YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/9553
KARAR NO : 2013/3778
KARAR TARİHİ : 02.04.2013
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24.12.2008 gün ve 2007/573 Esas, 2008/385 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılan Sultan Deveci vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma iddiası ile ilgili zamanaşımı süresi içinde dava açılması mümkün görülmüş, sanığın adli sicil kaydı getirtilmeden hüküm kurulmuş ise de, bu kayıt Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Onaylı nüfus kayıt örneğine göre, 10.04.1992 doğumlu olarak görülen ve suç tarihlerinde 14 yaş 6 ve 8 ay aralığında olan mağdurenin doğum tarihinden yaklaşık 1 yıl 4 ay sonra 17.08.1993 tarihinde nüfusa tescil edildiği ve suç tarihinde 15 yaşını doldurmasına az bir süre kaldığı gözetilerek, suçun oluşumuna ve niteliğini belirlemeye etkisi bakımından, doğum tutanağı getirtilerek, mağdurenin resmî bir kurumda doğup doğmadığının araştırılması, doğmadığının saptanması halinde, mağdurenin yaşını belirlemeye yönelik kemik grafileri çektirilerek, tam teşekküllü bir hastanede, içinde radyoloji uzmanının da bulunduğu sağlık kurulundan rapor aldırılması, duraksama halinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığından görüş sorulup, mağdurenin suç tarihlerindeki gerçek yaşı bilimsel biçimde belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Uygulamaya göre de;
Hükümde, sanık hakkında yapılan uygulamanın doğrudan TCK.nın 103/2. maddesi ile başlatılması yerine, aynı Kanunun 103/1. maddesi ile başlatıldıktan sonra TCK.nın 103/2. maddenin tatbik edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.