YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6570
KARAR NO : 2021/10618
KARAR TARİHİ : 21.09.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2019/116-2020/73
Dava, Kurumca gönderilen ödeme emirlerinden dolayı Kuruma borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Kanun’un Prim ve idari para cezası borçlarının hakedişlerden mahsubu, ödenmesi ve ilişiksizlik belgesinin aranması başlığını taşıyan 90’ıncı maddesinde “Kamu idareleri ile döner sermayeli kuruluşlar ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar, ihale yolu ile yaptırdıkları her türlü işleri üstlenenleri ve bunların adreslerini onbeş gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.
İşverenlerin hakedişleri, Kuruma idari para cezası, prim ve prime ilişkin borçlarının olmaması kaydıyla ödenir. Kesin teminatları ise ihale konusu işle ilgili olarak Kuruma borçlarının bulunmadığının tespit edilmesinden sonra iade edilir. İşverenlerin, kamu idareleri ile döner sermayeli kuruluşlar, bankalar ve kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar nezdindeki her çeşit alacak, teminat ve hakedişleri üzerinde işçi ücreti alacakları hariç olmak üzere yapılacak her türlü devir, temlik ve el değiştirme, Kurum alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.
Hakedişlerin mahsubu ve ödenmesi ile teminatların prim ve idari para cezası borçlarına karşılık tutulmasına ilişkin işlemlerin usûl ve esasları Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir…” düzenlemesine yer verilmiştir.
5510 sayılı Kanun’un 90’ıncı maddesi dayanak alınarak çıkarılan 29.09.2008 tarihli 27012 sayılı Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Prim ve İdari Para Cezası Borçlarının Hakedişlerden Mahsubu, Ödenmesi ve İlişiksizlik Belgesinin Aranması Hakkında Yönetmelik de bulunmaktadır.
Öte yandan, İdarelerce, Kurum tarafından sosyal sigorta borcu bulunmadığına dair ilişiksizlik belgelerinin geç verilmesi ihtimaline binaen kesin teminat mektuplarının geçerlilik süresinin dolmasına meydan verilmeksizin işlemlerin yürütülmesini temin etmek amacıyla 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun Teminat mektupları başlıklı 35’inci maddesinde, “… Kesin teminat mektuplarının süresi ihale konusu işin bitiş tarihi dikkate alınmak suretiyle idare tarafından belirlenir…”; 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun Kesin teminat ve ek kesin teminatların geri verilmesi başlığını taşıyan 13’üncü maddesinde, “Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra alınmış olan kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların
a)Yapım işlerinde; varsa eksik ve kusurların giderilerek geçici kabul tutanağının onaylanmasından sonra yarısı, Sosyal Sigortalar Kurumundan ilişiksiz belgesi getirilmesi ve kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra kalanı,
b) Yapım işleri dışındaki işlerde Sosyal Sigortalar Kurumundan ilişiksiz belgesinin getirildiği saptandıktan sonra; alınan mal veya yapılan iş için bir garanti süresi öngörülmesi halinde yarısı, garanti süresi dolduktan sonra kalanı, garanti süresi öngörülmeyen hallerde ise tamamı, yükleniciye iade edilir. Yüklenicinin bu iş nedeniyle idareye ve Sosyal Sigortalar Kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanunî vergi kesintilerinin yapım işlerinde kesin kabul tarihine, diğer işlerde kabul tarihine veya varsa garanti süresinin bitimine kadar ödenmemesi halinde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatlar paraya çevrilerek borçlarına karşılık mahsup edilir, varsa kalanı yükleniciye geri verilir…”, Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin Kesin teminatın iadesine ait şartlar başlığını taşıyan 46’ncı maddesinde; “Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesinden ve varsa işe ait eksik ve kusurların giderilerek geçici kabul tutanağının onaylanmasından ve yüklenicinin sözleşme konusu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, alınmış olan kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların yarısı; Sosyal Sigortalar Kurumundan ilişiksiz belgesi getirilmesi ve kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra kalanı, yükleniciye iade edilir.
