YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2979
KARAR NO : 2021/7021
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık … müdafin süresinden sonra vaki ve sanıklar … ile … müdafilerin sonuç ceza miktarı itibarıyla da koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme taleplerinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 318. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin O yer Cumhuriyet savcısının sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından kurulan beraat hükümlerine, sanıklar …, …, … ve … müdafilerin anılan sanıklar haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine, sanık …’ın hakkında verilen mahkumiyet hükmüne ve sanık … müdafin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
A) İddianamede 10 numaralı eylem olarak belirtilen olay bakımından sanık … hakkında rüşvet alma suçundan açılan kamu davası açısından zamanaşımı süresi içinde mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
B) İddianamede yer alan 3 numaralı olay yönünden sanıklardan … hakkında rüşvet alma, … hakkında rüşvet verme, 4 numaralı olay bakımından sanıklardan …, … ve … hakkında rüşvet alma, … hakkında rüşvet verme suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarına ilişkin olarak; taraflar arasında işin yapılmasından önce veya yapılması sırasında rüşvet anlaşması yapıldığına dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmaması karşısında, kamu görevlisi olan sanıklara yüklenen rüşvet alma isnatlarının sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanıklara atılı rüşvet verme eylemlerinin ise TCK’nın 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etme suçlarını oluşturabileceği, söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla bu suçun aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımı süresini kesen en son işlem olan 15/03/2012 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar haklarında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
C) İddianamede yer alan 2 numaralı olay yönünden sanıklardan … hakkında rüşvet alma, … hakkında rüşvet verme, 5 numaralı olay bakımından sanıklardan … ve … hakkında rüşvet alma, 8 numaralı olay açısından sanıklardan … ve … hakkında rüşvet alma, … ve … hakkında rüşvet verme, 11 numaralı olay yönünden sanık … hakkında rüşvet alma, 14 numaralı olay bakımından sanıklardan … hakkında rüşvet alma, … hakkında rüşvet verme, 16 numaralı olay yönünden ise sanık … hakkında rüşvet verme suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklardan … yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde yer alan “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir” biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendisini vekille temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanık … lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık … müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasına “Kendisini vekille temsil ettiren sanık … için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 2.640 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak adı geçen sanığa verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanıklar …, …, …, …, …, … ve … haklarında ise rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle bu hükümlerin DOĞRUDAN ONANMASINA,
D) İddianamede yer alan 1 numaralı olay bakımından sanıklardan … hakkında rüşvet alma, … hakkında rüşvet verme, 10 numaralı olay yönünden sanık … hakkında rüşvet verme, 15 numaralı olay açısından sanıklardan … hakkında rüşvet alma, … hakkında rüşvet verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile 10 numaralı olay yönünden sanık … hakkında rüşvet alma, 4 numaralı olay açısından sanık … hakkında rüşvet verme suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
İddianamede yer alan 1 numaralı olayla ilgili haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen inceleme dışı sanıklar … ve … hakkında CMK’nın 140. maddesi uyarınca alınan teknik araçlarla izleme kararına istinaden yapılan takip sırasında, suç tarihinde Avcılar Belediye Başkanlığında zabıta memuru olarak görev yapan sanık …’in, diğer sanık …’e ait kamyonların reklam amacıyla Avcılar Tem Bağlantı yolu üzerinde usulsüz olarak durmasına izin vermesi karşılığında menfaat sağladığı tespit olunarak …’in rüşvet aldığı, diğer sanık …’ın da rüşvet verdiği iddia ve kabul olunan somut olayda;
Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu’nda koruma tedbirleri arasında yer alan teknik araçlarla izleme tedbiri ile tesadüfen elde edilen delillerin ele alınması gerektiği,
5271 sayılı CMK’nın “Tesadüfen elde edilen deliller” başlıklı 138. maddesinin ikinci fıkrası “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135’inci maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet savcılığına derhâl bildirilir” şeklinde hüküm altına alınmış olup, 01/06/2005 tarihinden sonra başvurulacak olan iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, soruşturma veya kovuşturma ile ilgili olmayan, ancak 135. maddenin altıncı fıkrasında sayılan suç ya da suçlardan birisinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek delilin elde edilmesi durumunda, “tesadüfen elde edilen delil” olarak adlandırılan bu delilin belirtilen suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılmasının olanaklı hale getirildiği,
