YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/6296
KARAR NO : 2013/2686
KARAR TARİHİ : 14.03.2013
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …; çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanıklar …, …, …; çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve fuhuş suçlarından sanıklar … ve …’ın yapılan yargılamaları sonunda; sanıkların cinsel istismar suçlarının reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulüyle şikâyetten vazgeçme nedeniyle açılan kamu davalarının düşürülmesine, sanıklar … ve …’ın fuhuş suçundan mahkûmiyetlerine dair Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.04.2007 gün ve 2006/2 Esas, 2007/152 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcısı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) vekili, mağdurenin babası … vekili ve sanıklar …, …, …, … ve … müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Bursa Çocuk Mahkemesinin 25.11.2005 gün ve 2005/35 Müt. sayılı Kararı ile koruma altına alınan mağdurenin, Bursa 1. Çocuk Mahkemesinin 08.12.2006 gün ve 2006/284 Müt. sayılı Kararı ile koruma kararının kaldırılarak kurumla ilişiğinin kesildiğinin belirtilmesi karşısında, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK)’nun katılan sıfatının ortadan kalktığı gözetilerek hükümleri temyiz etmeye anılan gerekçelerle hakkı bulunmadığından, mağdurenin babası …’in 14.09.2006 tarihli oturumda şikâyetten vazgeçip usulüne uygun katılan sıfatını almadığı anlaşıldığından, vâki temyiz taleplerin CMUK.nın 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı reddiyle incelemenin bir kısım sanıklar müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyizleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık …’nin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla alınan nüfus kayıt örneğinden, hükümden sonra 15.07.2011 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nın 64/1. maddesi uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,
Dosya kapsamına getirtilen Mernis doğum tutanağı ve bu tutanağa dayanak yapılan Karacabey Devlet Hastanesinin 02.07.1992 tarihli doğum raporunda belirtildiği üzere, 669 protokol numarası ile hastahaneye yatırılan …’nin 02.07.1992 tarihinde bir kız çocuk doğurduğunun belirtilmesi ve mağdurenin nüfus kaydı ile uyumlu bu tarihe göre 16.11.2005 tarihinde 14 yaşı içerisinde olduğu, radyoloji uzmanı bulunmayan Eskişehir Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen 21.04.2006 tarihli raporunda mağdurenin onsekiz yaşında olduğunun belirtildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 06.10.2006 tarihli raporunda ise olay tarihi olan 16.11.2005 tarihinde 17 yaşı içerisinde olduğunun belirtilmesi karşısında, suçun oluşumuna etkisi bakımından mağdurenin yaşı üzerinde durularak ve gerekirse yeniden kemik grafileri çektirilerek dosya ile birlikte mağdurenin Adli Tıp Kurumu Kanunun 15/f maddesi uyarınca Adli Tıp Genel Kuruluna sevki sağlanarak, yaşa ilişkin raporlar ile nüfus kaydına göre hesaplanan yaşı arasında 3-4 yıl gibi büyük bir farkın bulunmasının tıbben mümkün olup olmadığının sorularak, mümkün ise sebeplerinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde, bilimsel olarak açıklattırılmasının istenmesinden sonra ve 18.11.2005 tarihli iki sosyal hizmet uzmanı tarafından düzenlenen raporda düzensiz ve sağlıksız bir aile ortamı içinde yaşayan …’ın sağlıklı bir ruh yapısına sahip olmadığı, yapılan görüşmede sürekli tutarsız bilgiler verdiği, bir sonraki cümlesinin önceki ile çeliştiği, davranışları ve konuşmaları ile zeka seviyesinin düşük olabileceği izlenimini uyandırdığının belirtilmesi ve yine 21.02.2006 tarihli psikolog bilirkişi raporuna göre yaşamını ev içerisinde geçirip uygun olmayan rol modelleri ile yaşantısını sürdürmesi sonucunda küçük yaşta pek çok olumsuz durum ile karşılaşmış, yeterli bilişsel yapıya sahip olamadığı için karşısına çıkan bu olumsuz durumlarla başetmede yeterli direnci göstermediğinin belirtilememesi karşısında, mağdurenin Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Kuruluna gönderilerek kendisinde maruz kaldığı fiile mukavemet edemeyecek derecede zeka geriliği veya akıl hastalığı bulunup bulunmadığı, mevcutsa bu durumun hekim olmayanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği ve fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmiş olup olmadığı hususlarında açıklayıcı mütalaa alındıktan sonra, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik tahkikatla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanıklar …, …, …, … ve … müdafileri temyiz itirazları bu itibarla yerince görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.