YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4419
KARAR NO : 2021/10197
KARAR TARİHİ : 14.09.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2020/101-2020/117
İlk Derece
Mahkemesi : Denizli 1. İş Mahkemesi
No : 2017/122-2019/136
Dava, haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı Kurum vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davacını sgk dan almakta olduğu emekli maaşı üzerine … Teks. San. Tic. Ltd. Şti’nin sigorta prim borcu nedeniyle haciz uygulandığını, davacının şahsen borçlu olmadığını, asıl borçlu … teksil şirketince Denizli Asliye Ticaret mahkemesinin 2010/162 Esas sayılı dosyası ile iflasın ertelenmesine karar verilmesinin talep edilip, 16.04.2010 tarihinde taleple ilgili karar verilinceye kadar tedbir kararı verildiğini, bu karar gereğince 26.10.2010 tarihli talepleri doğrultusunda asıl borçlu … tekstil şirketi hakkında başlatılan takibin durdurulduğunu, buna rağmen davacı hakkında takibe devam edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira davacının borcunun varlığının asıl borçlunun borcuna bağlı olduğunu, asıl borçlu hakkında takibin durdurulmasına karar verilirken, kefillerin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, yerleşik yargıtay uygulaması gereği iflasın ertelenmesi davası aşamasında verilen tedbir kararlarının şirket yönünden ve şirkete göre üçüncü kişi konumunda olmayan kefiller yönünden de, bu yönüyle davacı hakkında da uygulanacağını, tüm bunların yanında icra iflas kanunu 179/b maddesine göre de erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı kanuna göre yapılan takiplerde dahil hiçbir takibin yapılamayacağını ve evvelce başlamış takiplerin duracağını belirterek, davacının emekli maaşına uygulanan haczin ve kesintilerin kaldırılmasına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
II- CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; kurum icra takip servisinin 2009/025715 sayılı takip ve işyeri dosyasının incelenmesinde; takibin 6183 sayılı yasa uyarınca açılıp, 2008/12-2010/05 aylara ilişkin prim, gecikme zammı, işsizlik sigortası primi borcuna ait olduğunu ve davacının borçlu … tekstil şirketinin ortağı ve sorumlu müdürü olduğunu, 6183 sayılı yasanın 15.maddesinde haklarında ihtiyati haciz tatbik olanların haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliğinden itibaren yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde ihtiyati haciz sebebine itiraz edebileceklerini, itiraz komisyonlarının bu konuda verecekleri kararların kesin olduğunun düzenlendiğini, davacının dava konusu hacizler hakkında kurumlarına herhangi bir itirazlarının söz konusu olmadığını, yapılan haciz davacıya tebliğ edilmemişse de maaşından yapılan kesinti ile hacizden haberdar olduğunu, bu tarihten itibaren yedi gün içinde kuruma itiraz etmesi gerekirken, doğrudan dava yoluna gitmesinin hukuka aykırı olduğunu, öncelikle bu nedenle davanın reddi gerektiğini, 5502 sayılı sosyal güvenlik kurumu kanununun 37.maddesi, 506 sayılı yasanın 80.maddesi, 6183 sayılı yasanın 3.maddesi, 506 sayılı yasa 80, mükerrer 35.maddelerindeki düzenlemeler uyarınca … tekstil San.Tic.ltd.şti ne ait işyerinden süresinde ödenmeyen prim borçlarından şirket ortağı ve sorumlu müdürü olan davacının şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, dava konusu prim borcu olup, davacı hakkında 5510 Sayılı yasanın 88.maddesi uyarınca takip yapıldığından söz konusu kurum alacağı için davacının emekli maaşına haciz konulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, davacının aksine iddialarının yersiz olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III- MAHKEME KARARI
A- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın kabulü ile, davalı kurum tarafından davacının SGK dan almakta olduğu emekli maaşına Kurumca 2009/25715 takip nolu dosyasından dava dışı … Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti’nin kuruma olan borçlarından dolayı davacının emekli maaşına uygulanan haczin ve kesintilerin kaldırılmasına karar verilmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum vekili, 2005/25715 takip numaralı dosyanın tevhitli olup, davacı hakkında ödeme emri düzenlenen dosyaların ayrıştırılması yapılmadan emekli maaşına uygulanan ve işlenen haczin kaldırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu kurum dosyalarında işlem gören … Tekstil San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait işyerinde süresinde ödenmeyen prim borçlarından şirket ortağı ve sorumlu müdürü olan davacının şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının prim borcu olduğundan ve 5510 sayılı Kanun’un 88. Maddesi uyarınca davacı hakkında takip yapıldığından söz konusu kurum alacağı için davacının emekli maaşına haciz konulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanunun 58.maddesine göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur.
