ; yukarıda bahsi geçen kesinleşmiş bu dosyaların getirtilerek tahdide itiraz davası sonucu verilen karar ve kroki uygulanarak, diğer kararların ise kesin hüküm ya da güçlü delil olup olmadığı, bu kararların tadit haritasına işlenip işlenmediğinin araştırılması gerektiği belirtilmiş olup Mahkemece bozmaya uyularak 28.04.2016 tarihinde dava konusu yere ilişkin 1 fen ve 1 orman bilirkişisi ile keşif yapılmıştır. Keşif sonrası 03.05.2016 tarihli bilirkişilerce ortak hazırlanan raporda; Alanya Kadastro Mahkemesinin 1988/73 Esas ve 1992/103 Karar sayılı dosyasında kadastro teknisyeni …’nın sunduğu bilirkişi raporunun zemine uygulandığı, dava konusu A harfi ile gözüken alanın 18.06.1991 tarihli krokide Z3 ( 2700 m2 ) ile gösterilen yere isabet ettiği ve yüz ölçümünün 517,57 m2 olduğu yine orman bilirkişisinin incelemesine göre de orman kadastro haritasında ziraat alanlarının ortasında, 1963 tarihli Alanya O28C2 haritası üzerinde açık renkli orman olmayan kısımda, yine 1989 tarihli Alanya O28C2 haritası üzerinde açık renkli orman olmayan alanda, 2009 yılı 1/60000 ölçekli sayısal harita üzerindeki konumu itibariyle meyve bahçeleri arasında kaldığı belirtilerek orman sayılmayan yerlerden olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra mahkemece 28.12.2016 tarihinde fen bilirkişisi …’dan ek rapor alınmış olup bu raporda ise 18.06.1991 tarihinde … tarafından hazırlanan krokili raporu fotoğraf çekerek raster haline getirdiği, …’nın raporunun koordinatsız ve ölçeksiz olduğunun kroki üzerinde belirttiği, 1943 rakımlı tepe, Karapınar deresi, Alanlıoğlu deresi OS 115, OS 116/1, OS 117 noktalarına da dikkat edildiğinde …’nın krokili raporunun 1/10000 ölçekli olduğu, raster dönüşümünü bu noktalara dikkate ederek yaptığında artı eksi 10m olarak güncel sayısal harita koordinatlarına dönüşümünü gerçekleştirdiği, mahkemenin istediği O1,O2,O3,O4,Z1,Z2,Z3 ile belirtilen alanlarla dava konusu yeri birlikte gösterdiği dava konusu yerin en yakın olan O4 e 378,27 m olduğu ve sayısallaştırdığı belirtilerek sonuç olarak dava konusu yerin 18.06.1991 tarihli … tarafından düzenlenen krokili raporda belirtilen alanlar içinde kalmadığı tespit edilmiştir.
Görüldüğü üzere bu iki bilirkişi raporu arasında açık bir şekilde çelişki bulunmakta olup, mahkemece bu çelişki giderilmeden, bozma öncesi alınan 15.10.2012 tarihli ziraat bilirkişisi …’ın raporunda, dava konusu taşınmazın kültür bitkisi yetiştirilen tarım arazisi vasfında ve özel mülkiyete konu yerlerden olduğunun belirtildiğinden bahisle bozmada belirtilen hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
O halde Mahkemece; önceki bozmada da belirtildiği üzere komşu taşınmazlara ait dava dosyaları ve bilirkişi raporları ile kadastro mahkemesinin 1988/73 Esas ve 1992/103 Karar sayılı dosyasına dayanak 18.06.1991 tarihli … tarafından düzenlenen krokili rapor 3 ( üç ) fen bilirkişisi ile dava konusu yerde keşif yapılarak dava konusu taşınmaza uygulanmalı, dava konusu taşınmazın tahdit dışına çıkarılan alanda kalıp kalmadığı net olarak belirlenmeli, bilirkişilerden komşu taşınmazlar için verilen kararlar ile 18.06.1991 tarihli … tarafından düzenlenen krokili rapor da tahdit dışına çıkarılmasına karar verilen kısımlar ile, (O1), (O2) (O3) ve (O4) harfli kısımlar aynı krokili raporda gösterilmeli, 03.05.2016 ve 28.12.2016 tarihleri bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin neden kaynaklandığı belirtilerek bu çelişki giderilmeli ve nihai olarak dosyaya yansıyacak denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Taşınmazın net bir şekilde orman tahdit sınırları dışında olduğunun belirlenmesi halinde ise zilyetlikle kazanma koşullarının davacı tarafça sağlanıp sağlanmadığının tespiti için yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve tanıklar ile bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu yer ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyledava konusu yer çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, davaya konu yerin niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığını denetime elverişli bilirkişi raporlarıyla ve mahalli bilirkişi ile tanık beyanlarıyla tespit edildikten sonra şayet tescil kararı verilecekse 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 21.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.