Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4809 E. 2021/10187 K. 07.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4809
KARAR NO : 2021/10187
KARAR TARİHİ : 07.10.2021

MAHKEMESİ : Fethiye Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında Fethiye Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş olup, bu kez davacı Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmekle; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, … İli … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 2221 parsel sayılı 3.956 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 230 ada 2 parsel numarasıyla ve 4.059,81 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilmiş; eski 1535 parsel sayılı 6.300 m2 yüzölçümlü taşınmaz ise, 213 ada 2 parsel numarasıyla 6.592,22 m2 yüzölçümlü olarak tespit edildikten sonra, davalı … Arıkanın itirazı üzerine kadastro komisyon kararı ile 6.346,08 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı …, 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesine dayalı yenileme çalışmaları sonucunda kendisine ait 230 ada 2 parsel ile 213 ada 2 parsel sayılı taşınmazların kuzeybatı uçlarının davalılar adına tespit edilerek pafta sınırlarının zemine yanlış uygulandığını ileri sürerek, taşınmazlarının yüzölçümünün yenileme çalışmasından evvelki hali ile düzeltilerek tescili istemiyle dava açmıştır.
Davalılar ayrı ayrı, davanın reddini talep ederek, yenileme ile belirlenen sınırın eskiden beri kullanılan sınır olup davacının taş duvarla örülmüş kadim sınırı tahrip tahrip ederek tel örgü çektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf talebi esastan reddedilmiş ve iş bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacının dava konusu 230 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, dava konusu 230 ada 2 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, bu parsel yönünden usul ve Yasa’ya uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Davacının çekişmeli 213 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle, zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Yöntemine uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; davacı … dava dilekçesinde, uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait 213 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ile davalı … mirasçılarına ait taşınmazın sınırının tesis kadastrosu sonucu oluşan kullanım durumuna aykırı olarak belirlendiğini ileri sürerek, askı ilan süresi içerisinde uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olarak dava açmıştır. Mahkemece, keşif sırasında dinlenen davacı tanıklarının birbiri ile çelişen beyanları nedeniyle, birbirinin doğrulayan mahalli bilirkişi ve davalı tanıklarının beyanları esas alınmak suretiyle, çekişmeli taşınmazların ara sınırının zeminde bulunan davacı tarafından çekilen tel örgü değil eskiden beri mevcut olduğu söylenen taş duvar esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; dosya kapsamından, keşif sonucu harita mühendisi bilirkişi tarafından tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosuna ait paftaların çakıştırılması suretiyle oluşturulan haritadan ve uyuşmazlık konusu taşınmazın davacı tarafından, dava konusu taşınmazın maliki olan muris …’dan satın alınarak, tesis kadastrosunda tespit edildiği şekliyle kadastro öncesinden itibaren kullanılmakta olduğunun ve sınır kazılarak duvar örüldüğünün, ancak arazinin eğimi nedeniyle bu eylemin birden çok kez yapıldığının taraf beyanlarından anlaşılması ve zeminde sınır olarak gerek tel örgünün gerekse taş duvarın birlikte bulunuyor olması karşısında, uygulama kadastrosu ile yapılan yüzölçümü değişikliğinin mülkiyet ihtilafını çözmeye yönelik olarak yapıldığının kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurularak, davanın kabulü ile uygulama tutanaklarının iptaline taşınmazın tesis kadastrosunda tespit edilen yüzölçümü miktarı ile tescili için Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesince davacının bu parsel yönünden istinaf taleplerinin reddine karar vermiş olması doğru olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına ve bu parselle ilgili İlk Derece Mahkemesi Kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Davacının 230 ada 2 parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle yerinde görülmediğinden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Daresinin 230 ada 2 parsele ilişkin hükmünün ONANMASINA; davacının 213 ada 2 parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Daresinin kararının bu parsele yönelik bölümü bakımından HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesinin 213 ada 2 parselle ilgili hükmünün HMK’nin 371/1-a maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.