Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/30825 E. 2021/7646 K. 30.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30825
KARAR NO : 2021/7646
KARAR TARİHİ : 30.09.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık

Sanığın yokluğunda verilen hükmün, savunmasında bildirdiği ”… Mah. 129 Sk. No:7/Z4 …/…” adresine tebliğe çıkartılmadan, doğrudan MERNİS adresi olan “… Mah.129 Sk. No:7 İç Kapı No:Z/1 …/…” adresine tebliğe çıkartıldığı anlaşılmakla, temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında … Valiliğinin 14.03.2011 tarih ve 04 sayılı kararı ile 4483 sayılı Kanun’un 3 ve 6. maddeleri gereğince soruşturma izni verildiği, yine … Valiliği’nin 27.05.2011 tarih ve 443 sayılı yazısı ile soruşturma izni kararına itiraz olmadığının bildirildiği anlaşılmakla, sanık hakkında soruşturma izninin bulunduğu ve kararın da kesinleştiğinin anlaşılması karşısında tebliğnamenin soruşturma izni bulunmadığı gerekçesiyle eksik inceleme nedeniyle bozma isteyen görüşüne iştirak edilmemiştir.
1)Özel … Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde öğretmen olarak görev yapan sanığın, … isimli öğrencinin 2009 yılı Eylül ayında rehabilitasyon merkezine aslında gitmediği halde devam edip seanslara katıldığını gösteren aylık bireyselleştirilmiş eğitim çalışma ve rehberlik planını gerçeğe aykırı bir şekilde imzalayarak faturalanmasını sağladığının iddia ve kabul edildiği olayda; sanığın aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmeyip, 29 Eylülde işten ayrıldığını, öğrencinin eğitimlere katıldığını, bireyselleştirilmiş eğitim planına hemen seans sonrasında imza atmadığını, aylık olarak düzenlenip muhasebeci tarafından kendisine getirildiğinde bireysel ders defterine bakıp gerekli kontrolleri yaparak isminin karşısında bulunan yeri imzaladığını, Eylül 2009 planındaki isminin bulunduğu yerdeki imzaların kendisine ait olduğunu, kendisi imzaladıktan sonra öğrenci velisine imzalatıldığını, yapılan diğer işlemlerden bilgisi olmadığına dair savunması, …’nın annesi olan katılan …’ın müfettişe verdiği beyanda 01.10.2009 tarihi itibarıyla tedaviyi bıraktıklarını, Haziran 2009 döneminde iki seans dışında eğitime gitmediklerini, kovuşturmada ise kızı …’yı Eylül ayında 1-2 kez eğitime götürdüğünü, ancak belgedeki imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki beyanı, sanığın imzasının yer aldığı 30.09.2009 tarihli aylık bireyselleştirilmiş eğitim, çalışma ve rehberlik planında 02.09.2009 ve 07.09.2009 tarihlerinde sanık tarafından eğitim verildiği belirtilen belgedeki veli imzalarının aidiyeti ile ilgili inceleme yaptırılmamış olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; katılan …’ın ayrıntılı beyanı alınarak, müfettişe verdiği beyan ile kovuşturmada alınan beyanı arasındaki çelişkinin giderilerek kızı …’yı 2009 Eylül ayında düzenli olarak eğitime götürüp götürmediği, götürmüş ise hangi tarihlerde götürdüğünün belirlenmesi; kanaat oluşturacak sayıda … isimli öğrenci ile aynı dönem derslere katılan diğer öğrencilerin velilerinin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek öğrenciyi ve ailesini tanıyıp tanımadıkları ve öğrencinin derslere katılıp katılmadığı hususlarında tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulması; sanığın 29 Eylül’de işten ayrıldığını, veli imzasının kendi imzasından sonra tamamlandığına ve sonraki işlemlerden bilgisi olmadığına ilişkin savunması karşısında, belgenin sanığın görevinden ayrıldıktan sonra düzenlenip düzenlenmediği, belgenin ne şekilde tamamlandığı, belgenin tamamlanmasında sanığın katkısı ve rolünün bulunup bulunmadığının belirlenmesi, yine suça konu aylık bireyselleştirilmiş eğitim, çalışma ve rehberlik planındaki veli imzalarının aidiyetinin tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile hükümler kurulması,
2)Kabule göre de;
