Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/4022 E. 2021/3593 K. 08.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4022
KARAR NO : 2021/3593
KARAR TARİHİ : 08.12.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.08.2012 tarihinde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 04.03.2021 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, paydaşlar arasında çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı vekili;davalı ile ortak mirasbırakanları …’den kalan 1111, 1118, 1151, 1214, 1227, 1257, 1259, 1315 ve 426 parsel sayılı taşınmazların tamamını uzun yıllardır davalının tek başına kullandığını, çay ve meyve bahçelerinden gelir elde ettiğini, kendisinin taşınmazlardan yararlanamadığını ileri sürerek, payına yönelik elatmanın önlenmesini ve dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için 6100 sayılı HMK’nın 107/2. maddesi gereğince fazlaya dair haklarını saklı tutarak,dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faiz miktarı da dahil olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, 2010 yılı için dava konusu taşınmazlardaki çaylıklar yönünden davacıya ödeme yaptığını, çaylıkların kendisi tarafından dikilip yetiştirildiğini, öte yandan intifadan men şartının da gerçekleşmediğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk kararda; davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlarda davacının payına yönelik elatmanın önlenmesine, yasal faiz de dahil olmak üzere 10.000,00TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı tarafından temyiz talebinde bulunulmuş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince:” …Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 1111, 1118, 1151, 1214, 1227, 1257, 1259, 1315 parsel sayılı çalılık vasıflı taşınmazların tamamı ile 426 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın ¾ payının … Büyük adına kayıtlı olduğu, …’nin 30.05.1962 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı kızı …ile davalı oğlu Mustafa’yı bıraktığı, mirasçılar …ve Mustafa’nın dava konusu taşınmazlarda elbirliği mülkiyet üzere paydaş oldukları kayden sabittir.
Somut olaya gelince, dava konusu 426 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki niteliği tarla ve diğer dava konusu taşınmazların tapu kaydındaki nitelikleri çalılık iken davalı tarafindan dava konusu 1111 sayılı parselin 1/3’ünün, 426 sayılı parseldeki mirasbırakan …’nin sahibi olduğu ¾ payın tamamının ve 1315 sayılı parselin tamamının çaylık ve kivilik haline dönüştürüldüğü, dava konusu 1111 sayılı parselin kalan 2/3’ünün ve 1118 sayılı parselin tamamının mirasbırakan … zamanında çalılık haline dönüştürüldüğü, kalan taşınmazların ise halen çalılık olduğunun keşfen ve tanık beyanları ile saptandığı, o halde davalı tarafindan çalılık ve kivilik haline dönüştürülen kısımlar yönünden davalının dönüştürmeden önceki tarla ve çalılık cinsi üzerinden bilirkişi incelemesiyle hesaplanacak ecrimisilden sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Öte yandan, halihazırda çalılık olan dava konusu 1151, 1214, 1227, 1257 ve 1259 parsel sayılı taşınmazları davalının kullandığını beyan etmediği, toplanan deliller ile de anılan taşınmazları davalının kullanıp kullanmadığı hususu üzerinde durulmadığı, bir başka deyişle elatmanın önlenmesi isteği açısından davalının anılan taşınmazların tamamını kullanarak davacının kullanımına engel olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadan sonuca gidildiği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davalı tarafından çaylık ve kivilik haline dönüştürülen kısımlar yönünden tarla ve çalılık cinsi üzerinden bilirkişi incelemesiyle belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi, ayrıca dava konusu 1151, 1214, 1227, 1257 ve 1259 parsel sayılı taşınmazların tamamını davalının kullanıp kullanmadığı hususu üzerinde durulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.”gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak:”…Dava konusu taşınmazların tapu kaydının incelenmesinde muris Dursunali Büyük adına kayıtlı olduğu görülmüştür. Dava dilekçesinin incelenmesinde ise davalının taşınmazları yıllardır kullandığı, çay ve meyve bahçelerinden gelir elde ettiklerini ancak davacının kullanmasına engel oldukları iddia edilmiştir. Keşif mahallinde dinlenen tanık … ve …; 1111, 1118, 426, 1315 parsel sayılı taşınmazları yaklaşık 50 senedir davalının kullandığını,1214, 1257, 1259 ve 1227 parsel sayılı taşınmazları ise kimsenin kullanmadığını ve ayrıca davalının söz konusu taşınmazları davacıya bırakarak buralari kullanabileceğini söylemişlerdir. Yine bozma ilamından önce yapılan keşifte de bir kısım tanık ve mahalli bilirkişiler tarafından 1214, 1257, 1259 ve 1227 parsel sayılı taşınmazları hiç kimsenin kullanmadığını ve diğer taşınmazları da yaklaşık 1966-1967 senesinden beri davalının kullandığını beyan etmişlerdir.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; dava konusu taşınmazlardan 1214, 1257, 1259 ve 1227 parsel sayılı taşınmazların zeminde ağaçlık ve çalılık vasfında olduğu, dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarından söz konusu taşınmazları hiç kimsenin kullanmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu taşınmazlar bakımından davalının davacının kullanımını engelleyecek nitelikte herhangi bir fiili bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca 1111, 1118, 426 ve 1315 parsel sayılı taşınmazlar bakımından da davalının yaklaşık 50-60 senedir söz konusu taşınmazları kullandığı, davacı tarafından mahkememizde görülmekte olan dava açılana kadar herhangi bir itirazın gelmediği tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarından anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu taşınmazlar bakımından da yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere davalının uzun süreli fiili kullanımı olduğu, dolayısıyla davacının bu taşınmazlar bakımından açmış olduğu el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı bulunmadığı ve davacı tarafından paylaşımı sağlama amacıyla ortaklığın giderilmesi davası açılması gerektiği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş, ecrimisil isteği bakımından da bozma ilamında bahsedildiği üzere davalı tarafından taşınmazların kivi ve çaylık hâline dönüştürülmeden önceki hâline göre hesap edilen değer hükme esas alınmış…”gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,hükme karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
Bilindiği üzere; bozmaya uyan mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda bozmaya uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından artık mahkemece bozma gereklerini yerine getirme zorunluluğu doğar.
Ne var ki; Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirildiği söylenemez.
Şöyle ki, bozma ilamında davalı tarafindan çaylık ve kivilik haline dönüştürülen kısımlar yönünden davalının dönüştürmeden önceki tarla ve çalılık cinsi üzerinden bilirkişi incelemesiyle hesaplanacak ecrimisilden sorumlu olacağı,çalılık olan dava konusu 1151, 1214, 1227, 1257 ve 1259 parsel sayılı taşınmazları davalının kullandığını beyan etmediği,toplanan deliller ile de anılan taşınmazları davalının kullanıp kullanmadığı hususu üzerinde durulması gerektiği, elatmanın önlenmesi isteği açısından davalının anılan taşınmazların tamamını kullanarak davacının kullanımına engel olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadan sonuca gidildiği,davalı tarafından çaylık ve kivilik haline dönüştürülen kısımlar yönünden tarla ve çalılık cinsi üzerinden bilirkişi incelemesiyle belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi, dava konusu 1151, 1214, 1227, 1257 ve 1259 parsel sayılı taşınmazların tamamını davalının kullanıp kullanmadığı hususu üzerinde durulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği hususları üzerinde durulmasına karşın Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.