Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/1567 E. 2021/6077 K. 26.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1567
KARAR NO : 2021/6077
KARAR TARİHİ : 26.10.2021

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL – BEDEL

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil – bedel davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, iddianın ileri sürülüş biçimi ve dosya kapsamına göre, davanın adi yazılı şekilde düzenlenmiş protokolden kaynaklı şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, davada dayanılan 20.04.2002 ve 21.11.2005 tarihli protokollerin miras taksim sözleşmesi veya taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, verdiklerini ancak sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilecek olan davacının bu yönde bir talebinin bulunmadığı, davanın reddinin sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 26/10/2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … vekili Avukat … ile temyiz edilen davalı … vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı … vekili Avukat … gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Davacı, …’ın ölümünden sonra davalılar ve diğer mirasçılarla bir araya gelerek 21.11.2005 tarihli adi yazılı protokolü yaptıklarını, yakın akraba olmaları nedeniyle birbirlerine güvenerek imzaladıkları protokol gereğince 368 ada 79 parseldeki 7, 8 ve 9 nolu bağımsız bölümlerini davalı …’e bedelsiz devrettiğini, her ne kadar protokolde bedelin adı geçen davalıdan alındığı belirtilmişse de işlemin gerçekte bir trampa olduğunu, protokolün imzalanmasından sonraki süreçte davalı …’e devrettiği taşınmazlara karşılık olarak, diğer davalı …’a ait 303 ada 37 parselin ½ payının kendisine devredileceği söylenmişse de devrin yapılmadığını, davalıların mallarını protokole göre trampa edip karşılıklı bedel aldıklarını, 08.04.2015 tarihinde, sağlık sorunları olan dava dışı … …’dan kalacak malvarlığının paylaşımı ve davalı …’ın belirtilen taşınmazdaki payını devretmesi hususlarında yeni bir protokol daha düzenlediklerini, şekil şartlarını taşımamasına rağmen taraflarca itiraz edilmeyen protokollerin şartlarının davalılarca yerine getirilmeyerek mağdur edildiğini, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek davalı … adına kayıtlı 303 ada 37 parsel sayılı taşınmazın ½ payının, mümkün olmazsa davalı … adına kayıtlı 368 ada 79 parseldeki 7, 8 ve 9 nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş; 29.11.2016 havale tarihli dilekçesi ile davalı … hakkındaki davasından feragat etmiş; 08.10.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile, çekişme konusu 303 ada 37 parsel sayılı taşınmazın ½ payı için iptal tescil isteğinin yanında terditli olarak bedel isteğinde bulunmuştur.
Davalı …, zamanaşımı defii ileri sürmüş, taşınmaz devir sözleşmesi niteliğinde olan protokollerin noterde usulünce yapılmadığından geçersiz olduklarını, davacının herhangi bir hak talep edemeyeceğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, zamanaşımı defii ileri sürmüş, 2005 tarihli proktokoldeki edimini yerine getirdiğini, davacının protokole dayalı herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını, davanın kötüniyetli olarak açıldığını, protokolün geçersiz sayılması halinde devrettiği taşınmaz payının kendisine iadesinin gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuş, 22.11.2016 tarihli dilekçesi ile, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca davalı … adına kayıtlı çekişme konusu taşınmaz payının davacıya ait olduğunu beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı … yönünden dava feragat nedeniyle reddedilmiş, inançlı işlem iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı, protokolde davacının taşınmazların satış bedelini aldığını kabul ettiği gerekçesiyle davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, iddianın ileri sürülüş biçimi ve dosya kapsamına göre, davanın adi yazılı şekilde düzenlenmiş protokolden kaynaklı şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, davada dayanılan 20.04.2002 ve 21.11.2005 tarihli protokollerin miras taksim sözleşmesi veya taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, verdiklerini ancak sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilecek olan davacının bu yönde bir talebinin bulunmadığı, davanın reddinin sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; …’ın 20.04.2002 ölümüyle geriye mirasçıları olarak eşi dava dışı … ile oğlu davalı … ve dava dışı …’in (davacı ile davalı …’ın anneleri) kaldığı, eldeki davanın tarafları ile dava dışı mirasçılar … ve … arasında imzalanan 25.11.2005 tarihli adi yazılı protokolde, davalı …’in çekişme konusu 303 ada 37 parseldeki ½ payının tamamını davalı …’a devredeceği, karşılığında bedel olarak davacı …’e ait dava konusu 7, 8 ve 9 nolu bağımsız bölümler ile davalı …’a ait dava dışı 10, 11 ve 12 nolu bağımsız bölümleri ve dava dışı …’e ait dava dışı 13 ve 14 nolu bağımsız bölümleri alacağının kararlaştırıldığı, protokolde, davacının, her ne kadar 7, 8 ve 9 nolu bağımsız bölümlerin davalı …’e devri karşılığında bir bedel almamış gibi görünüyor ise de bedeli davalı …’dan elde ettiğini ve bedel olarak doğmuş – doğacak bir hakkının kalmadığını kabul ve beyan ettiğinin belirtildiği, protokolün 7. maddesinde tapu işlemlerinin protokol tarihinde yapılacağının yer aldığı, bu kapsamda protokol tarihi olan 25.11.2005 tarihinde; davacının 7 ve 9 nolu bağımsız bölümlerin tamamı ile 8 nolu bağımsız bölümdeki ½ payının tamamını, davalı …’ın 10,11 ve 12 nolu bağımsız bölümlerin tamamını, dava dışı …’in 13 ve 14 nolu bağımsız bölümlerin tamamı ile 8 nolu bağımsız bölümdeki ½ payının tamamını davalı …’e; dava dışı … ile davalı …’in yarı yarıya paydaş oldukları 303 ada 37 parsel sayılı taşınmazı ise davalı …’a satış yoluyla devrettikleri anlaşılmaktadır. Öte yandan taraflar ile dava dışı … arasında 08.04.2015 tarihinde bir protokolün daha imzalandığı, anılan protokolün son paragrafında, tamamı davalı …’a ait 303 ada 37 parsel sayılı taşınmazın ½ payının davacıya verileceği ifadesinin yer aldığı görülmektedir.
Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 676. maddesinde, “Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar…Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.”, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 97. maddesinde, “Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Somut olayda, usulünce düzenlenip, hukuken geçerli ve taraflar için bağlayıcı olan 25.11.2005 ve 08.04.2015 tarihli protokoller uyarınca edimlerini yerine getiren davacı davayı açmakta haklıdır.
Hal böyle olunca, 08.04.2015 tarihli protokolün son maddesi uyarınca çekişme konusu 303 ada 37 parsel sayılı taşınmazın ½ payı bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nun 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 3.050.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 26/10/2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.