a) 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 9/son maddesindeki “Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır.” hükmü karşısında; sanığın eyleminin TCK’nin 204/2. maddesindeki kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği kapsamında kaldığı gözetilmeden, özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
b)5237 sayılı TCK’nin 43. maddesine göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı dikkate alındığında; sanığın belgeyi aylık olarak imzaladığına ilişkin savunması ve hakkında gerçeğe aykırı olduğu iddia edilen 30.09.2021 tarihli belge olmasına göre TCK’nin 43. maddesinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti yönünden belgedeki imzaların sanık tarafından aynı zamanda mı farklı zamanda mı atıldığının araştırılarak sonucuna göre TCK’nin 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu hükümler kurulması,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 30.09.2021 tarihinde, bozma ilamının (2-a) bendi yönünden Yargıtay Üyeleri … ve …’nın eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu yönünde karşı oyları ve oy çokluğu, diğer bozma nedenleri yönünden oy birliği ile karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Dairemizin 30/09/2021 tarih, 2021/30825 Esas, 2021/7646 Karar sayılı 2/a sayılı bozma düşüncesine aşağıdaki sebeplerden katılmıyorum.
A) UYUŞMAZLIĞIN KONUSU:
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu Özel Eğitim Kurumunda öğretmen olarak görevli olan sanık …’in eyleminin TCK’nin 204/2. maddesi kapsamında kalıp kalmadığına ilişkindir.
B) İDDİA:
Suç tarihinde Özel … Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezinde öğretmen olarak görevli bulunan sanık …’in görevini yaptığı sırada bir öğrencinin eğitim seanslarına katılmadığı halde katıldığını gösteren aylık bireyselleştirilmiş eğitim ve rehabilitasyon planlarını gerçeğe aykırı olarak düzenleyip imzalamak suretiyle faturalanmasını sağladığı iddiasıyla TCK’nin 204/2. maddesi gereğince cezalandırılması istenmiştir.
C) YEREL MAHKEMENİN KABULÜ:
… 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın üzerine atılı eylemlerin sabit olduğu kabul edilerek TCK’nin 207/1, 43/1, 62/1. maddelerince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
D) KONUYA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER:
5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanunu’nun 9. maddesinin son fıkrasında; “Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin, görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı 5237 sayılı TCK’nin uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır.” hükmü yer almaktadır. 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de konuya ilişkin başkaca bir düzenleme yoktur.
E) DEĞERLENDİRME:
5580 sayılı Kanun’un 9/son maddesinde bu görevlilerin kamu görevlisi sayılacağı belirtilmiş olmasına rağmen madde içeriğinde bu kişilerin düzenlediği belgelerin resmi belge sayılacağına dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Buna karşılık bir kısım özel yasal düzenlemelerde düzenlenen belgelerinde resmi belge sayılacağı açıkça belirtilmiştir.
Örnek olarak;
1211 sayılı Türkiye … Merkez Bankası Kanunu’nun 66. maddesinde “Bankanın her türlü evrak, kayıt, defter ve senetleriyle bunlara dayanan hesap özetleri resmi belge sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
5580 sayılı Kanun’un 9/son maddesinde yer alan “Kamu görevlisi sayılır” şeklindeki düzenleme ile özel eğitim kurumunun görevlileri “görevi kötüye kullanma” suçunun faili olabilirler ya da herhangi bir suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde cezanın artırılacağı öngörüldüğünde cezaları artırılabilir.
Ancak düzenledikleri belgeler resmi belge sayılamaz.
Somut olayda, sanıkların düzenledikleri belgeler “özel belge” niteliğindedir.
