Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/14522 E. 2013/253 K. 16.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/14522
KARAR NO : 2013/253
KARAR TARİHİ : 16.01.2013

Hürriyeti tahdit suçundan sanıklar …, …, …, … ile …’un yapılan yargılamaları sonunda; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetlerine dair … 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 09.10.2006 gün ve 2004/380 Esas, 2006/313 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurun olay öncesinde sanık …’un kız kardeşi olan…’yı devamlı surette arayarak rahatsız ettiğinin iddia edilmesi üzerine 03.02.2004 tarihinde jandarmada bilgi sahibi sıfatıyla yazılı ifade veren Yıldız’ın, mağdurla 3 yıl süreyle arkadaşlık yapıp ayrıldığını ve son olarak olay günü mağdura telefon açıp konuşmak istediğini söyleyerek mahalleye çağırdığını beyan etmesi karşısında tebliğnamedeki 1 numaralı bozma isteyen düşünceye katılınmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafilerinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanıklarla ilgili olarak TCK.nın 53/1. maddesi gereğince uygulama yapılırken aynı maddenin 3. fıkrası gözetilmeksizin 53/1-c madde ve bendinde sayılan velâyet hakkı, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, kanuna aykırı olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322. maddesi
uyarınca TCK.nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölüm hükümden çıkartılarak yerine “sanıklar hakkında TCK.nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının 1. cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.01.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
TCK 29 maddesinde “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye …… hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” denilmektedir.
Sanıklardan …, mağdur …ile daha önce arkadaşlık yapıp ayrıldığı, şimdi ise başka biri ile nişanlı olduğu anlaşılmaktadır. Sanık …, kız kardeşinin ayrılmasına rağmen mağdur tarafından telefonla rahatsız etmeye devam ettiğini beyan etmekte olup, olay günü de mahallede kız kardeşi ile buluşmak için beklediğini görünce arkadaşları ile birlikte atılı suçu işledikleri anlaşılmaktadır. Mağdurun kendisinin rahatsızlık vermediğini kız kardeşlerinin buluşmak için kendisini çağırdığını beyan etmeleri üzerine önce inanmadıkları, ancak mağdurun yüzleşmek istemesi üzerine kız kardeş Yıldız’ın olayı doğrulaması üzerine mağduru bıraktıkları olayda, sanıklar açısından haksız tahrik hükümlerinin uygulama şartları oluşmuştur. Her ne kadar dairemiz sayın çoğunluğu, mağduru kız kardeş Yıldız’ın çağırması nedeniyle rahatsız etme olmadığı, haksız tahrik şartlarının bulunmadığı görüşünde ise de, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması için sanığın subjektif olarak bu şartların varlığına inanması ve bu zannın da objektif şartlara göre oluşması gerekmektedir.

Sanık … da kız kardeşine haksız bir fiilde bulunulduğunu düşünmekte, nişanlı kardeşinin rahatsız edildiğine samimi olarak inanmaktadır. Yine keza sanık …’un bu zanna varırken yanılmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle haksız olduklarına inanılan bir eylemin etkisi altında gerçekleştirilen suç nedeniyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanması kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.