Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2019/4863 E. 2021/21142 K. 17.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4863
KARAR NO : 2021/21142
KARAR TARİHİ : 17.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Beraat

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adli Emanet Müdürlüğü’nün 2013/234 numaralı sırasında kayıtlı bulunan 1 adet çakı bıçağının müsaderesi, 1 adet delil zarfı içerisinde kan olduğu düşünülen lekenin ise dosyada delil olarak saklanması konusunda mahallinde karar alınması mümkün görülmüştür.
Sanığın tartıştığı eşinin, seslerin etraftan duyulmaması için evden çıkmasını engellediği şeklindeki savunmasının aksine hürriyeti kısıtlama kastıyla hareket ettiğine ilişkin mahkumiyete yeterli delil bulunmamasına göre mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Mahkemece kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan Cumhuriyet Savcısının atılı suçun unsurlarının oluştuğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.11.2021 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Mağdure 26.11.2013 tarihli kolluk ifadesinde; “… Eşimle tartıştık eşim bunun üzerine soba karıştırmak için kullanmış olduğumuz şişi eline alarak kollarıma ve bacaklarıma vurdu ben sabahleyin şikayetçi olmadım odama geçip yattım. … de işe gitti akşam iş dönüşü eve geldiği esnada kayınvalidem … eşim …’e bu kadını evimde istemiyorum bunu gönder bu kadın bu evde ekmek yemeyecek dedi. Eşimde bunun üzerine babamla telefonla konuştu babamla ne konuştular tam olarak duymadım babamın ne söylediğini duymadım ancak … telefonda babama gel kızını götür götürmezsen yemin ederim öldüreceğim dedi. Bu telefon konuşmasından sonra tekrar tartışmaya başladık tartışma sonunda eşim gardolabında bulunan elbiselerimi bıçakla yırtmaya başladı. Ben ne yaparsan yap dedim eşim bunun üzerine bana kızarak şimdi bana göstermiş olduğunuz ve sürekli üzerinde taşıdığı çakıyı sırtıma sapladı. Ben can havli ile odadan çıkarak dışarı çıkmak istedim bu esnada kayınvalidem kapıyı kapattı dışarı çıkmamı engelledi. Ben tekrar kayınvalidemi atlatarak dışarı sokağa çıktım kayınvalidem arkamdan İbrahim’e bağırıyordu karın dışarı çıktı git şunu yakala saçlarından sürüyerek eve getir dedi. Eşim peşimden dışarı geldi beni yakaladı eve zorla götürdü bunu komşuların görüp görmediğini bilmiyorum. Hava karanlıktı ben kimseyi görmedim. Beni eve götürdükten sonra tekrar beni evde dövmeye başladı. Ben elinden kurtularak odaya kendimi kilitledim İbrahim bana sakın polisi arama polis kapıya gelirse seni öldüreceğim diye bağırıyordu. Ben 155 aradım polisler geldi bizi Emniyete götürdüler. …” şeklinde beyanda bulunmuş ve kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçmekle birlikte soruşturma ifadesini tekrar etmiştir.
Sanık 26.11.2013 tarihli somut ifadesinde özetle; mağdureyi doğrulayarak kontrolünü kaybederek eşinin sırtına bıçakla vurduğunu, eşinin bu sırada dışarı çıkmak istediğini, kendisinin de komşulara rezil olmamak için engelleyip çektiği şeklinde; kovuşturma aşamasında da; tekrarla eşini bıçakla yaraladığını, komşulara rezil olmamak için eşinin dışarı çıkmasını engellediğini pişman olduğunu belirterek suçunu kabul etmiştir.
Hakkında dava açılmayan … soruşturma ifadesinde; kavgadan sonra gelininin dışarı kaçtığını, oğlunun peşinden giderek eve geri getirdiğini belirtmiştir.
Mağdurenin doktor raporunda; sırtında 2 cm uzunluğunda kesici delici alet yaralaması mevcut olduğu belirtilmiş, olay yeri inceleme raporunda evin içinde kan lekeleri tespit edilmiştir.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda failin saikinin bir önemi bulunmadığı gibi doğrudan kaste bile gerek yoktur. Suçun oluşması için genel kast yeterlidir.
Bu durumda önce eşini bıçakla yaralayan sanığın yaralı şekilde yeniden koşan mağdureyi (kendi açısından rezil olmamak saikiyle) sokakta yakalayıp bir sağlık kuruluşuna gitmesini engelleyerek zorla eve geri getirdiği ancak polislerin müdahalesiyle evinden alınıp tedavi ettirildiği olayda sanığın sabit olan fiilinin maddi ve manevi unsurları itibariyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşturduğu bu nedenle beraat hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına iştirak edilmemiştir. 17.11.2021