Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/25416 E. 2013/35104 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25416
KARAR NO : 2013/35104
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; hırsızlık suçunun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 232/2-d maddesine muhalefet edilmesi,
2-Mağdurun, park halinde bulunan otomobilinin kapılarının kilitli olduğuna dair bir beyanının bulunmamasına, sanığın ikrar içeren savunmasında mağdura ait otomobilin kapıları kilitsiz olarak park halinde bulunduğunu belirtmesine ve 22.03.2010 tarihli görgü tespit tutanağında da mağdura ait otomobilin kapılarında herhangi bir zorlama izi bulunmadığının tespit edilmesine göre; kapılarının kilitsiz olduğunun kabulünde zorunluluk bulunan otomobilden teyp ve anfi alan sanığın, anfiyi alabilmek için bağlantı kablolarını koparmasının kaçınılmaz olduğunun anlaşıldığı olayda; zarar verilen kablonun parçası olduğu anfinin aynı zamanda hırsızlık suçunun konusunu oluşturması karşısında, eylemin bir bütün olarak hırsızlık suçunu oluşturduğu, ayrıca mala zarar verme suçundan hüküm kurulmasına yasal olanak bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
3-Araç kapılarının kilitlenmesinin, aracın mütemmim cüzü olmayan çanta, gözlük gibi malların muhafazasına yönelik olduğu, araç kapılarının açık bırakılması durumunda araca ait olmayıp da araçta bırakılan malların çalınmasının açıktan hırsızlık suçunu oluşturacağı hususunda bir kuşku bulunmadığı, buna karşın gerek otomobilin içerisinde gerekse de dış kısmında bulunan ve otomobilin mütemmim cüzü niteliğinde olan monteli teyp, hoparlör, araç plakası gibi eşyaların otomobilden hırsızlanması eyleminin açıktan hırsızlık olarak vasıflandırılmasına olanak bulunmadığı, bahse konu mütemmim cüz niteliğindeki eşyaların, kullanım gereği açıkta bırakılan eşya oldukları ve somut olayda sanığın, otomobilin mütemmim cüzleri olan teyp ve anfiyi hırsızlaması eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e maddesine uyduğu gözetilmeden aynı Yasa’nın 141/1. maddesi ile uygulama yapılması,
4-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 26.03.2013 günlü, 2012/6-1232 esas ve 2013/106 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, çalınan malın üçüncü kişiye satılması halinde; 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının tek başına yeterli olmadığı, failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyiniyetli ise; sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlamasının yanında aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi gerekir. Esasen iyiniyetli olan satın alanda bulunan ve hırsızlık suçuna konu olan eşyaya elkonulamaz. Hırsızlık suçuna konu eşyaya elkonulmasına rağmen, failin satın alandan aldığı para veya sağladığı menfaatin satına alana iade edilmemesi halinde, satın alana Devlet eliyle haksızlık yapılmış olur.
Somut olayda, satın alan … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 165. maddesinde düzenlenen “suç eşyasının satın alınması” suçundan ek kovuşturmasızlık kararı verilmiş olmasına göre, iyiniyetli olarak kabul edilmesi gereken satın alan …’e ödediği paranın da iade edilmesi halinde, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanabileceği için öncelikle bu durumun açıklığa kavuşturulması, bahse konu satım bedelinin satın alan …’e ödendiğinin belirlenmesi durumunda kısmi iade nedeniyle mağdurdan rızası sorularak, sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 168/1-4. maddesinin uygulama koşullarının tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, sanığın ceza süresi yönünden kazanılmış hakkının korunmasına, 20.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.