YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4585
KARAR NO : 2021/3963
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.02.2013 gününde verilen dilekçe ile ecrimisil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne dair verilen 02.12.2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
I. DAVA
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar, 19 parsel sayılı taşınmazda bulunan mesken niteliğindeki 11 no’lu bağımsız bölümün mirasbırakanları ….ile davalılardan …’in paylı mülkiyet üzere malik olduklarını, kendilerine herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek miras bırakanlarına ait ½ pay için dava konusu 11 no’lu bağımsız bölümün Mayıs 2010 – Aralık 2012 dönemleri arası toplam 10.000,00TL ecrimisil bedelinin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini istemişlerdir.
II.CEVAP
Davalılar, davaya konu taşınmazın 1/2 payının …’e ait olup diğer 1/2 payın da davacılar ve diğer davalıların babası Mehmet Öçgünder’e ait olduğunu, tarafların babası Mehmet Öçgünder’in 05/03/1982 tarihinde öldüğünü, davaya konu taşınmazda davalı … Öçgünder’in oturmakta olduğunu, davacıların Özgür Öçgünder’in taşınmazda oturmasına itirazlarının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı … için açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/6817 Esas – 2017/5740 Karar sayılı ilamıyla “ Davacı tarafça keşide edilen 07.09.2010 tarih, 24791 yevmiye no’lu ihtarname ile intifadan men olgusu gerçekleşmiştir. Hâl böyle olunca, 7.09.2010 tarihli 24791 yevmiye nolu ihtarnamenin tebliği ve tanınan 10 günlük sürenin bitiminden itibaren hesaplanacak ecrimisil bedeline, taşınmazı kullanan ve kullandıranın sorumlu olduğu gözetilerek her iki davalı yönünden de hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile değinilen hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz etmiştir.
2. Temyiz Nedenleri
Davalılar vekili, yargılama sırasında mazeret dilekçesi değerlendirilmeksizin sözlü yargılamaya geçilerek yokluklarında karar verildiği gerekçesiyle ve ayrıca esasa ilişkin temyiz etmiştir.
3.Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; ecrimisil talebine ilişkin olup davalının hukuki dinlenme hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
3.2. Hukuki Sebep
3.2.1 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tahkikatın sona ermesi” başlıklı 184. maddesinde “(1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Aynı Kanun’un “Sözlü yargılama” başlıklı 186. Maddesi ise “(1) (Değişik:22/7/2020-7251/20 md.) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/20 md.) Şu kadar ki, 150 nci madde hükmü saklıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
3.2.2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27. maddesinde ise “(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
3.3. Temyiz Nedenlerinin Değerlendirilmesi
3.3.1 Somut olayda; davalı vekilinin 02/12/2020 tarihli celse için mahkemeye sunmuş olduğu 24/11/2020 tarihli mazeret dilekçesinde, sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılamayacağına yönelik beyanda bulunduğu, mazeret dilekçesi ekinde de bahse konu mazerete ilişkin sağlık raporunu sunarak durumu belgelendirdiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, Anayasa’nın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesine uygun yorumla, davanın niteliği de dikkate alınarak, davalı vekilinin mazeret dilekçesinin kabulü ile yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davalı vekilinin mazeret dilekçesi değerlendirilmeksizin sözlü yargılamaya geçilerek yokluklarında davanın esası hakkında nihai hüküm kurulmuş olması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 27.maddesi uyarınca hukuki dinlenilme hakkına aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.