YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5862
KARAR NO : 2021/3952
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03/07/2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25/03/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kadastral mülkiyet durumunun ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı Hazine vekili, dava konusu Kabasakal Köyü, 1048 (76) parsel sayılı taşınmazın Hazine adına kayıtlı iken, önce Seyhan Belediyesi, sonra da Adana Büyükşehir Belediyesi’nce yapılan imar uygulamasına tabi tutularak çok sayıda imar parselinin oluşturulduğunu, 1048 sayılı kadastral parselin kadastro sınırları içerisine Kabasakal Köyü 4963 ada 2 sayılı imar parselinin tescil edildiğini; ancak, gerek Seyhan Belediyesince yapılan 37 no’lu imar düzenlemesinin ve gerekse de aynı bölgede Adana Büyükşehir Belediyesince yapılan imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edildiklerini ileri sürerek;
4963 ada 2 sayılı imar parselinin 1048 parsele isabet eden 3.343 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile düzenleme öncesi kadastral kök parsele dönüştürülerek hazine adına tescili suretiyle eski hale iadesinin sağlanmasını, olmadığı takdirde hazine zararının tazmini amacıyla taşınmazın değeri olan 117.005,00 TL tazminatın davalı belediyelerden yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, birleştirilen davasında kadastral parselin ihyasını ve tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, “davacının davalı … aleyhine açtığı davada yasal zorunluluk nedeni ile taraf sıfatı kalmayan davalı … hakkında karar verilmesine yer olmadığına; diğer davalılar yönüyle davanın kısmen kabulü ile Adana, Çukurova, Kabasakal Köyü 4963 ada 2 no’lu parsellerde bilirkişinin 06.04.2010 tarihli krokili raporunda sarı kalemle taralı (1048-A) ile gösterilen kısımla ilgili imarla oluşan sicil kaydının iptaline ve bu kısım üzerinde imar öncesi kadastro hak durumuna dönülerek Kabasakal Köyü, 1048 parsel sayılı kadastro parselin ihyasına; terditli olarak açılan tazminat davasında karar verilmesine yer olmadığına” dair verilen ilk karar, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 30.12.2013 tarihli ve 2013/14422 esas, 2013/13706 karar sayılı ilamı ile “…mahkemece, sicil kaydının illetini teşkil eden idari işlemin idari yargı yerinde iptal edilerek kaydın dayanaksız hale geldiği ve yolsuz tescil durumuna düştüğü belirlenmek ve benimsenmek suretiyle hüküm kurulmuş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Ancak; yapılan uygulama sonucu bilirkişi heyeti tarafından 1048 sayılı ihdas parseli sınırları üzerinde dava konusu yapılan 4963 ada 2 sayılı imar parselinin 944 metrekarelik kısmının kaldığının bildirilmesi yanında, ihdas parseli sınırları kapsamında kalan park ve yol alanları miktarı toplam olarak belirtilmiş, hangi kısmın yolda hangisinin parkta kaldığı açıklanmamıştır. Hemen belirtilmelidir ki, kadastral parselin ihyası park ve yolda kalan alanları da kapsayacak şekilde mümkündür. Farklı bir ifadeyle kısmi ihya kararı verilemez. Oysa, anılan bu bölümler bakımından usulüne uygun olarak açılmış bir dava yoktur. Öyleyse, öncelikle ihyası istenilen kök parselin imar uygulamaları sonucu üzerinde oluşturulan park ve yolda kalan kısımları bakımından da kadastral parselin ihyasına yönelik dava açması için davacıya usulüne uygun olarak süre verilmesi, açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Kabule göre de; kadastral parselin ihyası yanında hazine adına tescile hükmedilmemesi; yine mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, gerekçede neyin kabul neyin reddedildiğinin açıklanmaması ve harç, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin dava tamamen kabul edilmiş gibi hüküm altına alınmış olması doğru olmadığı gibi, taraflar arasında mülkiyet ihtilafı bulunmayıp, davadaki istek kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin bulunduğuna göre, hüküm altına alınması gereken karar ilam harcı ile vekalet ücretinin maktu olması gerektiğinin düşünülmemesi de isabetsizdir…” şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; 1048 parsel sayılı taşınmazın 13.01.1999 tarihinde hazine adına tescil edildiği ve bu tarihte 775 sayılı Gecekondu Kanununun 3/2. maddesinin yürürlükte olduğundan taşınmazın ilgili belediyeye devri gereken yerlerden olduğu gerekçesiyle, “davalı … Belediyesi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkındaki davaların reddine” dair verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 05.07.2017 tarih, 2016/17061 esas, 2017/5701 karar sayılı ilamı ile; “…dava konusu ihyası talep edilen 1048 parsel sayılı taşınmazın ihdasen hazine adına kaydedilerek farklı bir ifadeyle mülkiyeti kayden hazine’ye ait iken imar uygulamasına tabi tutulduğu tartışmasızdır. Davadaki istek de anılan ihdas parselinin ihyasına yöneliktir.
O halde, dava konusu 1048 parsel sayılı taşınmazla davacı hazinenin mülkiyet ilişkisi açık olup, somut olayda 775 sayılı yasanın mülga 3. maddesinin uygulama yeri yoktur.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen kararın, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 28.10.2019 tarih, 2019/66 esas, 2019/7128 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, davalı … Belediyesi vekili karar düzeltme isteminde bulunmuş ve yine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 21.10.2020 tarih ve 2020/335 esas, 2020/6592 karar sayılı ilamı ile; ”…dava konusu uyuşmazlık, eklenen bu hüküm uyarınca idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden, imar parselinin kadastral parsele ihyasına yönelik dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi için kararın bozulması gerektiğinden davalı … Belediyesi vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 28.10.2019 tarih, 2019/66 esas, 2019/7128 karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün belirtilen gerekçe ile bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.” şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın reddine, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı … Belediyesi vekili temyiz etmişlerdir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı … Belediyesi vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda; dava konusu 1048 parsel sayılı taşınmaz davalı … Belediyesi ve davalı … Belediyesi tarafından imar uygulamalarına tabi tutulmuş, ancak davalı belediyeler tarafından yapılan imar uygulamaları idare mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Böylece, davacının maliki olduğu kadastral parsel üzerinde imar uygulaması ile oluşan imar parsellerinin dayanağı idari işlemin iptal edilmesi nedeniyle sicil dayanaksız kalmış ve TMK’nın 1025. maddesi hükmü uyarınca imar parselleri yolsuz tescil durumuna düşmüşlerdir. Davacının dava açma tarihinde kadastral parselin ihyasını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece dava tarihinden sonra gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; dava, davalı … Belediyesi ile davalı … Belediyesinin yapmış olduğu idari işlem nedeniyle açılmış olup, davanın açıldığı tarihte kadastral parselin ihyasını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, 6100 sayılı HMK’nın 331. maddesi gereği davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden ve davacının dava açma tarihinde haklı olduğu göz önüne alındığında, yapılan yargılama giderlerinden davanın açılmasına sebebiyet veren davalılar Adana Büyükşehir Belediyesi ile dava konusu taşınmazın belediye sınırlarında meydana gelen değişiklik ile davalı … Belediyesi sınırlarına dahil olan davalı … Belediyesinin sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki; anılan bu hususlar kararın bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı … Belediyesi vekilinin tüm davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2) no’lu bent uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının; beşinci bendinin çıkarılarak yerine “davacı tarafından yapılan 1.277.50 TL yargılama giderlerlerinin davalılar Adana Büyükşehir Belediyesi ile davalı … Belediyesinden alınarak davacıya verilmesine”ibarelerinin yazılmasına, hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.