6183 sayılı Kanunun 54. maddesi hükmü uyarınca da süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi de maddede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir. Bu bağlamda, borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının “ödeme emri” nin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için “ödeme emri” çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırıdır.
Eldeki davada, Mahkemece davanın kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmiş ise de, dosya arasından, haciz tatbik edilen 2009/25715 sayılı tevhitli dosyaya ait tevhit tutanağında 2010/11795 sayılı takip dosyasının da bulunduğu, 2010/11795 sayılı takipte, davacı adına düzenlenen 2009/11 ve 2010/1. aylara ait 28.886,00TL prim borcunu içerir ödeme emrinin 08.04.2010 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve davacının bu takip nedeniyle açılmış bir davasının veya kuruma itirazının varlığının araştırılmadığı anlaşılmakta olup, mahkemece, bu ödeme emrinin kesinleşip kesinleşmediği hususunun araştırılması ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması isabetsizdir.
Diğer taraftan, İcra ve İflas Kanunu’nun 179. maddesi uyarınca iflasının ertelenmesine karar verilen ya da iflasın ertelenmesi talebi kapsamında malvarlığının korunması için gerekli tedbirler alınan ve kayyum atanan bir şirketten, anılan Kanun’un 179/b maddesindeki “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz…” düzenlemesi uyarınca tahsil edilemeyen iflasın ertelendiği döneme ilişkin prim borcunun, üst düzey yöneticiden de müteselsil sorumluluk ilkesi uyarınca tahsil imkânı bulunmamaktadır. Zira söz konusu hüküm ile; iflasın ertelenmesi kurumunun borçlu ve alacaklı kadar kamuyu da koruma amacını gerçekleştirmek amacıyla üst düzey yöneticinin şirketi ilzama ilişkin yetkilerinin tümü ya da bir kısmı kısıtlanmaktadır. Bu durum, iflasın ertelendiği döneme ilişkin prim borcunun ödenmemesinde doğrudan sorumluluğu bulunmayan üst düzey yönetici yönünden “haklı neden” oluşturmaktadır. Ancak, erteleme sürecinden öncesine ilişkin prim borçları yönünden, borcun ait olduğu ayı takip eden ay sonu itibariyle tahakkuk ve tediye, dolayısıyla da müteselsil sorumluluk gerçekleştiğinden, sonradan şirket yönünden verilen iflasın ertelenmesi kararı üst düzey yöneticinin sorumluluğunu etkilemeyecektir. Bir başka deyişle; iflasın ertelenmesi süreci öncesine ait prim borçları için şirketin iflasının ertelenmesi, üst düzey yönetici yönünden haklı neden oluşturmayacaktır.
Ayrıca, iflasın ertelenmesine ilişkin devam eden yargılama sırasında, borçlu şirket hakkında yapılan icra takiplerinin, ihtiyati haciz ve tedbir uygulamalarının tedbiren durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının da sonuç itibariyle yukarıda açıklanan iflasın ertelenmesi işlemleri ve haklı sebep kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği nazara alınmalıdır.
Eldeki davada ise, davacının ortağı olduğu … Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında iflasın ertelenmesine dair 16.04.2010 tarihli tedbir kararının verilmesinden önce bahse konu 2010/11795 Sayılı takipteki prim borçlarının tahakkuk ettiği ve davacıya tebliğ edildiği dikkate alındığında, davacı hakkında davalı kurumca kesinleşmiş bir takibin varlığının araştırılması ile varlığı halinde, kesinleşmiş takipte yer alan tutarlar bakımından kurum alacağının kesinleştiği ve bu tutarlar ile bağlı kalmak kaydıyla davacı hakkında haciz işlemi uygulanabileceğinin mümkün olduğu dikkate alınmalı ve buna göre yapılacak irdeleme sonucuna göre bir karar tesis edilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf isteminin reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.