YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/3680
KARAR NO : 2012/6434
KARAR TARİHİ : 06.06.2012
Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından mahkûmiyetine dair … 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 06.12.2011 gün ve 2008/84 Esas, 2011/363 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde … incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı … Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurenin hastaneye müracatından üç gün sonra alınan polisteki 14.02.2008 tarihli ilk ifadesinde, olay öncesinde sanık ile farklı günlerde iki kez rızasıyla buluşarak livata suretiyle cinsel ilişkiye girdiklerini belirttiği halde, olay günü sanığın kendisine telefon ederek, yanına gelmeyeceği şeklinde bir beyanı da olmamasına rağmen, cep telefonunda beraber oldukları günün fotoğrafları olduğunu, bunlarda kendisini nasıl yaptığının göründüğünü, gelirse bunları sileceğini söylemek suretiyle, yanına gitmesi için kendisine baskı kurduğu ve zorla livatada bulunduğu biçimindeki iddiaları ile aşamalardaki diğer tüm anlatımlarının tutarsız ve çelişkili olup, hayatın olağan akışına uygun bulunmaması, … Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 14.02.2008 tarihli raporunda belirtilen anal muayeneye ilişkin bulguların mağdurenin iddialarını desteklememesi, ifadesinde sadece livata eylemlerinden söz ettiği halde doktor raporu alınmasından sonra duruşmada sanığın vajinal yoldan da cinsel saldırıda bulunduğunu ileri sürmesi, soruşturma aşamasında sanığın cep telefonu üzerinde yapılan incelemede, mağdurenin cinsel ilişki sırasında sanık tarafından çekildiğini iddia ettiği görüntülerin bulunmadığının anlaşılmış olması, sanığın savunmasında son kez mağdure ile seviştikleri sırada mağdureye bir telefon gelmesi üzerine mağdurenin gitmek istediğini söyleyerek, yanından ayrılıp ağaçlık alana gittiğini belirtmesi karşısında, bu süre içerisinde mağdurenin başka olaylara da maruz kalmış olabileceği, fiziki muayenesinde tespit edilen diz kapağı ve uyluk
bölgesindeki doktor raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği anlaşılan ekimozların … ile sevişme veya bilinmeyen bir nedenle sanıkla olaydan sonra aralarında çıkan bir tartışma yada anlaşmazlığa dayalı olarak veya sanıktan ayrıldıktan sonra yaşadığı ve gizlemek istediği başka bir olay yada bilinmeyen başka bir nedenle meydana gelebileceği ailesinin kendisini aradığını düşünüp mazeret yaratmak için telefonla babasını arayıp hastaneye bu nedenle götürülmesini sağlamış olabileceği, mahkemece 17.06.2008 tarihli oturumda mağdurenin anlatımları sırasında zaman zaman olayların sırası ve oluş şekli ile ilgili tutarsız beyanlarda bulunduğu, anlatımlarının hayatın olağan akışına uygun olmadığının saptanmış bulunması, sanığın aşamalarda değişmeyen savunması ve tüm dosya içeriğinden; mağdurenin sanıkla rızaen birlikte olmasından hemen sonra sanığın mağdurenin rızası dışında mağdureye karşı nitelikli cinsel saldırıda bulunduğuna ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile şantaj suçlarını işlediğine dair, mağdurenin itibar edilmeyen samimiyeti kuşkulu iddiaları dışında, savunmanın aksine, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek sanığın tüm suçlardan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmolunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanık …’ın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin mahalline en seri biçimde bildirilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, 06.06.2012 tarihinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından oybirliğiyle, diğer suçtan ve tahliye kararı yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: Sanık hakkında her ne kadar katılan mağdurenin ırzına geçtiğinden bahisle açılan kamu davasında mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının bozulmasına karar verilmiş ise de;
Olay öncesi sanıkla aralarında husumet bulunmayan ve aralarında gerçekleşen cinsel ilişkilerin rızaya dayalı olduğunu ancak; son gün gerçekleşen olayın zorla gerçekleştiğini beyan eden mağdure beyanlarının aşamalarda tutarlı, olayın oluşumuna ve hayatın tabii akışına uygun olduğu, sanık savunmalarınnın ise aşamalarda çelişkiler arz ettiği mağdurenin aldırılan doktor raporu ve mağdurenin ilk müracaatında gözlemlenen ve tutanağa yansıyan durumu bir bütün halinde değerlendirildiğinde ırza geçme suçu yönünden mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının onanması görüşünde olduğumuzdan kararın bozulmasına karar veren sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.