YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10164
KARAR NO : 2022/220
KARAR TARİHİ : 12.01.2022
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İlk Derece
Mahkemesi : … 1. İş Mahkemesi
Dava, sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, ilk sigorta girişi olan 1986 yılı … nolu işyeri ve … sigorta numarası ile ilk işe giriş tarihinin işyeri giriş bildirgesine göre hizmetinin işlenmesine sigorta girişinin 1986 yılı olarak kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı asil duruşmalara katılarak davacı iddia ettiği dönemlerde yanında çalıştığını beyan etmiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili, Kurum kayıtlarına göre davacının … sicil sayılı dosyada işlem gören …’ ait işyerine 12/08/1993 tarihinde işe girişinin yapıldığının görüldüğünü, Kurum kayıtları resmi ve yazılı belge niteliğinde olup aksini kanıt aynı nitelikte yazılı delillerle olması gerektiğini, Kurum işlemlerinin usulüne uygun olarak yapıldığını beyana davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından “ Sübut bulmayan davanın reddine ” dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… 1. İş Mahkemesi’nden verilen 23/03/2021 tarih, 2019/53 Esas ve 2021/95 Karar sayılı kararının kaldırılmasına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı yasanın 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddiası ile bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir.
Davacının, davalı … adına işlem gören … sicil nolu işyerinde 01/06/1986 tarihinde işe ilk girişi yapılarak işe giriş bildirgesi Kuruma verilmiş, 01/09/1986 tarihinde de kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.06.2011 günlü 2011/307 E. – 2011/366 K. sayılı, 21.09.2011 günlüve 2011/527 E. – 2011/552 K. sayılı ilamları gözetildiğinde, 506 sayılı Kanunun 108. maddesi uyarınca, sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş bulunması yeterli olmayıp, ayrıca Kanunun 2. maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmaların aranması da gereklidir.
Bu nedenledir ki, somut olayda uyuşmazlık fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yöntemince düzenlenip süresi içinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanunun 79/8. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasa’nın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hâkim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını resen belirlemelidir.
Bunun için de bu tür davalarda, işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, işyeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalıdır. Yapılan bu açıklamalar ışığında;
1-Dosya kapsamı incelendiğinde, mahkemece davada Kurumun Feri müdahil olduğunun kabulü ile davanın reddine 23/03/2021 tarihinde karar verildiği ve Feri Müdahil Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, verilen bu kararın davacı tarafından verilen 28/04/2021 havale tarihli istinaf dilekçesi ile istinaf edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesinin 09/06/2021 tarihli kararı ile de istinaf isteminin esastan reddedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ise davacı vekili tarafından 06/07/2021 havale tarihli temyiz dilekçesi ile davacı tarafça temyiz edildiği, temyiz dilekçesinin verilmesinden sonra kurum vekilinin 14/07/2021 tarihli tavzih başvuru dilekçesi ile ilk derece mahkemesinden tavzih isteminde bulunulduğu yine mahkemenin aynı tarihli tavzih kararı ile “…’nın feri müdahil sıfatının davalı olarak düzeltilmesine,Hüküm kısmına ” Yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca ölçümlenen 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde Tavzih edilmesine,” dair tavzih kararı verildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hükmün Tashihi” başlığını taşıyan 304. maddesinde, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların, mahkemece kendiliğinden veya taraflardan birinin istemi üzerine düzeltilebileceği belirtilmiş, “Hükmün Tavzihi” başlıklı 305. maddesinde, hüküm yeterince açık değilse veya yerine getirilmesinde duraksama uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, yerine getirilmesi tamamlanıncaya kadar taraflardan her birinin hükmün açıklanmasını veya duraksama ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği açıklanmıştır.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler uyarınca, “tashih” ile hüküm fıkrası değiştirilemeyeceği gibi, eldeki dava dosyasına göre mahkemece yapılan işlem “tavzih” niteliğinde olup, mahkemece, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 305. maddesi 2. fıkrası gereği, tavzihle hüküm fıkrasının değiştirilemeyeceği ilkesi de ihlal edilmiştir.
2-Davacının talebinin sigorta başlangıcının 1986 yılı olduğunun tespiti olduğu anlaşılmakla öncelikle davacının talebi açıklattırarak tespitini istediği tarih belirlenmeli, sonrasında, mahkemece, tanık beyanları esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de; davacının çalışmasının geçtiği iddia edilen iş yerine o tarihte komşu olan ve dava konusu dönemi kapsar diğer işyerlerinin sahipleri, kapsama alınış tarihleri ve bildirge tarihinde anılan iş yeri çalışanları, davalı Kurumdan ve vergi dairesinden sorulmak suretiyle tespit edilerek, bilgi ve görgülerine başvurulmalı eylemli çalışmanın var olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.