Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2019/3416 E. 2021/8148 K. 22.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3416
KARAR NO : 2021/8148
KARAR TARİHİ : 22.11.2021

Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/04/2017 tarih ve 2016/443 esas 2017/105 sayılı beraat hükmüne yönelik, katılanlar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddi

Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.04.2017 tarihli ve 2016/443 esas 2017/105 karar sayılı hükmüne yönelik olarak, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen, 31.01.2018 tarih ve 2017/1816-2018/219 sayılı “istinaf başvurusunun esastan reddine” ilişkin hüküm, katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Olay günü saat 13:05 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, 12 metre genişliğinde bölünmüş asfalt kaplama hafif virajlı 50 km/s hız sınırı olan yolda seyir halindeyken, olay yerine geldiğinde yolun solunda seyreden minibüsün önünden aracının önüne çıkan ve seyrine göre yolun solundan sağına geçen yayalar … ve …’e aracının sağ ön tarafıyla çarpması sonucu …’ın öldüğü, …’in ise vücudunda 2. derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda; kazanın gerçekleşme şekline göre, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına ait 14.03.2017 tarihli raporunu hükme esas alan mahkemenin, beraate ilişkin kabul ve uygulaması yerinde görülmekle yapılan incelemede;
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suç açısından sanığın kusurunun bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekilinin sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine, kaza raporu ile ATK raporu arasında çelişki bulunduğuna, sanığın önündeki aracı sağdan geçmek istemesi üzerine olayın meydana geldiğine, yerel mahkeme kararı ile istinaf mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 31.01.2018 tarih ve 2017/1816-2018/219 sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara karşı yapılan temyiz isteminin isteme uygun olarak 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE; 5271 sayılı CMK’nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi ile değişik 304/1. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesine; kararın bir örneğinin de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE; 22.11.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(M) (M)

MUHALEFET ŞERHİ:

Dosya içeriğinde yer alan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; sanık hakkında verilen beraat kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine katılmamaktayız. Şöyle ki;
Sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, 12 metre genişliğinde bölünmüş asfalt kaplama hafif virajlı 50 km/s hız sınırı olan yolda seyir halindeyken, olay yerine geldiğinde yolun solunda seyreden minibüsün önünden aracının önüne çıkan seyrine göre yolun solundan sağına geçen yayalar … ve …’e kaldırıma yakın yerde aracının sağ ön tarafıyla çarpması sonucu …’ın öldüğü,
…’in ise vücudunda 2. derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı olayda; mahkemece Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığına ait 14.03.2017 tarihli raporunu hükme esas alarak sanık hakkında beraat kararı verilmiş ise de; hız sınırının 50 km/saat olduğu kaza mahallinde, bizzat sürücü sanığın beyanına göre 55 km/saat hızla gittiğinin ifade edildiği, çarpmanın sağ şeritte meydana geldiği, çarpma sonrası 6.6 m sürükleme izi bulunduğu, olay mahallinin 34.8 m ilerisinde düşey ve yatay işaretlemelerle belirlenmiş yaya geçidi olduğu,
Dosya arasında bulunan Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesince alınan 28.05.2018 tarihli trafik uzmanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; sanığın yayalara çarpma noktası ve ölen yayanın çarpılmadan sonra taşıt yolu üzerinde yattığı yer gözönüne alındığında, yaya kaldırımına yakın yerde yayalara çarparak, ölen yayanın 6.6 metre sürüklenmesine sebebiyet veren sanığın, seyir alanını yeterince kontrol etmeden seyrine devam ettiğinden tali kusurlu olduğunun belirtildiği,
Aynı mahkemece Karayolları Trafik Fen Heyeti bilirkişilerinden alınan 22.10.2018 tarihli raporda, olay yeri üç yönlü kavşak girişi olduğundan, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68/b-3, 52-a.b, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 109-d maddesine göre, kavşaklarda ilk geçiş hakkının kavşak giriş ve çıkışlarından geçmek isteyen yayalara ait olması dikkate alındığında, sanığın olay yeri kavşağa yaklaşırken, kavşakta olabilecek yaya ve taşıt trafiği nedeniyle ön ilerisine azami dikkat vermemekle, aracının hızını aracının yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamakla ikinci derecede kusurlu olduğuna ilişkin tespitlere yer verildiği,
Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesince alınan 11.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda da özetle, sanığın solundaki minibüsün sağından sollamaya çalıştığından, Karayolları Trafik Kanununun 54-a. maddesine göre, geçme geçilecek aracın solundan yapılması gerekmekte olup, araç sollamalarında sağdan geçişin yasak olması dikkate alındığında, sanığın önündeki aracı sağdan solladığı sırada, bu aracın önünde herhangi bir yayanın kaplamada olabileceğine düşünerek dikkatli seyretmesi gerekirken, solundaki aracı sağdan sollayarak, sevk ve idare hatası sebebiyle tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığı,
Buna göre, sanığın sol şeritte seyreden minibüsün aniden durması nedeniyle, yol güvenliğini sağlamak amacıyla yavaşlayarak kontrollü bir şekilde yolunadevam etmesi gerekirken, olay mahalli üç yönlü kavşak alanında hastane önünde hızını güvenli geçişe imkan verecek şekilde azaltmadan, minibüsün sağından yoluna devam ederek sol yanından kaplamaya giren, yayaları gördüğünde yoldaki mevcudiyetini gösterecek şekilde ikaz, fren ve direksiyon tedbirine başvurmamakla, oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenmiş kaza tespit tutanağına göre somut olayda kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu beraatine karar verilmesi yasaya aykırı görülmüştür.
Yukarıda izah ettiğimiz nedenlerden dolayı, sayın çoğunluğun beraat kararının usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin görüşüne iştirak edilmemiştir.