Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/4148 E. 2021/8409 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4148
KARAR NO : 2021/8409
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 1-Sanıklar … ve ….haklarında beraat
2-Sanık … hakkında; TCK’nın 85/1, 62/1, 51/1-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Taksirle öldürme suçundan sanıklar … ve…’in beraatlerine; sanık …’ın ise mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık … müdafii ve müşteki vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılma isteminde bulunmasına rağmen, bu konuda herhangi bir karar verilmeyen şikayetçinin, CMK’nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz hakkının bulunduğu, …’ın ölmesi nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan şikayetçinin CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
1-Sanık … hakkındaki beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde, haberleşme altyapısına ait sistemlerin kurulumu işinin İşveren Kule Hizmet ve İşletmecilik A.Ş. tarafından 01.01.2008 tarihli “saha hazırlık hizmet sözleşmesi” ile taşeron şirket Öz-Aş İnşaat Telekomünikasyon Ltd. Şti’ne verildiği, bu şirket tarafından da 01.01.2008 tarihli yine “saha hazırlık hizmet sözleşmesi” ile alt taşeron Es-Ka İnşaat şirketine verildiği; sanık …’ın, Es-Ka İnşaat şirketinin sahibi ve sorumlusu olduğu, sanık …’ın olay tarihinde askere gitmesi nedeni ile yetkilisi olduğu alt taşeron şirketi Es-Ka İnşaat şirketinin yönetim yetkisini kardeşi olan sanık …’a devrettiği;
Yapılan yargılama sonunda, sanık …’ın olay tarihinde şirket yetkilisi olmaması nedeni ile yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanığın da kusurlu olduğuna ve ceza alması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2-Sanık … hakkındaki beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde, haberleşme altyapısına ait sistemlerin kurulumu işinin İşveren Kule Hizmet ve İşletmecilik A.Ş. tarafından 01.01.2008 tarihli “saha hazırlık hizmet sözleşmesi” ile taşeron şirket Öz-Aş İnşaat Telekomünikasyon Ltd. Şti’ne, bu şirket tarafından da yine aynı tarihli (01.01.2008 ) “saha hazırlık hizmet sözleşmesi” ile alt taşeron Es-ka inşaat şirketine verildiği; olayın meydana geldiği Çınar ilçesi Ağaçsever köyünde, Es-Ka firması işçilerinin sözleşme gereği “Turkcell baz istasyonu kule montajı” işini yaptıkları, sanık … …’in jeofizik mühendisi olup, Öz-Aş İnşaat Telekomünikasyon Ltd.Şti’nde “kule kontrol sorumlusu” ve firma yetkilisi olarak çalıştığı,
Öz-Aş şirketi ile Es-Ka arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 8. maddesinde Kule Kontrol Sorumlusunun görev tanımı yapılırken, sözleşme uyarınca yüklenici tarafından gerçekleştirilen iş ve hizmetlerin denetlenmesi, kontrolü, kabul işlemlerinin ve diğer imalat aşamalarının takibi ile görevli olduğu, yükleniciye gerekli değişikliklerin yapılması ve gerekli tedbirlerin alınması konusunda talimat verme hak ve yetkisine sahip olduğu, hükmünün yer aldığı,
Sanık …’ın, olay yeri olan Ağaçsever köyüne geldiği, burada Es-Ka firması işçilerinin “Turkcell baz istasyonu” kule montajı işini saat 18.00 sıralarında bitirdikleri, sanık …’ın yaptığı kontrolde 60 metre uzunluğundaki kulede bazı montajların hatalı yapıldığı, cıvataların ters takıldığını tespit etmesi üzerine, hatalı montajların düzeltilmesi için işçilere talimat verdiği, bu sırada Sektör Denetim Firması yetkilileri … ile…’in de olay yerine geldiği, firma yetkilileri ile birlikte Es-Ka firmasının işçisi olan ölen … ile birlikte işçi Recep Erkoç’un emniyet kemeri takmadan kuleye çıktıkları, İlhan’ın kulenin 40. metresinde ters atılan vidaları değiştirdiği sırada dengesini kaybederek 40 metre yükseklikten aşağıya düştüğü olayda;
Ekip şefi işçi …’ın tüm aşamalarda verdiği ifadesinde özetle “…ölen … halamın oğludur. Olay günü saat 18.00 sıralarında Turkcell şirketinden denetimciler ve… bey geldiler ve kuledeki bazı montajların hatalı olduğunu söyleyip yeniden düzeltmemizi istediler. Hasan bey bize kulenin Sektör denetim firmasına tamamlanmış halde teslim edileceğini söyledi. Ben de… bey’e işin bu saatten sonra yetişmeyeceğini söyledim. Hasan Bey’de ne kadar iş yapabilirsek yaptığımız kadar yapalım dedi:..” şeklindeki ifadesi, kule kontrol sorumlusunun görev tanımı dikkate alındığında; emniyet kemeri olmadan ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işçilerin kuleye çıkmasına göz yuman, sanık … …’in kusurlu olması nedeni ile mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporunun oluşa uygun kabul edilmesi ve delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA;
3-Sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
“Turkcell baz istasyonu kule montajı” işini alt taşeron olarak yüklenen Es-Ka İnşaat şirketinin, olay tarihindeki yetkilisinin sanık olduğu, Yapı İşlerinde Sağlık ve Güvenlik yönetmeliği hükümlerine göre, yüksekteki çalışmaların uygun ekipmanlar ile (bomlu merdivenli sepetli kaldırma araçları, kule vinçleri gibi) veya korkuluklar, platformlar ve güvenlik ağları gibi toplu koruma ağaçları, şayet işin doğası gereği toplu koruma önlemleri uygulanamıyorsa, çalışanlar sabitleme kemerleri, dağcı ipi veya çengelli ip gibi veya vücut tipi emniyet kemerleri kullanmak zorunda olduğu, yüklenici firma Es-Ka şirketi tarafından bu güvenlik önlemlerinin alınmadığı, işin başında şantiye şefi bulundurmadığı, ekip şefi olan …’ın da şantiye şefi vasfı bulunmadığı, tüm bu nedenlerle sanığın asli kusurlu olduğu ve mahkemece de asli kusurlu kabul edildiği olayda;
a-Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK’nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu olarak meydana gelen kaza sonucu bir kişinin ölmesine neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması;
b-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.07.2009 tarih ve 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saiki” ve (f) bendinde yer alan ”failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
c-Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezasının uzun süreli de olsa, diğer koşulların varlığı halinde TCK’nın 50/4. maddesine göre adli para cezasına çevrilebileceğinin belirtilmiş olmasına karşın, hükmün C/4. bendinde “Sanığa verilen hapis cezasının, cezanın miktarı itibarı ile TCK.nun 50/1 maddesi gereğince seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına” şeklindeki hatalı gerekçeyle hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA; 30.11.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.