Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1426 E. 2021/4071 K. 20.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1426
KARAR NO : 2021/4071
KARAR TARİHİ : 20.12.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Devrek 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10/03/2016 tarihinde verilen dilekçeyle temliken tescil, 2. kademede muhdesatın aidiyetinin tespiti talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25/12/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Dava, temliken tescil 2. kademede muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili 10.03.2016 tarihli dava dilekçesinde; dava konusu Zonguldak ili, Devrek ilçesi, 120 ada 5 parsel sayılı 22.553,87 metrekare yüzölçümlü taşınmazın 2011 yılında davalı ve dava dışı paydaşların mülkiyetinde iken müvekkilinin 120 ada 5 parsel sayılı taşınmazda büyükbaş hayvan çiftliği yapmak üzere davalı ile anlaştığını, taraflar arasında 01.03.2011 tarihli kira sözleşmesi ve anlaşma senedi başlıklı adi yazılı bir sözleşme yapıldığını, anılan bu sözleşme ile kiralanan 120 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 4000 metrekarelik kısmına davacı tarafından çiftlik yapılacağı, davacı kiracının kira, ifraz ve devir bedeli olarak 50.000,00 TL’yi kiraya veren davalıya ödediği, ödenen bu bedel ile davalının dava konusu taşınmazın diğer paydaşlarından paylarını satın alacağı, davalının tek malik olması durumunda 4000 metrekarelik kısmı ifraz ederek davacıya temlik edeceği, bu temlik için ayrıca bir bedel istenmeyeceği, diğer hissedarlardan paylarının devir alınamaması halinde ise ödenen 50.000,00 TL’nin ise 49 yıllık kira bedeli olarak kabul edileceği hususlarında anlaşma sağlandığını, davalının 06.10.2015 tarihi itibariyle dava konusu taşınmazda tek malik olması üzerine davacının ifraz krokisi hazırlattığını ancak davalının ifraza yanaşmadığını, davacının kazı ve yapı çalışmaları için yaklaşık 400.000,00 TL harcama yaptığını, yapının yıkılmasının fahiş zarar meydana getireceğini iddia ederek 120 ada 5 parsel sayılı taşınmazda çiftlik ve zorunlu kullanım alanı olan 4.000,48 metrekarelik kısmın ifraz edilerek davacı adına tescilini, 2. kademede çiftlik ve yapıların davacıya aidiyetinin tespiti ile tapunun beyanlar hanesine şerh edilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, anılan çiftliğin davacı ile davalının oğlu tarafından ortak olarak inşa edildiğini, büyükbaş hayvan besiciliği işine başlanamayınca yumurtacılık işine başlanıldığını, yapılan inşai faaliyetin bedelinin yaklaşık 200.000,00 TL olduğunu, yapı bedelinin 150.000,00 TL’sinin davalı tarafından karşılandığını, davacının kredi kullanması amacıyla tarafların Devrek Süt ve Süt Ürünleri Gıda Turizm İnşaat Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti. ünvanı ile şirket kurduklarını, şirket tarafından kullanılan kredinin ödenmemesi nedeniyle davalının kredi borcunu kapattığını, davacının şirkette yetkili temsilci olduğunu, davacının kötüniyetinin anlaşılması üzerine davalının şirket ortaklığından ayrıldığını, davacının müvekkilinin yaşlılığından yararlanarak sözleşmeyi boş olarak imzalattığını, sözleşme içeriğinin davacı tarafından eldeki davaya dayanak teşkil edecek şekilde yazıldığını, ifraz krokisinin davalının bilgisi dışında hazırlandığını belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dava konusu çiftliğin taraflara ait olduğunun tespiti ile tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş; reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açılabilmesi için, taşınmaz hakkında, derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin olması nedeniyle güncel hukuki yararın bulunması ve bu hukuki yararın davanın neticesine kadar da güncelliğini koruması gerektiği kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; davacı 2. kademede muhdesatın aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiş ise de dava konusu taşınmaz ile ilgili derdest ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm uygulaması veya kamulaştırma işlemi bulunmadığından davacının muhdesatın aidiyetinin tespitini istemekte güncel hukuki yararın bulunmamaktadır.
Davanın, belirtilen sebeple reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece, yazılı gerekçe ile davacının 2. kademedeki muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin 2. kademedeki isteme yönelik gerekçesi doğru değil ise de hüküm sonucu esas bakımından usul ve kanuna uygun olduğundan 6100 sayılı HMK’nın 370/4 maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2.) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 01.07.2020 tarih ve 2020/474 Esas, 2020/504 sayılı Kararının KALDIRILMASINA, Devrek 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.2019 tarih ve 2016/95 Esas, 2019/442 sayılı Kararının yukarıda açıklanan şekilde değiştirilerek düzeltilmiş bu gerekçe ile ONANMASINA, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 20/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.