Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2020/8349 E. 2021/15348 K. 16.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8349
KARAR NO : 2021/15348
KARAR TARİHİ : 16.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki borçluya ait taşınmazın tapu kaydı üzerine haciz şerhi işlenmemesi nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, borçluya ait taşınmazın tapu kaydı üzerine haciz şerhi işlenmemesi nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin, borçlu dava dışı… hakkında … İcra Müdürlüğünün 2007/389 Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, takip dosyasından borçluya ait taşınmazlara haciz şerhi konulması için … Tapu Sicil Müdürlüğüne müzekkereler gönderildiği, müzekkerelere verilen 13.03.2007 ve 05.04.2007 tarihli cevabi yazılarda borçlu adına taşınmaz mal kaydına rastlanmadığından haciz şerhi talebinin reddedildiği ve ilgili taşınmazların mahalle-köy, ada-parsel numaralarının bildirilmesinin istendiği, ancak üçüncü kez yazılan müzekkere sonucunda borçlu adına kayıtlı bağımsız bölümler üzerine 27.09.2007 tarihinde haciz şerhinin konulduğu, borçlunun taşınmazları hakkında ipotek alacaklısının talebi üzerine yürütülen satış işlemleri çerçevesinde hazırlanan sıra cetvelinde davacının haciz tarihi itibariyle cetvelin dördüncü sırasında yer aldığı, satıştan elde edilen bedelin ilk sıradaki ipotek alacaklısının alacağı ile ikinci sıradaki haciz alacaklısının 17.898,54 TLTik kısmını karşılayabildiği, bulunduğu sıra itibariyle davacının alacağını karşılamaya ise yetmediği, borçlunun taşınmazına haciz ./..
şerhi konulmasına ilişkin … Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilen ilk müzekkerenin gereğinin yerine getirilmesi halinde haciz tarihi itibariyle davacının sıra cetvelinde ikinci sırada yer alacağı ve satıştan elde edilen bedel ile alacağını kısmen karşılayabileceği, ancak haciz şerhinin işlenmemesi sebebiyle alacağını elde edemediği ve 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca Devletin sorumluluğu kapsamında tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi, tapu sicilinin aleniliği ve tapu siciline güven ilkelerinin yansımasının sonucu olarak, mülkiyet hakkı ya da başkaca bir aynî hak edinen kişinin, bu sicilin tutulması nedeniyle uğradığı zararın tazminine ilişkin olup, buna göre “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
Medenî Kanunun 1007. maddesi gereğince davalı sıfatı Hâzinenin olup, tapu müdürlüğünün davalı sıfatı bulunmadığından tapu müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumetten reddi gerekeceği hususu düşünülebilir ise de, Hukuk Genel Kurulunun 2011/9-718 E. – 2012/36 K. sayılı kararında da değinildiği üzere, HMK’nın 124/4. maddesindeki, “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder” hükmü uyarınca, somut olayda, tapu müdürlüğünün davalı gösterilmesi ve tapu müdürlüğünün de Hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmasının temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir. Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre de davacı, temsilcideki yanılmayı sonradan düzeltebilir. Temsilcide yanılmanın hukukî yaptırımı, hasımda yanılmada olduğu gibi, davanın reddi gibi ağır bir sonuç doğurmaz.
Davanın niteliğine göre, husumetin Hâzineye yöneltilmesi gerekirken, taraf sıfatı bulunmayan tapu müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, davanın davalı olarak sadece tapu müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilcide yanılma hali re’sen gözetilerek, davanın Hâzineye yöneltilmesi için davacı yana olanak verilmesi, Hâzinenin delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan bozmanın niteliğine göre sair hususlar incelenmeksizin hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacıdan peşin alınan temyiz ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 16/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.