CMK’nın “Teknik Araçlarla İzleme” başlıklı 140. maddesine göre; “Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve iş yeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir”
Maddeye göre şüpheliler hakkında teknik araçlarla izleme kararı verilebilmesi için;
Soruşturma konusu suçun kanunda sayılan suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde edilme olanağının bulunmaması, Hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararı gerektiği, CMK’nın 140. maddesi gereğince, alınan teknik araçlarla izleme kararı sonucunda elde edilen delillerin yalnızca bu maddede sayılan katalog suçlar kapsamında yer alan suç bakımından delil olarak kullanılabileceği, katalog suçlar dışında kalan bir suç bakımından ise elde edilen delillerin yargılamada kullanılmasının, maddenin 4. fıkrasının açık hükmü karşısında olanaklı olmadığı,
Buna karşılık; CMK’nın 138. maddesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Birinci Kitap Dördüncü Kısım Koruma Tedbirleri Beşinci Bölüm Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi başlığı altında, aynı Yasa’nın 140. maddesi ise Kanunun Birinci Kitap Dördüncü Kısım Koruma Tedbirleri Altıncı Bölüm Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme başlığı altında düzenlendiğinden, “Tesadüfen elde edilen deliller” başlıklı CMK’nın 138. maddesi “teknik araçlarla izleme”yi kapsamadığı gibi Kanunda teknik araçlarla izlemeye ilişkin olarak 138. maddedeki düzenlemeye benzer bir hükme yer verilmediğinden, teknik araçlarla izleme sırasında tesadüfen elde edilen delillerin soruşturma veya kovuşturma sırasında CMK’nın 217. maddesi kapsamında delil olarak kullanılmasının olanaklı olmadığı,
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların aşamalarda istikrarlı olarak atılı suçlamaları inkar ettikleri, eldeki davada kamu görevlisi olan sanıkta ele geçirilen bir paranın bulunmadığı, sanıklar Tekin ve Zeki hakkında CMK’nın 140. maddesi uyarınca alınan teknik araçlarla izleme kararları sonucunda elde edilen delillerin, haklarında bu yönde karar verilmiş olmayan sanıklar aleyhinde yasal kanıt olarak kullanılamayacağı gözetilerek, hukuka aykırı bu deliller dışlandığında, dosya kapsamında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarına ilişkin olarak; taraflar arasında işin yapılmasından önce veya yapılması sırasında rüşvet anlaşması yapıldığına dair sanıkların mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince yüklenen suçtan beraatleri yerine yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
İddianamede yer alan 15 numaralı olay yönünden suç tarihinde Avcılar Belediye Başkanlığında zabıta komiseri olarak görev yapan sanık …’ın, diğer sanık …’ya ait iş yerinin ruhsatsız çalıştırılması karşılığında sanığa ait adreste yapılan aramada ele geçirilen ajandada yazılı olan miktarları rüşvet olarak aldığı kabul edilen somut olayda rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de; rüşvet anlaşmasının nasıl yapıldığı, içeriği ya da rüşvet suçuna konu eylemlerin neler olduğunun açıkça ortaya konulmaması, dosya kapsamında sanık …’ya ait iş yerinin ruhsatsız işletildiğine dair bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığı gibi dosyada bu hususta başkaca bir delilin de bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların savunmalarının aksine atılı suçları işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince yüklenen suçtan beraatleri yerine yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
İddianamedeki 10 numaralı olay bakımından suç tarihinde … Enerji isimli şirketin yetkilisi olarak görev yapan sanık …’ın, Avcılar ilçesinde şirketi tarafından kurulan baz istasyonu ile ilgili yaşanan sorunların çözülmesi ve kolaylık gösterilmesi karşılığında Avcılar Belediye Başkanlığında zabıta komiseri olarak görev yapan sanık …’a menfaat sağlayarak rüşvet verdiği kabul edilen somut olayda; baz istasyonlarıyla ilgili gerçekleştirilen işlemlerde zabıta memurlarının görevlerinin olmamasına nazaran atılı rüşvet suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı, ancak sanık … tarafından sanık …’a gönderilen paranın sanık …’e teslim edildiği dikkate alındığında sanıkların üzerlerine atılı eylemin iştirak halinde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından yazılı şekilde hükümler kurulması,
Sanık …’ın hükümden sonra 03/01/2015 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete’nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işledikleri kabul edilen sanıklar … ve … hakkında 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna karar verilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar …, …, … ve … müdafilerin, sanık …’ın ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 21/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.