Yüklenicinin sözleşme konusu iş nedeniyle idareye ve Sosyal Sigortalar Kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanunî vergi kesintilerinin kesin kabul tarihine kadar ödenmemesi halinde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatlar 4735 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesi hükmüne göre paraya çevrilerek borçlarına karşılık mahsup edilir, varsa kalanı yükleniciye geri verilir…” düzenlemeleriyle Kurumun prim alacaklarının teminatlardan tahsilinde kolaylık, çabukluk, garanti ve güvence sağlanarak, kamu kurum ve kuruluşlarına yükümlülükler getirilmiş olup, alacağın tümünün tahsilinin sağlanmasına ilişkin olarak özel kanun niteliğinde bulunan 5510 sayılı Kanunun 90. maddesinin uygulama önceliği olduğu gözetilmelidir.
Açıklanan bütün bu yasal düzenlemelere göre, her hak edişin müteahhide ödenmesinden önce müteahhidin Kuruma olan prim borcunun hakedişten mahsubu yapılmak suretiyle verilmesi, mahsup edilen bu prim borcunun da ihale makamı durumunda bulunan kuruluş tarafından Kuruma ödenmesi gerekmektedir. Gecikme zammı borcuda prim borcu kapsamında sayılır. Önemle belirtmek gerekirse müteahhide iş yaptıran kuruluşun üç türlü yükümlülüğü mevcuttur. Birincisi, işin ihale edildiği müteahhidin kim olduğunu ve adresini Kuruma bildirmek, ikincisi, prim borcuyla gecikme zammının ödendiği belgelendirilmedikçe hak edişleri ve teminatı müteahhide ödememek, üçüncüsü, Kurumun prim ve gecikme zammı alacağının ödenmediğinin anlaşılması halinde, bu alacağı hak edişten veya teminattan kesip Kuruma ödemek. Teminat, nakit olarak yatırılmamışsa teminatı paraya çevirdikten sonra mahsup işlemini yapmaktır (Resul Aslanköylü, Sosyal Sigortalar Kanunu Yorumu, sayfa 1795). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1988 tarih, 1986/10-618 Esas, 1988/263 Karar sayılı ve 10.4.2002 tarihli 2002/21-201 Esas, 2002/297 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.
Anılan hüküm çerçevesinde Yasada belirtilen Kurum, yada, kuruluşların sigorta prim borçları ile sorumluluğu prim borcunun kaynağının ilgili kurum yada kuruluşun yaptığı ihaleden kaynaklanması ve bu ihale konusu iş çerçevesinde hak ediş yolu ile ihaleyi alan prim borçlusu şirket, yada şahısa ödeme yükümlülüğü altına girmesi halinde mümkündür. Başka bir anlatımla ilgili kurum ve kuruluş ile ilişiği olmayan, ihale alacaklısının farklı bir işyerinden kaynaklı prim borçlarından dolayı ihale konusu hak edişlerden kesinti yapılamaz.
Somut uyuşmazlıkta; dava dışı RST Metal Oto Taş. Gıda Turz. San. Tic. ve Ltd. Şti.’nin kuruma olan borçlarından dolayı hak edişlerden kesinti yapılarak Kurumun banka hesabına ödenmesinin istendiği, davacı tarafça her ay düzenli olarak şirkete ait borç sorgulaması yapılıp hak edişlerden kesinti yapılarak Kurum hesabına ödendiğinin, kesin teminatın ise henüz çözülmediğinin iddia edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, öncelikle dava dışı şirketin ihale nedeniyle açtırdığı işyeri ve bu işyerine ait Kurum alacağı net olarak belirlenmeli, ödeme emirlerine konu edilen kurum alacağının bu işyeri ile ilgili olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı, davacı tarafça Kurum hesabına yapılan ödemeler ayrı ayrı denetime elverişli tespit edilmeli, ödemelerin Kurumca hangi borca mahsup edildiği, ödeme emirlerine konu borçlara ilişkin olup olmadığı, davacı tarafça ödeme emirlerine konu borçlara yönelik ödeme yapılıp yapılmadığı gerekirse bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmak suretiyle belirlenip varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.