Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2021/4537 E. 2021/12778 K. 09.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4537
KARAR NO : 2021/12778
KARAR TARİHİ : 09.12.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalının vekilliğini üstlendiğini, davalı adına icra takip dosyaları ile dava dosyasını takip ettiğini, haklı bir neden olmaksızın davalı tarafından 19/06/2009 tarihli azilname ile azledildiğini, ödenmeyen vekalet ücretinin tahsili için yapılan icra takibine de davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptalini ve lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına itirazının 39.971,40 TL’lık kısmının iptaline ve davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 13/11/2013 tarihli ve 2013/191 Esas 2013/28120 Karar sayılı kararla; hüküm altına alınan miktarın nasıl tespit edildiği konusunda açık ve denetime elverişli gerekçe yazılmadan çelişki doğuracak şekilde hüküm kurulduğundan bahisle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasındaki itirazının 39.971,40 TL’lık kısmının iptaline ve davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 29/09/2016 tarihli ve 2016/13335 Esas 2016/17534 Karar sayılı kararla; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece; davaya konu borcun ödenmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 27/05/2019 tarihli ve 2019/9367 Esas 2019/6558 Karar sayılı kararla; takip tarihinden sonra dava sırasında nakdi teminattan alacağın ödenmiş olmasının itirazın iptali davasını konusuz bırakmadığı, davacıya yapılan ödemenin, davalının rızasıyla yapılmadığı gibi yargılama süresince davalı borçlu olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep ettiği nazara alınarak işin esasına girilmesi ve takip tarihindeki haklılık durumu dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; davanın kısmen kabulü ile takip dosyasındaki itirazın 11.187,59 TL yönünden iptaline, takibe bumiktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin
reddine, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 2.237,51 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacının tüm, davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için diğer yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın çözümü kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir .
Somut olayda; alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, İİK’nın 67. maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatına ilişkin koşullar oluşmamıştır.
Buna göre mahkemece; davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile, kabul edilen miktarın % 20 sine tekabül eden 2.237,51 TL’ nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ifadesinin çıkartılarak, yerine “2-Alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” bendinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu davacı yönünden açık, davalı yönünden kapalı olmak üzere, 09/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.