Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/13458 E. 2021/9027 K. 21.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13458
KARAR NO : 2021/9027
KARAR TARİHİ : 21.10.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Suça konu sahte çekin 26.12.2009 tarihinde sanık tarafından katılan firmaya gönderilmiş olması nedeniyle, suç tarihi “26.12.2009” olacağından, gerekçeli karar başlığında çekin keşide tarihi olan “10.02.2010” olarak yanlış yazılan suç tarihinin, mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
Her ne kadar 30/05/2018 tarihli tebliğnamede sanığın kendisi dışındaki ciro imzalarını atmasının suç teşkil ettiğini bildiğine ve suç kastı ile hareket ettiğine dair delil bulunmadığından sanığın beraatine ve suça konu çekin keşide edildiği tarihte … Finans kurumu ünvanlı bir banka bulunmaması nedeniyle eksik incelemeden kararın bozulması yönünde görüş bildirilmiş ise de; suça konu çekin tümden sahte oluşturulmuş olması, aşamalarda alınan ekspertiz ve bilirkişi raporlarında ciro imzalarının sanığa ait olduğu gibi soruşturma aşamasında alınan 10.06.2011 tarihli bilirkişi raporunda çekin ön yüzündeki yazı ve rakamların da sanığın eli ürünü olduğu, çekteki keşideci imzasının sanık elinden çıkmış olmasının mümkün muhtemel olduğunun rapor edilmiş olması, katılan şirketin ticari vekilliğini yapan sanık savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmakla beraat yönünde ve esasa etkili görülmediğinden eksik incelemeden bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki hak yoksunluklarının hükümde gösterilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyularak yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru içimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,

II-Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafısinin temyizinin incelenmesinde;
1-) Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2011 tarihli ve 2010/6999 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında sevk maddelerine göre “Resmi belgede sahtecilik” ve Nitelikli dolandırıcılık” suçlarından dava açılmış olup, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.1997 tarihli ve 88/147 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan da söz edilmesi o olaydan da dava açıldığı anlamına gelmeyeceği gibi dosya içerinde mevcut soruşturma dosyasına göre, suça konu sahte çekin de şikayet konusu edildiği, sanık hakkında Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından … Kargo A.Ş’ye yönelik hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yürütülen soruşturma neticesinde, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının 04.05.2010 tarihli ve 2010/1114 Sor., 2010/637 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu karara itiraz üzerine Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2010 tarihli ve 2010/336 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, davaya konu 20.09.2011 tarihli iddianamenin anlatımında sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçunun anlatıldığı ve yalnızca o suçtan dava açıldığı, sevk maddesinde nitelikli dolandırıcılık suçu yazılmış ise de; iddianame anlatımında bu suça yönelik bir fiilden bahsedilmediğinden nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden açılmış bir davanın varlığının kabul edilemeyeceği, sanık hakkında “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan verilen ve kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar da dikkate alındığında bu suçtan da açılan bir kamu davasının bulunmadığı, keza hükmün konusunun iddianamedeki fiil olduğu gözetilmeden, iddianame kapsamı dışına çıkılarak dava açılmayan “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan hüküm kurulması sureti ile 5271 sayılı CMK’nın 225.maddesine muhalefet edilmesi,
2-) Kabule göre de; sanığa yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nin 155/2.maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253 ve 254.maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluk bulunması, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesine ilişkin uygulamada gözetilmemesi,
Yasaya aykırı sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 21.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.