Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2021/4739 E. 2021/2486 K. 22.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4739
KARAR NO : 2021/2486
KARAR TARİHİ : 22.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Dava; eser sözleşmesine dayalı hakedişlerden yapılan kesinti, fazla imalat bedeli, fiyat farkı ve ödenmeyen imalat bedellerinden kaynaklı alacak davasıdır. Mahkemece bozma ilamına uyulmak sureti ile yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı işsahibi vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan birinin lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka, usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usuli kazanılmış hak kavramı, usul hukukunun temel prensiplerinden olup, HUMK ve HMK’da bu yönde bir düzenleme bulunmamakla birlikte gerek doktrinde gerek uygulamada kabul edilmiş ve uygulanagelmiştir. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı kararında vurgulandığı üzere, “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de, Yargıtayın bozma kararında hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadı ile kabul edilmiş olması yanında, hukuki alanda istikrar gayesine ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi, usul hukukunun dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. Kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle Yargıtayca da resen dikkate alınır.
Esasen, hukukun kaynağı sadece kanun olmayıp, mahkeme içtihatları dahi hukukun kaynaklarından oldukları cihetle, söz konusu usuli müktesep hak için kanunda açık hüküm bulunmaması, onun kabul edilmemesini gerektirmez.” denilmiştir. Yargıtayın bozma kararı nedeniyle doğan hak iki çeşit olup, (1) mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına kazanılmış hak, (2) bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalması ile doğan usuli kazanılmış haklardır. Mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymuş olması halinde bu uyma kararı ile bağlı olup, usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapması zorunludur. Yargıtay’ın ve Dairemizin istikrarlı uygulamaları da bu yöndedir. Usuli kazanılmış hak, açık bir kanun hükmüyle düzenlenmiş olmasa da önemli ve temel bir hukuk ilkesidir. Ancak usuli kazanılmış hak ilkesinin de istisnaları bulunmaktadır. Geriye etkili kanun değişikliği, görev kuralına aykırılık, sonradan ortaya çıkan içtihadı birleştirme kararı, hak düşürücü süre, kamu düzeni gibi hususlar kazanılmış hak kuralının istisnalarındandır. Diğer bir istisna da açık maddi hataya düşülmesi halinde de usuli kazanılmış haktan söz edilemez.
Bu açıklamalar ışığında Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 24.04.2018 tarih, 2018/86 E. 2018/1694 K: sayılı bozma ilamında sehven yapılan maddi hata ile 23.268,71 TL rakamından sonra “aşan” kelimesi yazılmadığından, davacının fazla imalat bedeli talebi 23.268,71 TL imiş, bu miktarın da şimdilik 15.000 TL si talep edilmiş gibi bir anlam oluşmuş ise de; davacının 23.268,71 TL fazla imalat alacağından feragat ettiği ve talebinin 23.268,71 TL lik bedeli aşan fazla yapılan iş bedeli olduğu tartışmasızdır. Bu nedenle kararın maddi hata içerdiğinin kabulü ile usuli kazanılmış hakkın istisnasının oluştuğu anlaşılmaktadır. Mahkemece maddi hatanın kamu düzenine ilişkin olan usuli kazanılmış hak ilkesinin istisnası olduğu göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Kabule göre de, davalı idarenin harçtan muaf olduğu gözetilmeyerek harçtan sorumlu tutulacak şekilde hüküm tesisi hatalıdır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; fazla yapılan imalat bakımından, taraflar arasında imzalanan 27/07/2011 tarihli tutanakta 23.268 TL bakımından davacının feragatinin bulunduğu, talebinin anılan tutarı aşan kısmı olup , yaptıkları hesaplamaya göre miktarının 206,000 TL olduğu bunun şimdilik 15.000,00 TL sinin talep edilmiş olduğu değerlendirilerek sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 39. ve 40. maddelerindeki düzenlemeler gereği davacının bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 206.000 TL lik kesintiyi içeren 18 no.lu kesin hakediş raporunu usule uygun olmayan ihtirazi kayıt ile imzalaması sebebi ile bu kalem alacağın reddine karar verilmesi ile davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına karar vermekten ibarettir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan ve re’sen dikkate alınan nedenlerle kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 22.12.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.