YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1927
KARAR NO : 2021/4089
KARAR TARİHİ : 20.12.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17/09/2010 gününde verilen dilekçe ile sözleşmeden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istenmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07/07/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkili … ile dava dışı Osman Usta arasında akdedilmiş bulunan “Düzenleme Şeklinde İnşaat Sorumluluk Devri ve Yedieminlik Sözleşmesi”nde müvekkiline düşen edimlerden biri olması nedeniyle, Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, Gültepe Mahallesi, 2937 ada, 20 parseldeki taşınmazın net 150 m² sine tekabül eden hissenin 22.06.2009 tarihinde davalı … Usta adına devredildiğini, bahsedilen sözleşme gereğince müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirmiş olmasına rağmen sözleşmenin diğer tarafı olan dava dışı Osman Usta’nın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini, verilen tapuların gereksiz yere verildiğini, haksız bir şekilde davalı adında bulanan taşınmazın kaydının iptaliyle müvekkili adına tescilini istemiştir.
Davacı vekili 02.12.2014 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; davalının 150 m²’lik taşınmazın 132 m²’sini elden çıkarmış olması nedeniyle 132 m²’lik kısma denk gelen yer için bilirkişi raporunda belirlenen 108.167,40 TL’nin yasal faizi ile tahsilini, 18 m²’lik kısmın ise tapu iptal ve tescilini istemiştir.
Davalı vekili, davaya dayanak olarak gösterilen sözleşmeye müvekkilinin taraf olmadığını, bu nedenle de bu sözleşmeye dayalı olarak müvekkiline karşı herhangi bir talepte bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının davasına dayanak yaptığı 17.04.2009 tarihli sözleşmenin 4/A- maddesi gereğince dava dışı …davacıya Kayseri ili, Köşkdağı Mahallesi, 477 ada, 26 parsel numaralı taşınmazdan 158 m² davacıya verilmiş bu nedenle edimlerinin karşılıklı olması gerektiği ilkesinden hareketle davacının bu davayı açabilmesinin ön koşulu sözleşme gereğince kendi aldığı yeri iade etmek olduğunu, davacının sözleşme gereğince aldığı yeri iade etmediği için müvekkili adına kayıtlı taşınmazın tapusunu isteme hakkının bulunmamakta olduğunu, davacının müvekkiline dava açma hakkının olmadığını, davacının akde aykırı davranıştan bahsetmiş ise de bunun davacının beyanı ile tespit edilebilecek bir husus olmayıp ancak yapılacak bir yargılamanın sonucunda ortaya çıkabileceğini, davacının davasının temelini teşkil eden dava konusu sözleşme gereğince taşınmazı devrettiği bir an için kabul edilse dahi inançlı işlemlerde mülkiyetin geçtiği ve tapu iptali davası açılamayacağı hususlarının da göz ardı edilmemesini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin kurulan hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince 2016/15450 Esas, 2020/116 Karar sayılı ilamı ile tahkikatın bitirildiği taraflara ihtar edilmeden sözlü yargılamaya geçilmesinin usule uygun olmadığı açıklanarak bozulmuştur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2016/15450 Esas, 2020/116 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece, davanın kabulüne; dava konusu Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, Gültepe Mahallesi 2937 ada 20 No’lu parselde tapuya kayıtlı taşınmazda davalı adına olan 9/859 hisse değerindeki tapu kaydının iptali ile, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı tarafından 3. şahıslara devredilen 132/1718 hisse karşılığı 108.167,40 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazdaki hisse davalı …’e davacı … tarafından 22.06.2009 tarihli resmi satış senedi ile satılmış olup, taraflar arasında tapuda yapılan resmi satış işlemi dışında herhangi bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacı taraf satış işleminin geçerli olmadığını ileri sürmekte ise resmi senedin aksini ancak aynı nitelikte bir belge ile ispat etmelidir.
Davacı tarafından davaya dayanak gösterilen ve dava dışı… ile davacı arasında akdedilen 17.04.2009 tarihli harici sözleşmeye gelince; davalı …, bu sözleşmenin tarafı değildir. Davalının tarafı olmadığı bir sözleşmenin bağlayıcılığı olamayacağından somut uyuşmazlığın çözümünde gözetilmesi de beklenemez.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, her ne kadar davacı tarafından davalıya resmi satış işlemi ile devredilen taşınmazın tapusunun iptali ile tescili isteminde bulunulmuşsa da; resmi satış işleminin aksini ispata yarar aynı kuvvette sunulamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.