Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1874 E. 2022/127 K. 05.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1874
KARAR NO : 2022/127
KARAR TARİHİ : 05.01.2022

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14/01/2016 tarihinde verilen dilekçeyle mirasın reddinin iptali talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17/07/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

KARAR

Dava, 6183 sayılı Kanunun 30. maddesine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali talebine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı …’ın davacı kuruma vergi borcu bulunduğunu, davalının babası …’ın 17.04.2012 tarihinde vefat ettiğini, davalıya babasından intikal edecek miras hisseleri üzerine haciz konulduğunu, ancak davalının Mustafakemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.07.2012 tarih, 2012/583 Esas, 2012/747 Karar sayılı ilam ile mirasın gerçek reddi beyanında bulunduğunu, mirasın reddinin borcu ödemekten kaçma amaçlı olduğunu belirterek; 6183 sayılı Kanunun 30 vd. maddeleri gereğince tasarrufun iptalini ve davalının babasından kendisine intikal eden taşınmazlardaki hissesine düşen payların davalı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı, TMK’nın 617. maddesi gereğince 6 aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Yerel mahkemece, talebin TMK’nın 617. maddesinde düzenlenen mirasın reddi talebi olduğu ve altı aylık hak düşürücü sürede gerçekleştirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf talebi, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından esastan reddedilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde ve yargılamanın tüm aşamalarında taleplerinin 6183 sayılı Kanunun 30 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali olduğunu beyan etmiş, TMK’nın 617. maddesine dayalı talebi yahut ıslah beyanı olmamıştır. Dava dilekçesinin başlığında dava “mirasın reddinin iptali” olarak nitelendirilmiş ise de; davacı dilekçenin içeriğinde amacını açıklamıştır. Yerel mahkemece 17.03.2017 tarihli ön inceleme zaptında uyuşmazlığın nitelendirmesi “davalının babası …’dan kalan mirasın reddine ilişkin Mustafakemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.07.2012 tarih ve 2012/ 583E.- 747 K. sayılı kararı ile davanın iptali ile davalının babasından kendisine intikal eden ve dava dilekçesinde gösterilen ilgili parsel numaralı taşınmazlardan hissesine düşen payların adına tescili’’ şeklinde belirtilmiş ise de, davanın TMK’nın 617. maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemece, talebin 6183 sayılı Kanunun 30 vd. maddelerine göre tasarrufun iptalini içerdiği, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, 4271 sayılı Türk Medeni Kanununa göre özel kanun niteliğinde olduğu, anılan kanunun Amme Alacağının Tahsiline İmkan Bırakmamak Maksadıyla Yapılan Tasarruflar başlıklı 30. maddesindeki; “Borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadiyle borçlu tarafından bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muameleler tarihleri ne olursa olsun hükümsüzdür.” hükmünün yer aldığı dikkate alınarak, işin esasına girilip yapılacak inceleme sonucunda bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle talebin TMK’nın 617. maddesinde düzenlenen mirasın reddi talebi olduğu ve altı aylık hak düşürücü sürede gerçekleştirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi, Bölge Adliye Mahkemesince de yerel mahkemenin gerekçesinin doğru olduğu belirtilerek davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle HMK 373/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, dosyanın ilk derece MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 05.01.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.