YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/36005
KARAR NO : 2012/5450
KARAR TARİHİ : 12.03.2012
Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından sanık …’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b. 116/1, 151/1.maddeleri gereğince 2 yıl hapis, 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 58/7-8, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tebdirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 2 ve 4.maddeleri uyarınca cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazdan sonra 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair, Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/03/2008 tarihli ve 2002/381 esas, 2008/171 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 26.09.2011 tarih ve 2011/11792/48251 sayılı Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2011 tarih ve 2011/292254 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.12.2005 tarihli ve 2005/11724-19669 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7.maddesinin 2.fıkrasında “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunuru.” 3.fıkrasında “Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verilmesi karşısında, sanık hakkında Fatih 2. asliye Ceza Mahkemesinin 1999/837 esas, 2000/701 sayılı mahkumiyet hükmü sebebiyle ve tekerrüre esas olduğu gerekçesiyle, suç tarihinde yürürlükte olmayan, infaz rejimi ile ilgili bulunan ve sanık aleyhine hüküm doğuracak surette, hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezadan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesine isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
“Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yukarıda bahsi geçen talep yazısı ile mahkeme kararının bozulması istenilmiş ise de, kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; suç tarihine göre lehe yasanın belirlenmesi açısından, önceki ve sonraki yasanın karşılaştırılması sonucu 5237 sayılı yasa hükümlerinin lehe bulunması ve sanığın hırsızlık suçu itibariyle bu ceza yasasının 142/1-b maddesi yanında ayrıca gündüzleyin konut dokunulmazlığını bozma suçundan 5237 sayılı TCK’nun 116/1 ve mala zarar verme suçundan aynı Yasanın 151/1.maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi karşısında, sanığa isnat olunan konut dokunulmazlığını bozma ile mala zarar verme suçlarının 5271 sayılı Yasanın 253.maddesine göre uzlaşma kapsamında bulunmasına rağmen, sanık hakkında uzlaşma hükümleri uygulanmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakla; 5271 sayılı CMK’nun 309 ve 310.maddeleri uyarınca bu konuda kanun yararına bozma yoluyla ilgili bir değerlendirme yapılıp yapılmayacağının takdiri ile bunun sonucuna göre inceleme yapılmak üzere Dairemize iadesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE, 12.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.