TCK’nin 2. maddesinin 3. fıkrasına göre, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılmaz; suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

F) SONUÇ:

Sanığın fiilinin TCK’nin 204/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin sahteciliği suçunu oluşturduğu yönündeki (2-a) sayılı bozma düşüncesine katılmıyorum. 30.09.2021
KARŞI OY GEREKÇESİ

A)UYUŞMAZLIK KONUSU:
Uyuşmazlığın konusu Özel Eğitim Kurumlarında çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici veya usta öğreticinin düzenlediği belgelerin resmi veya özel belge olup olmadığı oluşturmaktadır.
B)OLAY, İDDİA VE YARGILAMA SÜRECİ
… … Başsavcılığının iddianemesi ile Özel … Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde öğretmen olarak çalışan sanığın … isimli öğrencinin 2009 Eylül ayına ait Rehabilitasyon merkezine devam etmediği halde devam edip seanslara katıldığını gösteren aylık bireyselleştirilmiş eğitim ve rehabilitasyon planını gerçeğe aykırı bir şekilde sahte olarak düzenleyip imzalayıp faturalandırılmasını sağlayarak resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilerek TCK’nin 204/2. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış … 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın eylemi sabit görülerek özel belgede sahtecilik suçundan TCK’nin 207/1, 43/1,62. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş bu kararın sanık tarafından temyizi üzerine;
Dairemiz çoğunluğunca bozma ilamının 2/a bendinde; “…sanık …’in eyleminin TCK’nin 204/2. maddesindeki kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu kapsamında kaldığı gözetilmeden sanıık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,” yasaya aykırı görülerek hükmün diğer bozma nedenleri yanında bu nedenle de bozulmasına karar verilmiştir.
C)KONUYA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER:
5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanunu’nun 9. maddesinin son fıkrasında; kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, usta öğretici ve usta öğreticilerin, görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı TCK’nin uygulanmasında ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılacakları belirtilmiştir.
573 sayılı Özel Eğitim Hakkında ve 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı’nın teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamelerde kamuya ilişkin başkaca bir hüküm bulunmamaktadır.
D)KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SONUÇ:
5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanunu’nun 9. maddesinde “…özel eğitim kurumlarında görev yapan yönetici öğretmen, usta öğretici veya uzman öğreticilerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun uygulanmasında ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılacakları” hükmünü yer verilmiş ise de bu kanun ve ilgili kanun hükmünde kararname veya diğer kanunlarda özel eğitim kurumları belgelerinin “resmi belge sayılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yasa koyucu bağzı özel kanunlarda örneğin 1211 sayılı Türkiye … Merkez Bankası Kanunun’un 66. maddesinde “bankanın her türlü evrak, kayıt, defter ve senetleri ile buna dayanan hesap özetleri resmi belge sayılır” hükmüne yer verilmiş yine 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 100/9. maddesinde “…Elektronik ortamda hazırlanacak bilgi ve belgeler adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge olarak geçerlidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Özel eğitim kurumları yöneticileri, öğretmenleri, usta öğretici veya uzman öğreticilerinin görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi sayılmalarına yönelik hüküm düzenledikleri belgelerin resmi belge olduğunu göstermez.
“Kamu görevlisi sayılır.” hükmü gereğince özel eğitim kurumu görevlilerinin “görevi kötüye kullanma” suçunun faili olabilir veya herhangi bir suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ya da kamu görevlisi aleyhine işlenmesi halinde cezanın artırılacağı kanunda öngörüldüğünde verilen ceza kamu görevlisi sıfatları nedeni ile arttırılır. Ancak düzenledikleri belgeler resmi belge niteliğini kazanmaz.
TCK’nin 2. maddesinin 3. fıkrasına göre kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz; suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
Bu yasal düzenleme ve düzenlemeler karşısında özel eğitim kurumu öğretmeni olan sanık …’in düzenlediği iddia ve kabul edilen belgeler özel belge niteliğinde olduğundan bu belgelerin resmi belge kabul edilerek sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması gerektiği yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.